Taner Korucu ve vefa...
Taner Korucu'yu bilir misiniz?
Bilirsiniz elbette...
Efsane Efes Pilsen' in, efsane kaptanıydı çünkü...
80'li yılların başından 90'11 yılların ortalarına kadar müthiş başarılara imza attı...
Efes Pilsen gerçeğini Türkiye'ye yaşatan en önemli neferlerden biri olarak hep takdir edildi...
Mütevazı kimliğiyle gönüllerde özel bir yer edindi, savaşan ruhuyla da çok beğenildi...
Hep mücadele etti, hep sevildi...
6 numaralı forması ile hep direndi...
* * *
O inanılmaz üçlükleri... Hiç bitmeyen enerjisi... Müthiş sinerjisi...
* * *
Harika anıları var Taner'in... Hangi birini anlatayım... Şampiyonluklar, gözyaşları... Hepsini doya doya yaşadı... Hele hele bir anısı var ki... Bizler ekran başında izlerken, Taner ve arkadaşları Torino'da aslanlar gibi mücadele veriyordu... Hani şu Aris maçı... 1993 yılında Yunan temsilcisi Aris ile oynanan Koraç Kupası final maçı...
Aydın Örs ve öğrencileri, tarih yazmak için çıkmışlardı sahaya...
Ama inanılmaz hakem hataları sonucu... Son 5 saniyeye girerken, 2 sayı geriye düşmüştük... Atışı yandan kullandık... Naumoski topu aldı... Sayıya çevirirse uzayacaktı... Resmen bir sihirbazdı Naumoski... Elbette atacaktı... Hareketlendi... Girdi potanın altına... Gözüne darbeyi aldı, ama yine de turnikeyi bıraktı...
Hakemlerin faulü es geçtiği, saliselerin bir asır gibi geçtiği süre sonunda... Offf... Çemberden döndü top...Döner dönmez de... Maç bitti... Kaybettik...
Hakemin bitiş düdüğü ile... İnanılmaz çirkinlikler yaşandı... Yüzlerce Yunan seyirci sahaya atladı... Kupayı yeterli görmeyen gözü dönmüş holiganlar, günlerdir yaşanan gerginliğin sonucu acımasızca saldırdı.
Ortalık savaş alanına döndü...
Yüzlerce Yunan seyirci, Efes Pilsenli oyunculara saldırırken... Oturdukları plastik sandalyeleri ellerine alan Efes Pilsenli oyuncular, sırtsırta vererek kendilerini aslanlar gibi savundu.
Sonuç... Efes Pilsenli oyuncular dimdik ayakta kaldı...
Hiçbiri yıkılmadı...
Yunan holiganlar tribüne kaçtı...
* * *
Peki siz... Taner'in, Sakız Adası'nda dolaşırken, yanına gelen bir adamın Tarzanca bir şeyler konuştuğunu... Derdini dile getirememesi sonucu Taner'in koluna girerek işyerine götürdüğünü... Duvarlarda yer alan Taner'in fotoğraflarını göstererek, "Ben sizin hayranınızım" şeklinde sevgisini dile getirdiğini... Çok duygulanan Taner'in saatlerce gözyaşı döktüğünü... Biliyor muydunuz?..
* * *
Farkındayım... Söylemek istemediğim için olsa gerek... Sözü çok uzattım...
Taner amansız bir hastalığa yakalandı. Ne mi hastalığı? Demans... Bilenler bilir, illet bir hastalıktır... Demansa yakalanan bir kişide hafıza kaybı yaşanır. Düşünme, konuşma ve mantık yürütme gibi eksiklikler ortaya çıkar... Günlük basit işleri bile bazen yapamaz...
Çoğu zaman da tek başına yaşayamaz...
Taner de tek başına yaşayamıyor zaten...
Maalesef.
* * *
Halen Bodrum'da bulunanan Taner'e sürekli ilgi gerekiyor... İki arkadaşı nöbetleşe olarak gece gündüz başında bekliyor. Çocukluk arkadaşı olan Ahmet Kardeşoğlu bir an olsun yalnız bırakmıyor. Her türlü sorunu ile ilgileniyor. Ayrıca gerçek dostlarından İlhan Timurhan da tüm fedakarlığı yapıyor.
* * *
Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel de Taner'in durumunu yakından takip ediyor...
Demirel, yazılmasını pek istemiyor ama... Tüm desteği sağlıyor...
Ayrıca... Basketbolumuzun efsane isimlerinden olan Ufuk Sarıca, Tamer Oyguç ve Gökhan Güney de Taner'le yakından ilgileniyor... Üçü de maddi manevi her türlü yardımı yapıyor.
Aklınıza gelebilir tabii, "Ailesi hiç mi yardım etmiyor" diye... O konuya hiç girmeyeyim isterseniz... Hiçbir yakını yok!
Taner'in bugüne kadar kazandığı parayı pulu merak ediyorsanız eğer... Yanlış yatırımlar, yanlış arkadaşlıklar sonucu, kül olmuş, gitmiş... Sonuç olarak Taner... Hayatın sillesini feci şekilde yemiş.
* * *
Doktorların, Taner'e ne kadar ömür biçtiğini soracak olursanız eğer... Özür dilerim, söylemeyeceğim. Ama şunu söyleyebilirim. Taner'in durumunu duyan bazı sahte dostların "Aaa... Mümkün değil. Ona bir şey olmaz" diyerek, sırf destek vermeme adına yan çizdiğini... Düne kadar Taner'in yanından ayrılmayan bu iyi gün dostlarının, Taner'e bir telefon etmeyi bile çok gördüğünü... Neyse...
* * *
Hayatın insana ne zaman ve ne getireceği hiç belli olmuyor...
Bir zamanlar bol parası pulu bulunan, etrafında sayılamayacak kadar insan dolaşan Taner, sağlığını, parasını, pulunu yitirdikten sonra dost bildiği bazı sahte insanları da yitirmenin üzüntüsünü fazlasıyla yaşıyor.
Ama bu hastalığın genel özelliklerinden biri gereği... Taner yakın zamanı çok iyi hatırlayamıyor...
Kara gün dostu olan Ahmet Kardeşoğlu, yaşanılan bu vefasızlığı "Taner çok acı çekti. Bazı olayları ve insanları bir daha hiç hatırlamaması için, Allah bu hastalığı ona nasip etti" şeklinde özetliyor.
* * *
Kısmetse Bağ-Kur'dan emekli olacak Taner... Prosedürler devam ediyor... Eksik primler için de para toplanıyor... 20 bin lira gerekiyor...
* * *
Seçkin insanlar topluluğu olan basketbol camiası, Taner'e elbette yarınlarda daha fazla destek verecektir...
Fazla da bir şey istemiyor zaten Taner...
Önemli olan kötü gün dostluğu değil mi?
Taner'in bu durumundan Anadolu Efes Kulübü yöneticilerinin haberi var mı acaba? Bilemiyorum.
* * *
Bir telefon... Sadece bir telefon, yeterli olacak... Taner sizi belki hatırlayamayacak... Belki de 1 dakika sonra unutacak.
Ama hiç farkeder mi?
Bu efsane sporcu kaderine terkedilir mi?..
* * *
Sen bizim için unutulmaz kaptansın Sevgili Taner...