'Türk erkeğinin Slav kadınlara bakışı zavallı'
Son dönemlerin en yetenekli oyuncularından Ushan Çakır ilk kez başrol oynadığı uluslar arası ödüllü "Sev Beni" filmini ve iç dünyasını anlattı
HT PAZAR / Nazenin TOKUŞOĞLU
Ushan Çakır... Ailesi sıra dışı bir ismi olsun da görsün Hanya'yı Konya'yı demiş, iyi etmiş. Zor hayatı gençten yaşamak daha mantıklı... Şaka bir yana, ben çok beğenirim kendisini. Zor rollerin adamıdır, hem komediye hem drama gider oyunculuğu. Ne yalan söyleyeyim, en çok da Leyla ile Mecnun'u yakıştırmıştım ona. Biliyorsunuz dizi setinde istenmeyen bazı olaylar yaşanınca üç oyuncu kadrodan çıkarıldı. Biri de Ushan'dı. Tabii ki bir gazeteci olarak sordum ama geçmiş onun için çoktan tarih olmuş, ne bir yorum yaptı ne de bir tek isim hakkında fikir yürüttü. Sadece sustu. Şimdi bambaşka bir projeyle karşımızda. Bu kez başrolde. Sev Beni, hepimize yakın ama daha önce bu kadar açık işlenmemiş bir Türkiye gerçeğini tatlı bir üslupla anlatan bir film. Avrupa festivallerinde ödül aldı bile.
Konusuna gelince... Cemal evlenmeden önce çıktığı son seyahatte gittiği gece kulübünde Ukraynalı güzel Sasha'yla tanışır; beraber zaman geçirmeye karar verirler ama olaylar alışılmış şekilde devam etmez. Kiev'in eşsiz güzelliğinde macera olarak başlayan ilişki yaşanan komik olaylar sonrasında beklenmedik bir yakınlaşmaya dönüşür. Cemal ve Sasha aşık olur. Fakat birbirlerine söyleyemedikleri şeyler vardır, Cemal yakında evlenecektir, Sasha'nın da sevgilisi vardır.
Sımsıcak bir aşk filmi demek isterdim ama Kiev'de, şubat ayında, devamlılık açısından karlar erimeden saatler süren çekimler sonucunda ortaya çıkmış bir film bu. Ben değil Ushan söylüyor. Bakalım başka neler anlatıyor?
Sev Beni vizyona girdi geçen hafta. Hayırlı uğurlu olsun... Bu kez başroldesiniz. Kendinizi şanslı hissediyor musunuz?
Teşekkür ederim. Yani tabii ki şanslı hissediyorum ama başrol oynuyor olmaktan değil iyi yazılmış bir rolün sahibi olduğum ve çok iyi iki yönetmenle çalıştığım için. Gerçekten iyi bir proje oldu, umarım gişesi de iyi olur.
Filmdeki Cemal karakterinin yolculuğu aslında Kiev'e gibi görünse de kendi içine bir yolculuk yaşıyor sanki...
Evet, çapkın amcası tarafından Kiev'e götürülüyor ve fakat orada başına gelenler onu değiştiriyor ve büyütüyor. Kendi içinde bir yolculuk doğru bir tanım olur sanırım.
Sasha'yla tanıştığında aradığının aşk olduğunu anlıyor. Bir oyuncu olarak aşkı arayan bir karakteri oynamak zor mu, senaryo bu manada size nasıl yardımcı oldu?
Yani karakteri çalıştıkça onun reflekslerine git gide hakim oluyorsunuz. Yönetmenlerimiz Bahadır ve Mryna ile yaptığımız doğaçlamalarla da bunu pekiştirdik. O noktadan sonra Cemal'in arayışı, içine düştüğü durumlara tepkisi, aşık olması, oynarken hazırlandığım şeylerdi ama dediğin gibi senaryo akışkan bir yapıya sahip olduğu için Cemal'in sürüklenişini aktarmakta üzerimden epey bir yük aldı.
UKRAYNA'DA KADIN OLMAK
Sev Beni eğlenceli bir film ama içinde sakladığı bir kadın dramı var. Cemal karakteri de birçok sahnede durum komedisi yaşıyor. O zaman bu film ne filmi?
Filmde üç kuşak kadın görüyoruz; birbirleriyle iletişimsizliklerine, Ukrayna'da kadın olmanın zorluğuna ve savaşın geçmek bilmeyen travmasına şahit oluyoruz. Ayrıca Slav kadınlarına nasıl bakıldığına, Türk erkeğinin bu bakımdan kadınları nasıl metalaştırdığına ve bunun aslında ne kadar zavallı bir durum olduğuna da şahit oluyoruz. Böyle bakınca burada komik bir durum yok tabii ama Cemal'in serüveni boyunca başına gelen şeyler bize komik geliyor. Sanırım bizzat yaşansa komik olmayacak şeyler dışarıdan izleyince komik oluyor ve o sahneler bir çeşit durum komedisine dönüşüyor.
Filme komedi demek yanlış olur o zaman...
Tabii filme komedi demek yanlış olur, dramatik yapılı bir senaryoda komik anlar varsa onları olduğu gibi oynarsınız, zaten bunun için ekstradan komik olmak adına yapılacak her eylem sizi gerçekdışı ve tutarsız oynamaya iter. Bu noktada durumu oynamak esas olandır. Eğer durumun kendisi komikse o anlar komik olur ama bu filmin türünü komedi yapmaz.
Filmde Sasha ve Cemal aynı dili konuşamadan anlaşmaya çalışıyor, bu beden dilini kullanarak anlaşmaya çalışma durumu partneriniz Viktoria'yla gerçek hayatta iletişiminize yardımcı oldu mu?
Gerçekten de oldu. Viktoria çok az İngilizce biliyor, ben de Rusça ve Almanca bilmiyorum. Myrna aramızda çevirmenlik yaptı, çekimler sırasında da çat pat anlaştık ama yeterli olmadı tabii. Yine de bu durumun ikimizin de işine yaradığı kesin, halihazırda anlaşamıyorken birbirinin dilini bilmeyen iki kişiyi oynamak o noktada kolaylık oldu diyebilirim. Gerçek hayatta beden dili yerine Mryna'nın çevirmenliğinden yararlandık, zaman kıymetliydi.
'YÖNETMENLERİMİZ ÖDÜLÜN BANA VERİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORDU'
Kiev'e aşık oldunuz mu? Çekimler kışın yapıldığı için zor olmuştur, film bittiğinde insanlar izleyip "Çok güzel olmuş" deyince o soğuk unutuluyor mu, yoksa ben sorunca hâlâ üşüyor musunuz?
Hakikaten hâlâ üşüyorum. Kiev harika bir şehir gerçekten, her yerinden tarih akan, romantik bir şehir. Öte yandan eminim ki baharda daha da güzel oluyordur. Biz pek yaşayamadık, zira şubat ayında Ukrayna'da soğuktan okulların bile tatil edildiği havalarda dış sahneleri çektik. Kar yerden kalkmadan bu sahneleri bitirmemiz gerekiyordu ve gerçekten zor oldu. Herkeste "onlar alışkındır zaten" gibi bir algı var ama Ukraynalı ekip de dondu soğuktan, epey zor bir çalışmaydı. İnsanların beğenmesi çok güzel tabii ama İstanbul'un kışına bile zor alışmış bir İzmirli olarak o soğuğu unutamam!
Kosova Fer Film Festivali'nde "En İyi Film" ödülü aldı "Sev Beni". Altın Portakal'da ödül beklediniz mi? Eleştirmenlerin tahminleri arasındaydınız...
Evet, festivalde hep iyi şeyler yazıldı, oradaki izleyici de oldukça sevdi filmi. Benim öyle bir beklentim yoktu ama yönetmenlerimiz ödülün bana verileceğini düşünüyorlardı. Kaldı ki ödülü alan Hakan Yufkacıgil çok iyi bir performans göstermiş, ödülün hak edene verildiği kesin.
'Hiç olmayan bir isim koyalım ki hayatı zorlaşsın!'
Ushan ne demek? Kim koymuş isminizi?
Us, akıl demek; Turhan, Ayhan gibi bir isim yani... İsmimi annemin öğretmen arkadaşı Ümit teyzem bulmuş, bizimkiler de oğlumuza hiç olmayan bir isim koyalım ki hayatı zorlaşsın diye düşünmüş olacaklar ki bu ismi koymuşlar...
Kendinizi anlatır mısınız biraz. 1984 İzmir doğumlusunuz. Peki nasıl bir aileniz var? Nasıl bir çocuktunuz?
Annem emekli resim öğretmeni, şu an ÇYDD'de çalışıyor, babam bir bankadan emekli oldu. Bir ablam var, o da bir otelde çalışıyor, hepsi İzmir'de. Açık görüşlü, modern ve eğitimli bir ailede Karşıyaka'da büyüdüm.
"35 buçuk"ta yani...
Aynen... Ki şovenistlikten değil bence İzmir'in gerçekten en güzel yeri. Baskı ve sınırlamalar olmadan rahat bir ortamda yetiştim. Ortaokul ve lisede oyunlarda oynadım, hatta başka okullarda konuk oyunculuk yaptım. Aynı akış içinde konservatuvar sınavına girdim, kabul edildim ve İstanbul'a taşındım.
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı...
Evet...
'Ne istediğini bilen yönetmenler sınırlarınızı zorlar'
Sinema açısından bakacak olursak da kesinlikle toplumsal bir mesajı olan, içi dolu, her zaman başucu filmi olabilecek projelerde yer aldınız. Dedemin İnsanları, Uzun Hikâye, Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi gibi... Bu bir oyuncu için önemli mi; Çağan Irmak'ın, Osman Sınav'ın filminde olmak? Yoksa iyi oyuncu her zaman iyi oyuncu mudur?
Çok önemli isimler Çağan Irmak, Osman Sınav, Onur Ünlü... Sadece iyi oyuncu olma meselesi değil sanırım bu. Ne yaptığını, ne istediğini bilen yönetmenler sizin sınırlarınızı zorlar, sizden çıkabilecek şeyleri deşer, bulur. Bunlar bir oyuncuya öğretir, geliştirir ve deneyim kazandırır. Her yönetmen başka bir yöntem kullanır ve siz her yönteme adapte olarak gelişir bildikçe bilirsiniz bence...
Dedemin İnsanları'nda yönetmen Çağan Irmak'ın kendisini canlandırdınız, Uzun Hikâye'deki rol için 6 kilo verdiniz. Hep bir sıra dışılık var yaptığınız işlerde. Gerçek hayatta da böyle midir?
Evet biraz öyle gelişti. Çok enderdir televizyonda, mesela en son 20 Dakika dizisinde de eşcinsel bir çocuğu oynadım, belki de tiyatroda biraz sıra dışı roller oynadığım içindir, bilemiyorum... Gerçek hayatta sade bir yaşantım var ama.
Hem komedi hem dramın hakkını başarıyla veriyorsunuz. Gönlünüzdeki hangisi?
Teşekkür ederim, bir ayrım yapamam hepsi çocuğum gibi...