Avrupa’da yaşanan ekonomik durgunluk artık sınırları zorluyor. Ama kimse çözüm bulamıyor.

Gelin önce son 4-5 yılda Avrupa’da durgunluğu önlemek için atılan adımlara hızlıca bir göz atalım.

2014 – 2019 yılları arasında Avrupa Merkez Bankası (AMB) bilançosunu 2.5 katına çıkarttı. Fonlama faizini 2016’da sıfıra çekti ve 3 yıldır “0” da tutuyor. Diğer yandan, kendisine para geri gelmesin diye mevduat faizini 5 yıl önce eksiye çekti, son 3 yıldır da eksi 0.4’de tutuyor.

AMB’nin amacı bankaların bilançolarındaki devlet tahvillerini alıp karşılığında nakit vermek ve bankaların krediye yönlenmesini sağlamaktı. Nitekim son birkaç yılda şirketlere ve bireylere verilen kredi oranında artış oldu.

2008 krizi öncesi Euro bölgesinde şirketlere ve tüketiciye verilen toplam kredi portföyü yıllık yüzde 10 seviyesinde artarken, özellikle 2012-13 Avrupa Krizi sonrasında bu oran yıllık yüzde 5 daralma noktasına kadar gelmişti. AMB’nin tahvil alım programı sonrasında,  2019 itibariyle yıllık kredi büyümesi yüzde 2.5’lara geri geldi.

Kısaca AMB, Euro bölgesini sıfır faizle nakit paraya boğmuş durumda. Ayrıca kredi kanallarını da yeniden aralamayı başarmış. Ancak AMB’nin kağıt üzerindeki bu başarısı Avrupa’da ne enflasyonu yerinden kıpırdatabildi ne de ülke büyümelerinde kalıcı bir toparlanma yaratabildi.

Enflasyon yeniden düşüşe geçti..

Euro Bölgesinde en son açıklanan Temmuz ayı enflasyonu, yıllık yüzde 1.2 rakamını gösteriyor. AMB’nin hedefi ise yüzde 2. İşin daha vahim tarafı, 2018 mayıs - kasım ayları hariç son 6 yıldır basılan onca paraya rağmen, Euro bölgesinde enflasyon yüzde 2’nin üzerine hiç çıkamamış.

Büyüme tarafında da durum kötü. 2019 birinci çeyrekte yüzde 0.4, yıllık ise yüzde 1.2 büyüme var. Bu rakam Euro bölgesinde 2014’ten beri görülen en düşük yıllık büyüme.

Öncü göstergeler ise ekonomik aktivitenin daha kötüleşeceğini söylüyor.  Satın Alma Yöneticileri (PMI) anketleri ağustos başı itibariyle Fransa ve Hollanda dışında (onlar da 50 sınırındalar) Euro bölgesinin tamamında 50 seviyesinin altını, yani daralmayı gösteriyor.

Uyarı içeriden geldi..

İşte bu noktada kulağımızı Finlandiya Merkez Bankası Başkanı ve AMB üyesi Olli Rehn’in sözlerine kabartıyoruz: Avrupa Bölgesindeki ekonomik aktivitedeki soğuma artık geçici değil, kalıcı. AMB bu durumun daha kötüye gitmemesi için önlem almalı.

Rehn diyor ki; “Euro bölgesinin ekonomik aktivitedeki soğumanın çözümü için mali ve para politikalarının daha iyi harmanlandığı bir kokteyle ihtiyaç var. Daha fazla faiz indirerek ya da daha fazla parasal genişleme yaparak bu iş çözülmez

Avrupa’nın yeni kurtarıcısı “ Christine Lagarde”

Eski IMF Başkanı, daha önce de Fransa Maliye ve Ticaret Bakanlığı yapmış ama hiç Merkez Bankası tecrübesi olmayan üstelik ekonomi eğitimi almamış Christine Lagarde, Almanya dahil bütün AB üyesi ülkelerin desteğini alarak Draghi sonrasında AMB Başkanlığı koltuğuna oturmaya hazırlanıyor.

Neden Lagarde?

Hollanda Merkez Bankası Başkanı Wim Duisenberg, Fransa Merkez Bankası Başkanı Jean Claude Trichet ve nihayet İtalya Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi, sırasıyla Avrupa Merkez Bankası Başkanlığı koltuğuna oturdular. Nitekim teamüller ve beklentiler, Draghi sonrasında Finlandiya Merkez Bankası Başkanı Olli Rehn’i işaret ediyordu.

Ama haftalarca süren pazarlıklar sonrasında IMF Başkanı Lagarde’da karar kılındı.

Sanırım bu şaşırtıcı seçimin en büyük sebebi Lagarde’ın kriz tecrübesinin yüksek olması.

ABD 2008 mortgage krizi sırasında Avrupa’da Fransa Maliye Bakanı olarak; 2012 Yunanistan krizinde IMF Başkanı olarak ve hatta son tahlilde Brexit Kararı sonrasında, son 2 yıldır gündemi kaplayan ABD -Çin ticaret savaşları esnasında yine IMF Başkanı olarak yoğun efor sarf etti.

Lagarde bu krizlerin hepsinde merkez bankaları başkanları ve maliye bakanları ve hatta devlet başkanları ile beraber çalıştı. Krizlerin atlatılmasında (en azından bastırılmasında) para politikaları kadar siyasi iradenin de ne kadar önemli olduğunu tecrübe ederek öğrendi.

Bu arada Avrupalı bir profesyonel olmasına rağmen, IMF Başkanı olması sebebiyle ABD dahil dünyanın her yerinde vak analizi yaptı, tecrübe kazandı.

Bu sebeple, Avrupa’nın yıllardır para basarak çözemediği ve her geçen gün bütün Euro bölgesini kemiren “Ekonomik aktivitedeki soğuma” sorununa çözüm bulması için getirildi.

Bulabilir mi? Bilmiyorum…

Ama Avrupalıların köprüden önce son çıkış olarak Lagarde’ı seçtiklerini düşün,yorum.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • kegofbeer1 13 gün önce Görmüyoruz, gelen küresel krizi, bu sınırsız para basmanın en sonunda küresel anlamda enflasyonun patlamasına, kıtlıkların oluşacağını, banka batıklarının oluşacağını ve bunun dışında savaşları tetikleyebileceğini görmezden mi geliyorsunuz? Bunu anlayabilmek için illa hiperenflasyon mu lazım??
    CEVAPLA