Yılmaz Vural Kanunu!
2.5 yıl önce...
Sivasspor teknik direktörlüğüne Roberto Carlos getirilir. Şehirde bayram havası eser. Görkemli bir tören düzenlenir. 5 bin kişi önünde Carlos imzayı atar.
Aradan 1 ay geçer. Tatsız bir haber gelir. Şöyle ki... UEFA, Carlos’un diplomasını yetersiz görür.
Aynı UEFA, Türkiye Futbol Federasyonu’na gönderdiği yazıda “Carlos’un Peru’dan almış olduğu bu diplomayı biz yeterli görmüyoruz. Ve de tanımıyoruz. Carlos’a teknik direktör olarak çalışma izni verdiğiniz taktirde, TFF ve Sivasspor olarak çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya kalırsınız” der.
Haliyle... Bomba etkisi olur.
Öyle ya... Karşılıklı atılan imzaları bir kenara bırakın... Olayın cehaleti büyük boyutlardadır.
Çünkü... TFF’nin talimatında şunlar yazılıdır:
-”Kulüplerde görev yapacak olan teknik adamların UEFA veya TFF tarafından düzenlenen lisans kurslarından mezun olması veya denklik belgesi alması zorunludur. Aksi taktirde hiç bir kulüp, herhangi bir unvan altında, yabancı teknik adam çalıştıramaz.”
TFF talimatı böyleydi... Böyleydi ama... Burası Türkiye’ydi...
Anında... Başkanlar düzeyinde bir görüşme yapıldı. Formül bulundu. Talimat değişti. O bağlayıcı talimatın yerine... Şu maddeleri kapsayan bir düzenleme getirildi.
Yabancı bir futbol adamı...
“1- FIFA Dünya sıralamasında 1 ila 25. sıradaki bir ülkenin takımında forma taşımışsa...
2- Bu formayı en az 75 kez giymişse...
3- Türkiye’de 2 sezon futbol oynamışsa....
4- Futbolu bırakmışsa...
5- Süper Lig’de bir takımla sözleşme imzalamışsa... Ülkemizdeki takımlarda, değişik unvanlarla, görev yapabilir...”
Aynen böyle... İnanın böyle... Vallahi böyle... Şerefsizim böyle!
Söylememe gerek yok elbet, dünyada bu özellikleri taşıyan tek insan, sadece ve sadece Roberto Carlos idi. Evet, 7 milyar insan arasından sadece Roberto Carlos idi.
Brezilya milli takım formasını 125 kez giymiş olan, Türkiye’de top koşturmuş olan, futbolu bırakmış olan, Süper Lig’de bir takımla (Sivasspor) sözleşme imzalamış olan Roberto Carlos... Bu güzelleme doğrultusunda... Sivasspor’un başında... Değişik unvanla da olsa... Teknik direktör olarak... Sahaya çıktı.
CAMBAZLIK DİZ BOYU
Yılmaz Vural diyor ki, “Ülkemizde... Bosman kanunu gibi bir kanun hazırlansın. Kulüpler bir sezonda en fazla 2 antrenör çalıştırabilsin...”
Elbette ki... TFF böyle bir talimat düzenlerse hiç yoktan iyidir ama... Talimatlar ne kadar iyi olsa da... Kişiler kötü niyetliyse... Kişiler cambazsa... Hukukun gücü değil de, gücün hukuku varsa... Sonuç hikaye olur. Anında delinir. Bir kulüp başkanı isterse eğer, çeşitli atraksiyonlar yaparak, her türlü cezayı göze alarak, bir sezon içinde yarım düzine teknik adamı güle oynaya çalıştırır. Belki CEO adı altında, belki idari menajer adı altında, değişik unvanlarla sonuna kadar çalıştırır. Maalesef!
Önemli olan, talimatların düzgünlüğü kadar, o mecradaki kişilerin düzgünlüğüdür.
Hem... Şu da var: Bizim futbol alemi... Sırtını birilerine dayamaktan imtina eden düzgün antrenörlerin iş bulmakta zorluk çektiği... Kuyu kazmanın rutin hale geldiği... Soyunma odasına giren pek çok yöneticinin futbolculara taktik verdiği... İstihdam yaratılamadığı için binlerce antrenörün kahve köşesinde iş beklediği...
Tuhaf bir mecra değil mi!
Ülkemizdeki sorun... Sadece talimat yetersizliği değil... Asıl sorun... Kerameti kendinden menkul bazı yöneticilerin... Yetersizliği, keyfiliği, vurdumduymazlığı ve cambazlığı sorunudur.
GÜNÜN SÖZÜ
Ülkemizdeki her teknik adam günün birinde Gençlerbirliği’ni çalıştıracaktır.