Amerikan Impossible Foods, Silikon Vadisi merkezli dört yıllık bir start-up. Şirketin kimya profesörü CEO’su Dr. Patrick Brown diyor ki; “Biz bu ürünü dini nedenlerle domuz eti yemeyenleri hedef alarak geliştirmedik ama yine de helâl ve koşer sertifikası almak istiyoruz. Domuz eti yemek isteyen Yahudi ve Müslümanlar – sayıca fazla olduklarını sanmıyorum ama eğer varsa – bu bir fırsattır…”

Patrick Brown, CES 2020'de 'İmkansız Domuz'un tanıtımını yaptı.

Brown’ın bahsettiği fırsat, Impossible Foods’un CES 2020 teknoloji fuarında tanıttığı yeni ürünü, domuz etinin tadını taklit eden bitki bazlı “Impossible Pork”. Evet, bir yeni teknoloji icadı olarak gıda ürünleri de Las Vegas’taki tüketici elektroniği şovunda boy gösterdi. Burger King’le ortaklığa giren şirket yakında “Impossible Sausage”, yani “İmkansız Sosis”i de piyasaya çıkaracak. Rakip firma “Beyond Meat” ise bitki bazlı burger, kıyma ve sosisin yanı sıra KFC ile işbirliğine giderek bitki bazlı kemiksiz tavuk kanat ve nugget çıkardı.

Bütün et tadında bitki bazlı ürünler gibi “İmkansız Domuz”un da içeriğindeki temel protein soyadan geliyor. Ayçiçeği ve hindistancevizi yağları, aminoasit ve vitaminlerle şekerin yanı sıra esas et tadını veren eleman, soya kökünden çıkarılan demir içerikli “hem”; yani hemoglobinde bulunan demirli-porfirin protein. Kalori ve yağ oranı sahici ete göre daha düşük, kolesterol yok, ancak sodyum miktarı daha fazla. Antibiyotik içermiyor ve glutensiz, ancak ileri derecede işlenmiş gıda oldukları için itiraz edenler de var.

Amerikan medyasındaki haberlere göre çakma domuz etinin tadı inanılmaz derecede sahicisine benziyor. Hatta bu benzerliği “ürkütücü” diye tanımlayanlar bile var. Hayatında ağzına domuz eti sürmemiş bir Müslüman kadın gazetecinin, imkansız domuzu tattıktan sonra, mide ve beyin bağlantısını da katarak ruh dünyasının nasıl allak bullak olduğunu anlatan yazısı ise macera romanı tadında. Midesi de beyni de alt üst olmuş, “O sandviçi ellerim titreyerek ağzıma götürdüm. Bir daha da yemem” diyor.

DÜNYADA ONCA NİMET VARKEN…

Dünyanın çeşitli coğrafyalarına dağılmış, hayatta tatmadığımız nice lezzet var. Tadını merak ettiğim bir gıda var mı, aklıma gelmiyor. Ancak Impossible Foods’un CEO’su Patrick Brown, en azından bir kısım Müslüman ve Yahudi’nin domuz tadını merak ettiğini düşünüyor.

Impossible Foods'un taklit domuz etinin ana hammaddesi soyadan çıkarılan "hem" proteini.

Et tadında bitki bazlı gıdalar, et ve süt ürünleriyle işi olmayan veganları değil, etten vazgeçemeyen fakat ekolojik kaygılarla vicdan azabı çekenleri hedef alıyor. Neticede imkansız domuzun da veganlara değil, yine aynı kitleye hitap etmesi gerekiyor. Felsefi nedenlerle hayvansal her türlü ürünü reddeden veganlar gibi inancı nedeniyle domuzun tadını bilmeyenlerin de hedef kitle olmaması daha mantıklı görünüyor. Ancak Impossible Foods’un hedefi, domuz taklidi et ürünlerine helâl ve koşer sertifikası almak.

Doğal olarak din adamlarına bu konuda ne dedikleri sorulmuş. İşte görüşleri…

İmam Mustafa Umar:  “Bana gelip de ‘tadına bakalım mı’ deseler kesinlikle tavsiye etmem. Domuz yiyen ve bırakmaya çalışan biri olmadığınız sürece hiç gerek yok. Helal sertifikası alınmasına karşıyım. Bu haram bir ürünün meşrulaştırılmasıdır."

Haham Alan Cook:  “Tadına hasret çektiğim bir et çeşidi değil. Koşer hayat tarzını seçen birinin bunu yük olarak görmesi Rabb’ın gücüne gider. Bize sunduğu sonsuz nimetlerle yetinip mutlu olmayı bilmeliyiz.”

Haham Mordechai Lightstone: “Gıda ürünü koşer içerikli ve sertifikalıysa, tadı koşer olmayan ürüne çok benzese de güvenle tüketilebilir. Koşer dünyasını dış dünyaya daha fazla açacaksa ‘hoş geldin’ demek gerekir. Dini yasak hayvanın kendisiyle alakalıdır, tadıyla değil. Bitkiden üretilen bir gıda maddesi, sırf adında ‘domuz’ var diye reddedilemez.”

İKLİM KRİZİNDEKİ AYAK İZİ BİTSİN YETER

Aslında Pat Brown’ın doğru parmak bastığı noktalar var; geleneksel et üretiminin insanlığın geleceğini tehdit eden iklim krizi ve biyoçeşitliliğe verdiği zararın bu yeni teknoloji ürünleriyle ortadan kalkacağını söylüyor; “Dünyadaki en önemli görev budur” diyor. Global et tüketiminin yüzde 36’sını domuz ürünleri oluşturuyor. Özellikle Çin’den Kore, Tayland ve Vietnam’a Asya mutfağında çok yaygın. Pat Brown da bir numaralı global hedeflerinin Asya mutfağını etkilemek olduğunu belirtiyor.

Gerçekten de hayvanların beslenme zincirindeki payı sonsuza kadar süremez. Modern et üretimi insanlıkdışı koşullarda gerçekleşiyor, hayvanlara zulmün yanı sıra yaygın antibiyotik kullanımı insan sağlığını tehdit ettiği gibi, su kaynakları ve tarım arazilerini de heba ediyor. Bitki bazlı et ürünlerinin ekolojik ayak izi hayvansal ürünlere göre çok daha düşük. Çiftlik domuzlarının beslendiği tarım ürünleri ortadan kalktığı takdirde doğadaki gübre ve pestisit yükü de hafifleyecek.

Bugünkü koşullar devam ettiği takdirde ise 2050’de global et talebinin yüzde 73 artması bekleniyor.

Soldaki sahici burger, sağdaki bitki bazlı taklidi.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • hasanyilmaz_65@yahoo.com 1 ay önce ismi bile kötü....
    CEVAPLA