Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Samet Aybaba’nın sözünü hatırlıyorsunuz değil mi?

        - “Ya kahraman olacaksınız, ya da 1 puanın sahibi...”

        Akhisar maçında Cihat Arslan’a söylediği bu sözü daha sonra kamuoyu ile paylaştı Samet Aybaba.

        Olayı biliyorsunuz. Geçen hafta... Maçın 81. dakikasında... Eskişehir 3-2 öndedir. Top Akhisar’dadır. Eskişehir’den bir oyuncu sakatlanır. Hakem Barış Şimşek oyunu durdurur. Futbolcunun tedavisi yapılır. Hakem atışıyla oyun başlar. Bu arada Eskişehirli bazı oyuncular sahanın diğer tarafındadır. Oyunun başladığını farketmezler... Akhisarlı Onur Ayık, topu alır, rakip alana sarkar, dripling yapar. Fileleri havalandırır.

        Gafil avlanmıştır Eskişehirli futbolcular...

        Maç da 3-3 sona erer.

        Bakın şimdi. Konuşmaya gerek bile yok. Bu gol nizamidir. Kurallara uygundur.

        Ama ve lakin... Her şey kural değildir.

        Kural ötesi davranışlar vardır.

        Eğer siz bu kural ötesi davranışları, saygı ve centilmenlik çerçevesi içinde yaparsanız, örnek gösterilecek bir işe imza atmış olursunuz.

        Parmakla gösterilirsiniz.

        Attığınız gol ya da kazandığınız şampiyonluk günün birinde belki unutulur ama... Fair-play çerçevesinde yaptığınız davranış çocuklarınıza en büyük miras olarak kalır. Örnek vereyim isterseniz.

        Yıl 1982: İsmet Karababa (Konya Derbent kalecisi): Derbent-Çumra maçı... Mağlup olan takım küme düşecektir. 41. dakikada Çumralı Bayram vurdu, top kale çizgisi üstünde sekti, ortalık karıştı. Hakem Sabri Demir, “Gol mü değil mi, göremedim. Kaleci İsmet’e soralım. İsmet dürüst adamdır” dedi. İsmet de “Top çizgiyi geçti” dedi. Hakem golü verdi. Bu golle Derbent küme düştü. Sonrasında... İsmet... UNESCO tarafından düzenlenen yarışmada... Dünyadaki 163 ülkenin adayları arasında 1. oldu.

        Örnek o kadar fazla ki... Devam edeyim. İsmet gibi değerli isimlere daha fazla sayıda yer verebilmek için... İzninizle... Kısa kısa yazayım:

        Yıl 2005... Halil Çokuner (12 yaşındaki ilköğretim öğrencisi - Trabzon): Okullar arası yarışmada şampiyonluğa koşarken, arkasındaki rakip öğrencinin sakatlandığını görünce yarışı bıraktı. Yardım elini uzattı. Şampiyonluğu kaybetti.

        Yıl 2007... Adapazarı Sabiha Hanım İlk Öğretmen Okulu Futbol Takımı Öğrencileri: Türkiye Şampiyonası’nda kendilerine rakip olan Şırnak takımının oyuncularının lastik ayakkabı ile sahaya çıktıklarını görünce... Kendi aralarında para topladılar ve krampon hediye ettiler.

        Yıl 2009... Sezer Karapınar (Kahramanmaraş U17 kalecisi): Fatih Gençlik ile yaptıkları karşılaşmada topa atladı. Kurtaramadı. Top çizgiyi geçti. Ama hakem “devam” dedi. Sezer hakemin yanına gitti, “Gol oldu” dedi. Hakem de golü verdi.

        Yıl 2010... Yakup Mercan (Öğrenci): Gaziantep’e “Gazi” unvanının veriliş yıldönümünde “altın ödüllü” bir yarışma düzenlendi. Yarışmada birinci sırada bulunan öğrenci, varış çizgisinin hemen gerisinde yere düştü. Ardından gelen Yakup Mercan, ipi göğüslemek yerine, durdu, rakibini yerden kaldırdı, koluna girdi, çizgiyi geçmesini sağladı. Rakibi de bu şekilde 1. oldu.

        Yıl 2014... Bora İsmail Biren (Milli Eskrimci): Konya’da yapılan Türkiye şampiyonasında... Bora Biren, can dostu Fatih Güneş’le birlikte finale kaldı. Bora 14-13 öndeyken... Şampiyon olabilmesi için sadece 1 sayı yeterliyken... Fatih’le karşılıklı birer hamle yaptı. Hakem Gökhan Akyalçın, sayıyı Bora’ya verdi. Bora itiraz etti, “Ben dokunmadım” dedi. Hakem de sayıyı Bora’dan aldı, Fatih’e verdi. 14-14 oldu. Sonrasında... Fatih 1 sayı daha aldı. Şampiyon Fatih oldu. Daha yüzlerce örnek var. Ama yerim bitti. Şunu da belirteyim. Gurur duyulacak işlere imza atan bu kişiler, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) tarafından büyük ödüle layık görüldüler.

        Son söz: Herkes sporcu olabilir ama Fair- Play düşüncesi taşımak her sporcuya nasip olmaz.

        Diğer Yazılar