Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

17 Ağustos’un “Efharisto poli file” (*) ikliminden bugüne nasıl geldik biz? Ne ara özümüze bu kadar hoyrat, deprem felaketinde bize “dayan” diye güç veren konu komşuya bu kadar şoven, bu kadar arkaik bir milliyetçilikle diş biler olduk?

Marmara depreminde binlerce kaybımızın can acısını çekerken içten bir empati ve dayanışma ruhuyla yardıma koşan Yunan halkına gazetemizden Yunanca (*) “Çok teşekkürler dostum” manşetiyle selam vermiştik. Onlar da Türkçe “Dayan komşu” demişti…

Enkaz çalışmalarına katılmak için ilk gelenler Yunan itfaiye birimleri olmuştu. O gün yüreğimiz ısınmış, sonra Yunanistan depremle sarsılınca aynı dayanışmayla karşılık vermiştik. AKUT ekiplerinin elleriyle kazarak enkaz altından sağ çıkardıkları olmuştu.

Şimdi ormanlarımız yanarken yaşanan tartışmalara bakınca insan soruyor; felaket anında siyaset ötesi insani yardımlaşma ve dayanışma, ne zamandan beri acizlik, zafiyet ve eziklik oldu?

Kuzey yarı küre, iklim krizinin beklenen etkisiyle cayır cayır yanıyor, yangın bölgelerinde en düşük sıcaklık 42 derece. Yangınlarla boğuşan Kanada’da geçen haziran ayında ölçülen 49.6 derecelik rekor sıcaklık, Sahra Altı sıcaklığına denk. Aşırı sıcak nedeniyle en az 130 kişi can verdi. Aynı küresel krizin paydaşları olarak dost eli uzatılmasına karşı yabanileşmek niye?

İşte çok geç oldu ama Türkiye, AFAD'ın üye olduğu AB Sivil Koruma Mekanizmasını harekete geçirerek Hırvatistan’dan bir, İspanya’dan iki Canadair CL-415 uçağının gönderilmesini sağladı. THK’da atıl durumda bulunan CL-215’lerin gelişmiş tipi olan yangın söndürme uçakları Antalya Gazipaşa ve Dalaman’dan aktif hale geçti. İspanya Büyükelçiliği sosyal medya hesabından bilgilendiriyor.

Sosyal medyadaki küresel çağrı dalgasına öfke duyanlar kadar olmasa da Avrupa yardımına itiraz edenler çıktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Geleceğimizi Avrupa’da görüyoruz” diyeli de çok olmadı. Şimdi o Avrupa’dan gelen yardımı, kafirin yardımı görmenin ne alemi var. Bunu söyleyenler gerçekten var.

Küresel çağrı naif ve fuzuli bir çabaydı tabii, 2.5 milyon tweet atıldı diye kimsenin söndürme yardımı göndereceği yoktu. Ama “Help Turkey” etiketi açanların ardında “büyük oyun” aramak, “Bot hesaplardan çeşitli dillerde yazılmış şifreli mesajlarla işgal hazırlığı yapılıyor. Müdahaleye çağırdıkları da bu yangınlarda payı olanlar” diye yangın çıkarmak da bir o kadar işgüzarlıktı.

Yardım çağrılarına karşılık “yardıma ihtiyacımız yok” etiketi açarak ele güne karşı çatışma sahnelemek bizi daha onurlu ve gururlu mu yaptı? Nitekim dikkatlerden kaçmadı. BBC’nin eski İstanbul, şimdiki Roma muhabiri Mark Lowen tabloyu koydu ortaya...

Küresel çağrıya karşı çıkan sanatçılarla savunanlar arasındaki tepişme, özellikle “Avuç açmak ağırıma gitti, onurum için yaşıyorum” çıkışında bulunan Şehrazat ile “hayvanlar doğa perişan, onur için yaşamak ne alaka” diyen Farah Zeynep Abdullah arasındaki itiş kakış, yangının çilesini çekenlere karşı ayıp kaçtı. Farah Zeynep bolca random attı, Şehrazat da sonunda oyuncuyu engelledi. Zaten tanımıyormuş.

“Kimseye ihtiyacımız yok, başımızda devlet var” dili de çağın ruhuna öyle yabancı ki. Küresel ısınma ve iklim krizi çağında herkesin herkese ihtiyacı var. Komşu komşunun külüne muhtaç atasözü boşuna değil. İklim krizinin etkisiyle kuraklık ve düşük nem eskiden beri var olan yangınların daha geniş alanlara yayılmasına neden oluyor; artık küle dönmemek için komşuların desteğine ihtiyaç var.

Esas güçsüzlük hiç dostunun kalmaması değil mi?

Öcalan kriziyle Atina ile ilişkilerin tel gibi gerildiği ortamda vurmuştu Marmara depremi. Yunanistan’dan uzanan yardım elini vakarla karşılamayı bilmiştik.

"YARDIMLARDAN İNCİNMEYİZ"

Neyse ki hariciye katında vakar ve nezaket varlığını koruyor. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, yangınlardaki kayıplarımız için üzüntüleriyle birlikte dayanışma ve yardıma hazır olduklarını bildiren Avrupalı mevkidaşları ve siyasetçilere “sevgili dostum” diyerek sosyal medya üzerinden tek tek teşekkür etti; İngilizce, Almanca, İspanyolca. Yangın söndürme uçağı gönderen İspanya ve Hırvatistan’ın dışişleri bakanları Jose Manuel Albares ve Gordan Grlic Radman dahil.

Çavuşoğlu dün tartışmalara noktayı koydu: “Biz nasıl yardım ediyorsak, başka ülkelerin bize yardım etmesinden incinmeyiz. Bu gurur vesilesi yapılacak bir durum değil, bu bir afet…”

Yine de yardım sözünden gocunma hali çok belirgin. Orman Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Özkaya yardımın aslında yardım olmadığını söyledi mesela: “Sivil Koruma Mekanizmasına yıllık ücret ödüyoruz, ihtiyaç duyan ülkelere buradan destek veriliyor, buna yardım diyemeyiz…” Özkaya şu çelişkili cümleyi de kurdu: “Hava gücümüz iyi ama destek vermek isteyen ülkeleri de kıramıyoruz.” Büyük nezaket!

KUZEY YARI KÜRE YANGINLARI DA MI TUZAK?

TIME geçen nisan ayında iklim değişikliği nedeniyle gelecek orman yangınlarını kapak yapmıştı. Komplo teorisyenlerinin tutunduğu bir dal da o kapak oldu. Planlı hareketmiş, tuzakmış! Nasıl yani? Rusya’da Sibirya’dan Kanada’ya ABD’de California ve Hawaii’ye, Avrupa’nın güneyinde İspanya’dan İtalya, Yunanistan ve Hırvatistan’a, Akdeniz’in doğu ucunda Lübnan’a, kuzey yarı kürenin canım ormanları on binlerce canlısıyla tutuşmuşken, bizden başka kimse görmüyor mu o karanlık ve derin tuzağı? Yoksa biz tuzağa düşerken, onlar numaradan yanıyor gibi mi yapıyor?

Kuzey Afrika’dan gelen sıcak hava dalgası Akdeniz havzasını bugüne kadar görülmemiş ölçüde boydan boya tutuşturdu. İtalya’da geçen hafta sonunda itfaiye ekipleri Sicilya’dan Kalabriya ve Lazio’ya 800 ayrı yangına müdahale etti, 15 Canadair yangın söndürme uçağına rağmen kıyılara gelince durdu alevler. Pescara’da millet plajlardan apar topar kaçtı, 1500 kişi tahliye edildi. Yunanistan’ın batı kesimleri alevlere yenik düşünce, denizden tahliye işlemine başvuruldu. İspanya’da orman yangınları başkent Madrid’in 70 km kadar yakınına geldi.

Yangınlarda boğuşan bazı ülkelerde, mesela Sibirya’da asker görev yapıyor. Afet eğitimi aldıkları için bundan doğal bir şey olamaz. Ama TSK’nın neden söndürme çalışmalarına katılmadığını sormak bile yasak. “Şimdi de askeri kışladan çıkarmaya çalışıyorlar” gibi akıllara zarar suçlamalar geliyor. Azeri askeri kışlasından çıkıp gelmiş, bakın o olabilir!

YUNAN YANGININA SCHADENFREUDE

Aslında bizdeki hoyratlık, dış dünyaya karşı nefret dili uç vereli üç yıl oldu; 2018’de Yunanistan’ın bizim bugün yaşadığımız korkunç yangınlarda kavrulduğu günlerde bir Schadenfreude yangını sardı kimilerini. Sosyal medyada “ateşin bol olsun” diye sevinen azgın azınlık bir yana, “Yananistan” diye gazete başlıkları atıldı bu ülkede. “Dayan komşu” diyenlere reva gördüğümüz beddualara çok tepki de olmuştu haliyle. Yunanistan’da en az 74 kişi can verdi o yangınlarda.

Orman Bakanı Bekir Pakdemirli o dönem yangın söndürme uçaklarıyla desteğe hazır olduğumuzu bildirmişti. Yağmur geliyor gerek kalmadı dediler, o ayrı.

Geçen yıl afette komşuluk ilişkileri bir kez daha test edildi. Doğu Akdeniz’de Türk ve Yunan donanmalarının burun buruna geldiği gergin ortamda Samos depremi İzmir’i de çok ağır vurdu. Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aradı, karşılıklı geçmiş olsun ve başsağlığı mesajları verildi, yardımlaşma çağrıları yapıldı. Acıları paylaşmak en azından siyasette bir iletişim ve diyalog kapısını açtı. Keşke afet olmadan da aynı sağduyu hakim olsa.

İsrail ile 2010’daki Mavi Marmara saldırısından beri krizde olan ilişkiler 2016’da bu ülkedeki orman yangınlarıyla birlikte insaniyet namına yardıma evrildi. Yunanistan, İspanya, Fransa ve Hırvatistan’ın yanı sıra THK’nın üç yangın söndürme uçağı gönderildi. Bugün neden kullanılmadıkları meselesi çorbaya dönen uçaklar. İsrail Cumhurbaşkanı Rivlin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak ülkeyi boydan boya kavuran yangınlara karşı gösterdiği yardımseverlik nedeniyle teşekkür etmiş, Türk pilotları da bizzat ağırlayarak kutladığını söylemişti.

İsrail’e neden yardım ediliyor diye eleştiren kötücül odaklara dönemin Orman Bakanı Veysel Eroğlu şu yanıtı vermişti: “Ormanlar bütün dünyanın ortak malıdır. Talep halinde yardım elimizi uzatmaktan imtina etmeyiz.”

Aynı durum bizim ormanlarımız için de geçerli, ormanları ve canlılarıyla birlikte aynı gezegeni paylaşıyoruz.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00