Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bugün Söz Sende'de gazeteci-yazar Ertuğrul Mavioğlu ile beraberdik.

        Mavioğlu; gazetecilik mesleğinin dününü ve bugününü ele aldığı, gazetecilik ve tarafsızlık kavramlarını sorguladığı "Cenderedeki Medya, Tenceredeki Gazeteci" adlı yeni kitabını şu sözlerle anlattı:

        "Memleketteki problemlerin esas çözücüsü olma halini biraz da medyanın kendi yaratıyor. Son on yıldır hemen her konuda ahkam kesen gazeteciler var. Hayatında hiç futbol maçı izlememiş gazeteci çıkıp televizyonda şike olayıyla ilgili konuşabiliyor. Kürtaj meselesi üzerine ekranda altı erkek oturup tartışabiliyor. Bu kadar çok gazetecinin bu kadar ön planda olması bu kadar çok ahkam kesmeleri toplumda "bunlar çözüm yollarını biliyorlar ama çözmüyorlar mı acaba?" gibi bir algı yaratıyor."

        "Gazetecide olaylar çerçevesinde "bunun arkasında ne oluyor?" merakı olur. Bu merakı doğrultusunda soru sorar. Son zamanlarda gazetecinin soru sorması fırça yemesine sebep oldu. Soruları eleştirilir hale geldi. Bu durum önceden de böyleydi aslında. Dersim olayları döneminde haberlerin nasıl yapılacağına dair çok net bir talimat vardı. Bu tavır 12 Eylül döneminde de 27 Mayıs döneminde de vardı. Medya istemediğinin karşısında karşıt bir güçle ittifaka giriyor. Ya darbeciyle ya askeriyeyle ya da sivil vesayetçiyle işbirliği içine giriyor. Başbakan "her kürtaj bir Uludere'dir!" dedi ve arkasından bu saçma cümleye hiç kimse cevaz vermez diye düşünürken bir sürü televizyoncunun bir sürü köşe yazarının üşüşmesi beni hayrete düşürdü."

        12 Eylül döneminde 8 yıl cezaevinde yatan Mavioğlu o dönem yaşadıklarını şöyle anlattı:

        "8 yıl cezaevinde yattım ve bütün davalardan beraat ettim. 12 Eylül dönemini yargılıyoruz diyoruz, bir yandan 12 Eylül döneminde insanların nasıl haksız yere hapiste yattığını, nasıl işkence gördüklerini anlatacaksınız bir yandan da "bak ben senin kirli geçmişini biliyorum" gibi bir tavır sergileyeceksiniz... Herkes kendi kirli geçmişinin bir şekilde hesabını versin. O zaman bazı gazeteciler bilmedikleri halde hapishanelerle ilgili olumlu yönde ahkam kesiyorlardı. O dönem de çavuşların gelip şu haberler yayınlanacak şu haberler yayınlanmayacak, şu haber bu şekilde yayınlanacak gibi emir verdiği bir dönemdi ve gazeteciler bu emirlere riayet ediyorlardı. Sansürlenen haberlere çıkış yapmak yerine köşelerinde yazmaya devam eden, darbenin, cuntanın çıkarlarını koruyan kollayan yazılar yazmaya devam ettiler. Gazetecinin önce ruhu özgür olmalı."

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ