Kadınları ocak başında göstermeyin...
Gülse Birsel’in Yalan Dünya’da evin annesini çamaşır suyu müptelası yaptığı bölüm bir şaheserdi. Dizide teras ve ev terliklerinin efendisi rolüne bürünen Füsun Demirel şahane oynadı. O kadınlardan reklamlarda da var. İnatçı lekeler yüzünden hayatları kararan, çamaşır makineleri kireçlendiği için mateme giren, anneler gününde mutfak robotu hediye edilen kadınlar. Bir de çikolatalar ile sevişen, tüyü alınmış bacaklar ve dolgun saçlarla baş döndüren kadınlar var ki, onlar eş ya da anne değil, cinsel varlık. Reklamlardaki bu iki kadın kategorisi tam da, Bülent Arınç’ın Uluslararası Kadın ve Medya Sempozyumu’ndaki konuşmasında tanımladığı konsepte oturuyor. Arınç medya eleştirisinde “Kadınlar, bireysel varlığı olmayan, eş, fedakâr anne, magazin malzemesi, konu mankeni ve cinsel nesne olarak sunuluyor ya da yok sayılıyor. Tüm medyada kadınların hak mücadelelerinin ve eylemlerinin yer alma oranı yüzde 3” diyor.
Bir medya olarak reklam sektörünün, kadın öğütücülükte gazetelerden ileride olduğunu düşünüyorum. Kadına karşı şiddet sorununun gündeme oturması ve yasanın çıkmasında basının, özellikle de gazetemizin payı olduğu fikrindeyim. Arınç medyanın erkek egemen olduğunu, karar mekanizmalarında kadınların bulunmadığını da söylüyor. Doğrudur. Ama o mekanizmaya bulaşmış biri olarak gazetemizi dışta tutuyorum. Zihinlere tüketim ve davranış kalıplarını pompalayan reklamlar kadına bakış açısında öyle arkaik ki. Hani 50’lerden kalma, hem süslü hem uslu kadınların mutfaktan çıkmadığı, sözde aile saadeti pazarlayan Amerikan reklamları vardı ya, onlardan bir adım ötede değiller. Kadınların erkeklere iş buyurduğu reklamlara aldanmayın. Orada gizli mesaj var: “Erkekler beceriksizdir, iyisi mi kendi işini kendin yap!” Hayır paranoya değil, bizzat bu mesajı veren bilimsel araştırmalar var. O konuya haftaya gireriz. Son günlerde Pinterest’te de sıkça iğnelenen köhnemiş reklam örnekleri var. En çarpıcılarından biri Volkswagen’in. Diyor ki metinde; “Er ya da geç eşiniz de otomobil kullanacak. Kadınlar gündelik hayatta yumuşak ve uysal görünebilir ama onlar bir şeylere çarparlar. Eğer Volkswagen içinde çarparlarsa fazla canınız yanmaz, çünkü parçalarımız kolay bulunur, ucuzdur.” Şimdi bunu Uma Thurman’lı Giulietta reklamı ile kıyaslayın. Aradaki fark var ya, işte biz o mesafeyi kat edemedik henüz. Otomobil reklamı demişken, “kadınlar ile yaşlılar yokuşta kaydırıyor” diye otomatik vitese özel ehliyet teklifi veren AK Partili vekiller ayıp ediyor. Rampalar kavraması zayıf erkek kaynıyor, ayrımcılık yapmayın.
KADIN DERGİSİNDE ERKEK EDİTÖR
Peki erkek egemen reklamlarla nasıl mücadele edilir? Amerika’daki modern kadın hareketi daha ilk günden reklamları hedef aldı. 1960’larda cinsiyet eşitliği için yola çıkan ilk örgütlerden olan “National Organization of Women” kadını aşağılayan medya ile mücadele için görev timi kurdu. 18 Mart 1970 günü yüz kadar eylemci “Ladies Home Journal” adlı kadın dergisinin binasını bastı. Yayın yönetmeni John Mack Carter’ın odasını işgal etti. Buraya dikkat; kadın dergisinin editörü erkek. Diğer çalışanlar da. Sadece sekreterler kadın. İşgalciler ültimatom verdi: “Kadınlara ya ev işi yaptırıyor, ya da güzellik öğüdü veriyorsunuz. Kozmetik reklamlarından para istifliyorsunuz. O musluk kapanacak. Kadını aşağılayan, sömüren reklamlara son verilecek.” Tam 11 saat süren işgalde sert pazarlıklar yapıldı. Gerçi Carter, görevden çekilmedi ama, sadece kadınların hazırladığı özel bir sayı çıkarmayı kabul etti. Sosyal konular kadın bakış açısıyla yazıldı, çizildi. Baskın etkili oldu, kadın yazar ve muhabirler de işe alındı. Reklamcılar da “ev işi yapan kadın ışıldar” dozunu hafifletti. Feminist hareketle birlikte Batı medyasında değişim başladı. Cinsiyet ayrımcılığı zaman içinde azaldı. Ama kadına biçilen rol bugün bile aşılmış değil. O stereotipi göz önünden silmek için biraz yasama gücü gerekiyor. Onun için Avrupa Parlamentosu, 4 yıl önce kadınları yemek pişirirken ve çamaşır makinesi başında gösteren reklamları yasakladı.
Köhnemiş reklamlar
Direksiyonda sersem sarışın, kadın çarpmasından kırılmış far. Ve (sağda) yemeği yaktığı için ağlayan kadın. Koca “Boşver, bira sağlam” diyor. Ya sağlam olmasa!