Almanya da yarışa katıldı: Made in Germany
Önce Çinliler bir strateji planı açıkladı: Made in China 2025 . Çinlilerin 2015 yılında açıkladıkları detaylı planda ; 2025 için belirledikleri 10 sektörde (Bilgi teknolojileri, uzay araçları, robot üretimi , ilaç sektörü, tarım makineleri gibi) dünya lideri olmayı hedeflediklerini ilan ettiler. Programın ikinci amacı da, 2025 yılı itibariyle Çin sanayiinde kullanılan yerli mamul oranını yüzde 70’e çıkartmak.
Daha sonra 2016 Kasım ayında ABD seçimleri sonrasında Trump’ın Başkan seçilmesi sonrası “Make Amerika Great Again / ABD’yi yeniden büyük yap” sloganı hayatımıza girdi. Trump’ın bu sloganı ile yabancı şirketlere “Eğer malını ABD’de satmak istiyorsan, burada üreteceksin” mealinde mesaj verdi. Trump’ın sık sık kullandığı bu slogan ile bir yandan içeride “Biz yeniden güçlü olacağız” tezi işleniyordu, dışarıda da başta Çin olmak üzere ABD’ye ciddi ticaret fazlası veren ülkelere göz dağı veriliyordu. Bu ülkelere sıralamasında da ilk iki sırada Çin ve Almanya geliyor.
ABD’nin “Made in China 2025“ strateji planındaki gibi öne çıkan bir listesi olmasa da Trump’ın politikalarının “Çin’in teknoloji alanında dünya liderliğine doğru giden yükselişinin durdurulması “ şeklinde özetlenecek bir yol haritası olduğu aşikar.
Şimdi sıra Almanya’da…
Sanırım bu sütunun düzenli okuyucuları yazının buraya kadar olan kısmını daha önce defaatle okumuşlardır.
Almanya’nın 2 hafta önce açıkladığı “Made in Germany / Almanya Ulusal Sanayi Stratejileri 2030” ile yazının ilk bölümünü birleştirince okuyucular için daha net bir küresel resim çıkacağını düşünüyorum.
Almanya 2030’da ne hedefliyor?
Almanya Ekonomi Bakanı Altmaier’in açıkladığı 2030 Ulusal Strateji Planı'nın birkaç önemli ayağı var.
Bunlardan ilki “Belirlenen 9 ana teknoloji yoğun sektörde rekabeti artırmak ve dünya ile boy ölçüşecek milli şirketler çıkartmak.“
Alman 20230 Sanayi Stratejisinde özellikle altı çizilen sektörler; otomobil, uzay teknolojileri, havacılık, silah sanayii, tıbbi malzeme üretimi. Yine aynı planda altı çizilen ve başarı öyküsü olarak öne çıkarılan ve dünya ile rekabete devam edebilmesi için “kamu tarafından desteklenmesi gerekir“ denilen şirketler ise Siemens, Daimler Benz, Volksvagen, BMW, BASF, Tysssenkrupp ve Deutsche Bank.
Alman Ekonomi Bakanı’nın açıkladığı 2030 Strateji planında ayrıca bir de başarı kriteri var. Mevcut durumda Almanya’da toplam GSYH oluşumunun yüzde 23.2'sini sağlayan sanayi üretimini, yüzde 25’e çıkartmak. Avrupa Birliği ortalaması için de 2030 yılında yüzde 20 hedeflenmiş.
Almanya için liberal ekonomi modeli sona mı eriyor?
Almanya 2030 yılı için içinde “kamunun seçtiği alanlarda , kamunun ekstra desteği ile büyüyecek şirketlerin“ olduğu bir ulusal plan açıklayınca herkes aynı soruyu sormaya başladı “Almanya liberal ekonomiden devlet güdümlü bir ekonomik plana mı geçiyor?”
Geçen son 20 yıl içinde Almanya’da, kamu serbest piyasa ekonomisine çok az müdahalede bulundu. Alman ekonomisinde çok iyi iş çıkardığı bu dönemde (20 yıl öce yüzde 2 açık veren Almanya bugün yüzde 8 ile rekor cari fazla veriyor) siyaset; üretim teknolojileri, mesleki eğitim ve regülasyonlar alanlarında aldığı reform niteliğindeki kararlarla ”Alman Mucizesi” oluşumuna büyük katkı sağladı.
Ancak anlaşılıyor ki ; hem AB özelinde, hem de dünya genelinde artan korumacılık rüzgarları, politik belirsizlikler ve diğer riskler Almanya’yı da panikletmiş.
Çin’in “Made in 2025” ve ABD ‘nin “Make Amerika Great Again” çıkışlarına karşılıksız kalamamışlar.
Bu yüzden Almanlar da “Made in Germany” diyorlar ve “Bugünlere kolay gelmedik. Payımızı size kaptırmayız” diye ekliyorlar.