Koronavirüsün merkez üssü konuma gelen ABD’de mart başından itibaren ekonomide ağır hasarlar görülmeye başlandı. Birçok eyalette alınan karantina önlemleri sonrasında, mart ayının son 2 haftasında 10 milyon kişinin işsiz kaldığı anlaşıldı. II. çeyrekte ABD ekonomisinde yüzde 30’luk bir daralma yaşanacağı hesaplanıyor. 2020 yılının tamamında ise ekonominin yüzde 2.5 küçülmesi bekleniyor.

Amerika’da 1929 buhranı sonrasında yaşanan bu en sert ekonomik daralmaya karşı hükümet, 2 trilyon dolarlık finansal destek paketi açıkladı. Bu rakam, ABD GSYH’nin yüzde 10’una tekabül ediyor. ABD Başkanı Trump’ın 2 hafta önce açıkladığı 2 trilyon dolarlık bu paketin 500 milyar doları büyük firmalara, 377 milyar doları da küçük ve orta ölçekli Amerikalı işletmelere, düşük faizli kredi, hazine garantili kredi ve hibe olarak dağıtılacak.

Koronavirüsün ekonomide yarattığı tahribatı azaltmak için devasa bir yardım paketi hazırlayan diğer bir ülke de Almanya.

Ekonomisi büyük oranda imalat sanayine ve yüksek teknolojili ürün ihracatına dayanan Almanya’da, koronavirüsün etkileri ağır hissediliyor. Almanya’nın açıkladığı paketin büyüklüğü 750 milyar euro. Bu rakam da Alman GSYH’nin yüzde 18’ine tekabül ediyor. Açıklanan paketin 600 milyar eurosu, hazine garantili kredi ya kamu hissesi konulması şartıyla, Alman şirketleri için ayrılmış durumda.

Son örnek de İngiltere’den. 

İngiltere’nin yeni Hazine ve Maliye Bakanı koronavirüsle mücadele için 330 milyar poundluk bir finansal yardım paketi açıkladı. Şirketlerin eleman çıkartmaması için 3 aylık maaş ödemesi, işsizlik fonu kapsamının ve ödeme tutarının artırılması yanında işleri bozulan küçük işletmelere 25 bin pounda kadar hibe yardımı da var. Paketle şirketlere, işsiz kalanlara ve KOBI’lere yapılacak toplam yardım büyüklüğü, 90 milyar poundu buluyor.

Rakamlar gerçekten etkileyici.

Koronavirüs sadece 2 ay içinde, batı ekonomilerini 2008 krizinden daha sert çapmış. Bu sefer kurban bankalar değil. Virüsün direk vurduğu alan; reel sektör ve işini kaybeden sokaktaki sıradan insan.

Karantina altında evlerinde haberleri takip eden insanlar, bir yandan binlerce insanın virüs dolayısıyla hayatını kaybettiğini görüyor ve üzülüyor, diğer yandan da alınan tedbirler sebebiyle şalter indiren ekonomilerin, milyonlarca insanın işsiz kalmasına sebep olduğunu görüyor ve gelecek için endişeleniyor.

Peki açıklanan bunca destek paketi, koronavirüsü kontrol altına alındıktan sonra reel ekonomiyi ayağa kaldırmaya yetecek mi?

İşlerini kaybeden milyonlarca insan yeniden iş bulup, çalışmaya başlayacak mı?

Virüs endişesiyle yaşanan karantina günlerinde ertelenen alışverişler, iptal edilen tatiller, yapılmayan yatırımlar yeninden devreye girmeyecek mi?

Baz senaryo yani ‘Koronavirüsün yıl ortasına doğru bütün dünyada kontrol altına alınacağı, virüsün aşısının da 2021 bulunacağı ‘ önermesinden ilerlersek, 2020 yılı dünya için kayıp bir yıl ama 2021’de küresel ekonomi toparlayacak ve sene sonunda 2020’nin bütün kayıpları telafi edilmiş olacak.

Ancak baz senaryonun ihmal ettiği ya da varsaydığı bazı durumlar var.

Açalım biraz daha…

Gelişmiş ekonomilerde toplam GSYH’nin yüzde 20-25’i devlet yatırım ve harcamalarından oluşurken yüzde 75-80’i özel sektör ve hane halkı harcama ve yatırımlarından oluşur.

Project Syndicate’e yazan ekonomist Jean Pisani Ferry “ABD ekonomisinin yüzde 80’i kişisel harcama ve özel sektör harcaması olduğunu düşünülürse ve bir ayda yüzde 35’lik yıllıklandırılmış daralma olduğu hesaplanıyorsa, bu rakam ABD için bir ayda yüzde 2 daralma anlamına gelir” demiş. Bir başka ifade ile ABD ekonomisinde, 1 aylık karantinanın yıl sonu GSYH’ye maliyeti 2 puanlık daralma anlamına geliyor. Eğer karantina uzar ve toparlama yavaş olursa yıl sonu GSYH daralması 4-5 puanı bulabilir.

Bu durumda …

Karantina sürecinde ekonomideki ani durma sebebiyle şirketler varsa öz kaynaklarından yiyecekler yoksa büyük borçların altına girecekler.

Diğer yandan ülkeler (bu örnekte ABD) özel sektör ve hane halkının ekonomide boşalttığı rolü doldurabilmek için inanılmaz paralara harcayacaklar, bütçe açıkları katlanacak, kamu borcu şişecek.

Ve bütün bu fedakarlık, işler normalleştiğinde, çarklar dönmeye başlasın diye yapılıyor.

Ancak küresel tedarik zincirinde, koronavirüs sebebiyle II. Dünya Savaşı'ndan sonra görülen en büyük tıkanıklığın ve bozulmanın ne kadar zamanda normal döneceğini bilmiyoruz. Bu sebeple de ertelenen talep geri gelse de arz tarafında hiç sorun yaşanmadan bu talebin karşılanıp, karşılanamayacağını kestiremiyoruz!

Gelelim talep tarafına…

Virüs dolayısıyla ertelenen ve artan ihtiyaçlar, hayat normale döndükten sonra düşük faizin de etkisiyle şahlanan bir talep olarak piyasaya gelecek mi? Yoksa virüs sırasında harcanan servetin, kaybedilen işlerin etkisi ile ürkek bir talep olarak mı kalacak?

Bu ve benzeri soruların cevaplarını almadan sadece "piyasada çok likidite var üstelik faizler tarihin en düşük noktasında" diyerek yapılan virüs sonrası döneme ait öngörülerin ıskalama ihtimali oldukça yüksek.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!