Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bir bu eksikti! Türban tartışmaları boyunca kim daha Müslüman kim daha laik gibi abuk subuk bir tartışma içinde bulduk kendimizi. Uzaklaşmaya çalışsak da içine çekildik. Şimdi önümüzde çok daha saçma bir o kadar daha tehlikeli başka bir kutuplaşma var.

        Soru basit.

        Kim daha milliyetçi?

        Tamam zaten Türkiye'nin tek eksiği buydu. Konu Bülent Ersoy'un oğlum olsa askere göndermem çıkışıyla başladı. Son sürat devam ediyor. Köşe yazarları, sanatçılar derken araya işadamları da karıştı. Bir yarıştır gidiyor. Oğlunu savaşa göndermenin yarışı olur mu? Çocuklarını otobüse bile bindirmeyen aileler 'Ben olsam yollarım' diye ahkam kesiyor. İyi mi? İş şova gelince kesinlikle birinciyiz. Bir okuyucumdan aldığım traji-komik mail aslında tartışmaların ne kadar tehlikeli boyutta devam ettiğini anlatıyor. 'Türbanlılara karşıyım, bir kadının başını örtmesini anlayamam diyorum diye demokrat arkadaşlarım tarafından 'Laikçinin de yobazı olur' diye eleştiriliyorum. Ne demekse? Şimdi de vatan haini oldum. Neymiş Bülent Ersoy haklı artık bir şeylerin konuşulması lazım demişim. Birkaç gün önce kız arkadaşım ne din ne de vatan senin için önemli değil senin değer yargıların nedir diye ciddi ciddi sordu. İnanın cevap bile vermedim.' (Mesut Kımaz 29 İstanbul)

        Hıncal Abi niye canlı yayına çıktı?

        Aslında bu bölümün başlığı Hıncal Abi kaç kadını birden idare ediyor olmalıydı ama… İşin şakası bir yana geçenlerde televizyonda bir canlı yayın programında onu görünce çok şaşırdım. Biliyorsunuz asla canlı yayına çıkmaz, prensip meselesi. Bir süre sonra aynı gece Hıncal Abi'yi tekrar başka bir kanalda yine canlı yayında görünce, 'Yok' dedim 'Kesin bu işin içinde bir şey var.' Yanılmamışım. Canlı yayınlar 14 Şubat gecesiydi. Meğer Hıncal Abi birileriyle program yapmamak için canlı yayın prensibini bozmuş. Sorana eee canım ekrandaydım demek için. Peki siz olsanız, kaç kadın var diye sormaz mısınız?

        KAÇIRMAYIN…

        Sakıp Sabancı Müzesinde harika bir sergi var. İsmi Louvre Koleksiyonlarından Başyapıtlarla İslam Sanatının Üç Başkenti: İstanbul, Isfahan, Delhi. Louvre Müzesi İslam Sanatları Bölümü'nden seçilmiş yaklaşık 220 eser İstanbul'da. Sergiyi gezenlerin bir bölümü 'Acaba bizden ne götürmüşler?' derken, bir bölümü de 'İyi ki bunlar yurtdışında yoksa biz sahip çıkamazdık' diye yüksek sesle konuşuyordu. Siz bence tartışmalara kulak asmayın ve sergiyi gezin. Neler mi göreceksiniz? Louvre Müzesi'nin en önemli koleksiyonlarından İslam Sanatları Bölümü'nde toplanmış ve korunmuş olan hazineler arasında Osmanlılara (1299-1923), İran'da 16. yüzyıl başlarında kurulmuş olan Safavi Devleti'ne (1501-1722) ve yine aynı dönemde Hindistan'da hüküm sürmüş Baburi Hanedanı'na (1526-1858) ait çeşitli sanat eserleri. Ama asıl güzel olan çocuklar için düzenlenen eğitimler. 5 yaş üstü çocuklara yönelik neler var neler. Seramik objeler üzerine çini deseni yapmaktan tutun da kendi el yazması kitaplarını hazırlamaya kadar çeşitli aktiviteler mevcut. Üstelik ücretsiz. Unutmadan, sergi 1 hazirana kadar yani daha çok zamanınız var. Kaçırdım bahanesine sığınmayın.

        NE ÖĞRENDİM?

        Her sokağın dili, rengi, kokusu vardır. Aslında nereye ait olduğunuzu söyler.

        balcicekpamir@haberturk.com

        Diğer Yazılar