Seda Zeynep Köse Trabzon ve Batum'da
Seda Zeynep Köse, Karadeniz'e gitti, gezdi, gördü, kemençe çaldı, yaylara çıktı Karadeniz'in bilinmeyenleri sizler için yazdı
SEDA ZEYNEP KÖSE / HABERTURK.COM
szk@haberturk.com
Coral Travel ve Habertürk işbirliğinde gerçekleşen, Karadeniz turumuz devam ediyor. Sabah yapılan ballı, muhlamalı, tereyağlı zengin bir kahvaltının ardından, hepimizin heyecanla beklediği Batum yolculuğumuza çıkmak üzere, istemeden de olsa Ayder’e veda ediyoruz.
Batum’dan önce, Hopa’da konaklayacağımız otele uğrayarak bagajlarımızı bırakıyoruz, sınırda araçlar arandığı için, eşya bulundurulmuyor. Eşyalar bırakıldıktan sonra, Gürcistan - Batum’a geçmek için, Sarp sınır kapısına gidiyoruz. Hopa – Sarp sınır kapısı arası 20 km. Yani çok yakın. Minibüslerle geçebilirsiniz.
Batum’a günü birlik geçişlerde, üzerinde pul olan ve onaylı bir belge kullanıyorsunuz. Bu belgeyi 15 TL. karşılığında Sarp girişinde alıyorsunuz. Belgenizi aldıktan sonra, önce Türk tarafından kontrolden, ardından Gürcistan tarafındaki kontrolden geçiyorsunuz. Geçişler, bu belge ve nüfus cüzdanınız ile yapılıyor. Nüfus cüzdanlarınızda, soğuk damga olmalı, herhangi bir hasar olmamalı.
Sarp ve Gürcistan tarafındaki Sarpi sınır kapılarında geçiş sıkıcı olabiliyor. Baştan söyleyeyim. Çok kalabalık, itiş ve kakış var, bizim geçişimiz hafta içine denk geldiğinden biraz daha az zorlandık. 5 saat kapıda beklendiğini duyduk, düşünemiyorum.
Neyse efendim, aracımız da biz de, kazasız belasız Sarpi’ye ulaştıktan hemen sonra, Batum şehir merkezine doğru hareket ettik. Bu arada Sarpi’de bir anda etrafınızı, satıcılar sarabiliyor, genellikle parfüm ve hediyelik eşya satıyorlar. Uyarayım.
Batum’a yakın bir noktada, para değişimi için duruyoruz. Liraları, lariye çeviyoruz. Batum ucuz, çok fazla para çevirmenize gerek yok. Örneğin, yemek ve ufak alışveriş için 20 lari yeterli oluyor. 1 lari 1.17 tl.ye denk geliyor. Ben yanımda bulunsun diye 30 lari aldım ama arttı. Yani çok büyük alışveriş yapmayacaksanız, 20 lari yeterli.
Batum, modern yapıların, eski binalarla bir arada olduğu, değişik bir şehir. İlk bakışta hemen merkezdeki Poseidon heykeli ve şehirde yükselen görkemli otel ve binalar göze çarpıyor. Çok fazla casino var, rivayete göre yeni Las Vegas olması hedefleniyor. Sahil kısmında, büyük bir park ve bambu bahçesi var, görülesi diyebilirim.
Batum’da, yemek olarak, Türk mahallesindeki Türk restaurantlarını tercih edebilirsiniz, zaten her yer döner, kebap kaynıyor. Ama biz Gürcistan yemeklerini tadalım dedik. İyi de ettik. Kupati hariç hepsi çok lezizdi. Ardından, bir de pastalarını ve çok methedilen kahvesinden tadalım dedik. Fena değildi.
Batum, arzu ederseniz görebileceğiniz bir destinasyon. Gittiğinizde, armut suyu ve ceviz alabilirsiniz. Ceviz buraya göre çok daha ucuz. Armut suyu da güzel sayılır. Günlük geçişlerde, duty free ürünleri çıkaramıyorsunuz, böyle bir girişimde bulunursanız, cezai yaptırım çok yüksek, bilginiz olsun.
Batum’dan Hopa’ya doğru yola çıkıyoruz. Hopa Lazca adı ile Xopa, İskitler, Helen, Roma, Pars ve Arap medeniyetlerini ev sahipliği yapmış bir yöre. Biz Hopa'yı sadece konaklamak için kullandık. Ama siz giderseniz, Çamburnu Tabiat Koruma alanı, Kemalpaşa ve Kopmuş plajlarında doğanın ve denizin tadını çıkabilirsiniz. Hopa’da konaklama anlamında beklentilerinizi yüksek tutmayın, burada turizm adına pek yatırım yapılmamış. Biz de, Hopa’da kalınabilecek en iyi otellerden biri olan Otel Heyamo’da kaldık. Ezogelin çorbası ve oda manzarası müthişti. Ayrıca personel gerçekten çok ilgili ve nazikti.
Sabah yine erken saatlerde yollara düşüyoruz, ilk durağımız dünyaca ünlü Rize bezinin üretildiği atölyelerden biri oluyor. Burada, Rize bezi hakkında bilgi alıyor ve tabii ki bol bol da alışveriş yapıyoruz.
Rize bezinin ardından, Trabzon’a gitmek üzere yola çıkıyoruz. Güzergahımızın üzerindeki Sürmene Bıçak’sına uğrayarak, burada da alışverişe devam ediyoruz. Sürmene bıçaklarının en önemli özelliği, el emeği olması. Kestane ağacının kömürüyle yapılıyor bu yüzden içindeki moleküllerin daha güçlü oluyor. Çok keskin.
Bıçaklarımızı da kuşandıktan sonra, Trabzon'a varıyoruz. Bizim tur programı gereği, “şehzadeler şehri” Trabzon sınırlarında yer alan popüler destinasyonları gezdiğimiz için, şehir içinde çok fazla vakit geçirmedik. Ama szi giderseniz, Bakırcılar Çarşısı'nı gezin, Kalkanoğlu pilavı yiyin. Trabzon’daki ilk tarihi durağımız olan, Ayasofya Camii’ne vardık.
Burası oldukça etkileyici bir lokasyon. Ayasofya Camii ziyaretini, Trabzon deyince ilk akla gelen Trabzon hasırı yapımını izleyip, elbette yine alışveriş yaptık. Kesemize bereket... Fiyatlar değişiyor, ortalama bir fiyat veremiyorum.
Buradan da, Trabzon bence görülmesi gereken en önemli nokta olan Atatürk Köşkü’nü ziyaret ettik. Atatürk’ün son ziyaretlerinden birini gerçekleştirdiği köşk, Ata’nın aynı zamanda, tüm mal varlığını devlete bağışladığını ilan ettiği yer olması dolayısıyla önemli bir lokasyon.
Bu anlamlı ziyaret sonrasında, namı sınırlar dışına taşan bir lezzet olan Akçaabat köftesini yemek üzere, soluğu Akçaabat’ta alıyoruz. Köfte dopinginin ardından, Vakfıkebir ekmeği ve yöresel ürün alışverişi için verdiğimiz küçük molalar sonrasında, son gece konaklamamız için Samsun’a gidiyoruz. Burada Grand Atakum Otel’de konaklıyoruz. Otelimizi çok sevdik. Her yönüyle, bizi çok mutlu ettiğini söyleyebilirim.
Yemekten sonra Atakum gecelerine bir bakalım diyerek, küçük bir gezintiye çıkıyoruz. Atakum çok ama çok güzel bir destinasyon. Akşamları da çok hareketli. Gerçi, yazın çok daha hareketli oluyor ama hafta içi olmasına rağmen yine de fena değildi.
Son gün sabahına bol güneşli bir Samsun sabahında “merhaba” dedik ve ziyaret edeceğimiz son durak olan Amasya’ya doğru yola çıktık. Amasya, dağlar arasında küçük, sevimli bir şehir. Ama tarihi açıdan pek çok önemli olaya şahitlik etmiş bir kent. Amasya ismi, burada yaşamış olan bir Amazon kraliçesi olan Amasis'den gelmekte imiş ve isim zamanla Amaseia, Amassia ve Amasia olarak değişmiş ve sonunda Türkler Amasya olarak adlandırmışlar.
İlk olarak Anadolu’daki ilk akıl hastanesi olan Bimarhane ile başlıyoruz. Müzik ile tedavi yönteminin kullandığı bu hastane İlhanlılar döneminden kalma. Daha sonra sırasıyla Sultan 2. Beyazıt Camii ve mumyaların sergilendiği Amasya Müze’lerini ziyaret ediyoruz.
E bu kadar gezmeye haliyle karnımız acıkıyor ve yörenin özel tatları için Amessia Mutfağı’na gidiyoruz. Burası, Amasya evlerinden biri ve restaurant olarak hizmet veriyor. Fiyatlar çok makul, yemekler nefis. Manzaranız ise Yeşilırmak. Ev yapımı baklavasından mutlaka tadın. Bu arada, Amasya’dan mutlaka Amasya yağlaması ve Amasya çöreği alın. Cevizli ve yer fıstıklı ve tabii ki nefis. Bir devasa kutuya 13 TL. verdim.
Yemek sonrasında, aşka geliyor ve Ferhat ile Şirin’i ziyarete gidiyoruz. Aşkları ile efsane olmuş ikilinin temsili mezarlarını ve müzesini ziyaret ediyoruz. E gitmişken bir de aşk diliyoruz
Vee yine dönüş vakti gelip çatıyor. Gerçekten bitmesini istemediğim bir gezi oldu. Tüm ekibe, yol arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler. Eğer sizlerde bu keyifli deneyimi yaşamak isterseniz;
Konforlu otobüsler ile ulaşım, otellerde 5 gece yarım pansiyon konaklama, açık büfe 5 sabah kahvaltısı, açık büfe veya yöresel yemeklerden oluşan 5 akşam yemeği, programda belirtilen tüm çevre gezileri, Coral Travel otobüsü içerisindeki sınırsız ikramlar, zorunlu seyahat sigortası ve profesyonel rehberlik hizmetlerinin dahil olduğu turu 449 TL.’den başlayan fiyatlarla satın alabilirsiniz.
Bir daha ki seyahat rotamızda buluşmak üzere. Seyahatiniz bol olsun