Terim'in tercihi!
23 kişilik kadroyu gördünüz değil mi?
Fransa’da yapılacak Avrupa Futbol Şampiyonası’nda bu 23 futbolcu milli takımımızı temsil edecek.
Kadro açıklanır açıklanmaz haliyle bazı tartışmalar da başladı. Saygı duymak gerekiyor. Nihayetinde herkes görüşünü belirtiyor.
O zaman ben de görüşümü ortaya koyayım: En doğru kadro bu... Tercihlerin tamamı doğru!
İsterseniz tartışalım. Daha kolay olması açısından... Alınmayanları yazalım. Kaleci Ali Şaşal’dan başlayalım. Zaten yarınlar için çağrılmıştı Ali Şaşal... Tecrübe kazansın diye. Hemen bir vurgu yapayım. Bilmeyenler için söyleyeyim. Fatih Terim, 1990 yılından beri milli takım kamplarına en az 1 ya da 2 genç oyuncuyu mutlaka çağırıyor. Hem de hiç yaşına ya da oynadığı lige bakmadan... Yarınlara hazırlıyor. Onlarca örnek var böyle...
Haliyle Ali Şaşal için de iyi bir deneyim oldu. Ayrıca... Ali Şaşal da dahil olmak üzere tüm kaleciler bilmelidir ki, milli takımda kaleci antrenörü olarak Alper Boğuşlu gibi harika bir isim görev yapıyor. Alper Hoca, bilgi, deneyim ve disiplin olarak her kaleci için büyük şans... Zaten ülkemizdeki kalburüstü kalecilerin tamamına yakınında emeği bulunuyor.
Başka kim alınmadı? Serdar Aziz... Hemen söyleyeyim. Helal olsun Serdar Aziz’e... Ciddi bir sakatlığı olmasına rağmen kampa geldi. Fedakarlık gösterdi. İyileşebilmek ve takıma girebilmek için büyük mücadele verdi. Özel antrenmanlar yaptı. Ah bir iyileşebilseydi. Fransa’da çok büyük ihtimalle formayı giyecekti.
Çağlar Söyüncü... Yarınlar için elbette ki çok önemli bir isim... Henüz çok genç. Ama mevcut stoperler ve stoper oynayabilecek isimler arasında yer bulması şu aşamada pek kolay değildi. Bu mevkide görev yapan hangi oyuncu çıkartılıp da Çağlar alınacaktı! Unutulmasın, Fransa’ya deneyim kazanacak oyuncular değil, oynayacak oyuncular götürülüyor.
Yasin Öztekin... Hani diyorum, son anda mı kadro dışı kaldı! Emre Mor’un milli maçtaki müthiş performansı olmasa, Yasin kadroda yer bulabilir miydi acaba? Belki de... Ama bu Emre Mor’u gördükten sonra Yasin’in kadroya girme şansı pek yoktu.
Mahmut Tekdemir... Mümkündü kadroya girmesi... Ama milli takımdaki deneyiminin yetersiz olması, büyük dezavantaj olarak karşısına çıktı.
Mevlüt Erdinç... Hep bir ümit bağlandı, hep davet edildi. Ama hep de belli bir çizginin altında kaldı. Burak Yılmaz ve Cenk Tosun’un olduğu şu ortamda forma giyme şansı pek yoktu.
Alper Potuk... Tartışmaların en yoğunlaştığı isim... Daha doğrusu pek çok insanın “23 kişilik kadroda olması gerekirdi” dediği isim. Ama eğri oturalım, doğru konuşalım. Alper ne derece formda? Ya da başka bir şekilde sorayım. Arda Turan, Hakan Çalhanoğlu, Volkan Şen, Emre Mor gibi isimlerin bulunduğu bir yerde Alper’in şansı neydi? Yok denecek kadar azdı! Kabul, formda bir Alper, her zaman her yerde büyük iş yapar. Demek ki, forma girmesi, kendine iyi bakması gerekiyor. Kısmet artık başka bahara.
Ve Gökhan Töre... 2 maç cezası var. Durum böyleyken, Töre’yi almak, başka bir ismi dışarıda tutmak, ne derece doğru olurdu! Bence yanlış olurdu. Duygusal ve mantıksal açıdan izahı zor olan bir durumdu. İlk 2 maçta oynayamayacak, 3. maçta da oynayıp oynayamayacağı belli olmayan bir oyuncunun kadroya alınmayışı hiç kimse kusura bakmasın da sonuna kadar doğru bir tercihtir.
Evet... Lafı daha fazla uzatmanın anlamı yok.
Bu kadro, en iyi kadrodur... Ve bizi zafere götürecek olan da bu kadrodur. Sonuna kadar desteklememiz gerekiyor.
Haliyle... Yine yazıyorum:
Bekle bizi Fransa... Orada da yapacak çok işimiz var. Orada da yazacağımız ayrı bir destan var. Çünkü bizde aslan yürekli gençler ve Fatih Terim var.