Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Asya’da rüzgarlar Çin’in aleyhine esmeye başladı.

Asya’nın 1 ve 3 numaralı ekonomileri Çin ve Hindistan.

Önce Çin’le başlayalım..

1.4 milyar nüfusu ve 14 trilyon dolarlık GSYH’si ile Asya’nın en büyük, dünyanın da 2. büyük ekonomisi. Son 20 yılda ekonomik büyüklüğünü 7 kat artırdı. Kişi başı GSYH 9.700 dolar.

Çin yerkürede en fazla ihracat yapan ülke, 2019 yılında 2.5 trilyon dolar ihracat yaptı. 210 ülkeye mal satabiliyor.

Çin’in ihracat listesinde, 480 milyar dolar ile ABD birinci sırada. Ancak toplam ihracatının yüzde 38’i Asya kıtasındaki ülkelere yapılıyor. İhracat listesinde 168 milyar dolar ile birinci sırada gelen ürün, telekomünikasyon sektöründe kullanın iletişim cihazları

Çin ayrıca dış ticarette fazla veren bir ülke. 2019 yılında 420 milyar dolar dış ticaret fazlası verdi.

Şimdi de kısaca Hindistan’a bakalım.

1.3 milyar nüfusu ve 2.6 trilyon dolarlık ekonomisiyle, Hindistan’ın dünya sıralamasındaki yeri 7'ncilik. Kişi başı GSYH 2.300 dolar.

Hindistan’ın geçen sene toplam ihracatı 330 milyar dolar. 220 ülkeye mal satabiliyor. En büyük pazarı ise ABD. İhracatının yüzde 16’sını yani 51 milyar dolarlık kısmını ABD’ye yapıyor. Coğrafya olarak bakıldığında ise Doğu Asya ve Pasifik bölgesi yüzde 24’lük payı ile Hindistan’ın en büyük ihracat pazarı olarak öne çıkıyor. Hindistan’ın en çok ihracat yaptığı ilk iki ürün grubu ise petrokimya ürünleri ve mücevher.

Hindistan, ABD ve İngiltere’nin ardından en fazla ticaret açığı veren 3.ülke. Geçen sene 118 milyar dolar dış ticaret açığı verdi.

İstatistiklere göz attığımızda, Hindistan’ın nüfus olarak büyük bir ülke olmasına rağmen ekonomi alanında Çin’le aşık atmasının kolay olmadığı ortaya çıkıyor. Ayrıca Hindistan, ekonomik anlamda göbeğinden Çin’e bağlı.

Hindistan’ın ithal ettiği elektronik ve iletişim cihazlarının yarısı Çin’den geliyor. Hindistan’da çok büyük ve kârlı bir sektör olan jenerik ilaç üretimi için gerekli ham maddenin yüzde 75’i de Çin’den ithal ediliyor.

Hindistan, 2019 yılında Çin’le 93 milyar dolarlık toplam dış ticaret yapmış ve 57 milyar dolar açık vermiş. Hindistan’ın geçen sene verdiği toplam dış ticaret açığının yüzde 60’ı Çin ile yapılan ticaret sonrası oluşmuş.

Rakamlardaki bu uyumsuzluğa ve güç dengesizliğine rağmen son dönemde iki ülke arasında yeni bir Ticaret Savaşı cephesi açılma emareleri arttı.

Hatırlanacağı üzere kısa süre önce, Himalayaların tepesinde, iki ülke arasındaki problemli sınır bölgesinde devriye gezen Çin ve Hint askerleri arasında, sınır itilafı iddiasıyla silahlı çatışma yaşandı. Çatışma sonrasında 20’den fazla Hint askerinin ve sayısı açıklanmayan Çin askerinin hayatını kaybettiği açıklandı.

Bu olay, Hindistan cephesinde büyük infial yarattı. Ülkede Çin aleyhine protestolar düzenlendi ve Çin ürünlerini boykot çağrısı yapıldı. Hindistan Haberleşme Bakanlığı, ülkedeki operatörlerin 4G network kullanımı için yeni ürün alımlarında Çin menşeli ürün kullanmasını yasakladı.

Hindistan tarafında Çin aleyhine esen rüzgar, bu hafta şiddetini daha da artırdı. Aralarında Tik Tok ve WeChat gibi Hindistan’da da yoğun kullanılan platformlarında bulunduğu 59 adet Çin menşeli sosyal medya uygulamasının, güvenlik zaafı yarattığı sebebiyle yasaklandığı açıklandı.

Hindistan'daki Çin karşıtı gelişmeler bu kadarla kalmadı.

CNBC’nin haberine göre; bu hafta Hindistan’da Bakanlar Kurulunda, önümüzdeki yıl yapılacak 5G network ihalesine Çin firmaları Huawei ve ZTE’nin katılımın askıya alınmasını tartışıldığı ortaya çıktı. Hindistan’da 5G ihalesinin bu sene yapılması gerekiyordu ancak koronavirüs sebebiyle bir sene ertelenmişti. Çin firmalarının rahatlıkla Hindistan’ın 5G network ihalesini kazanması bekleniyordu.

Çin Asya’da diğer komşularıyla da sıkıntılı günlerden geçiyor.

Koronavirüs sonrası, Avusturalya’nın Çin’e sert eleştirileri oldu. Virüsün kontrolü ve sürecin şeffaflığı hakkında Avustralya’nın Çin’e getirdiği suçlamalar karşısında Pekin’in cevabı ise “Ayakkabımızın altına yapışmış sakız gibisin” şeklinde olmuştu. İlerleyen aylarda Avusturalya, tarihinin en büyük siber atağına uğradı ve üstü örtülü olarak Çin’i suçladı. Ancak Pekin’den bu konuda tatmin edici bir yanıt gelmedi.

Diğer taraftan, Çin’in Hong Kong'da “Ulusal Güvenlik Yasası”nı devreye sokmaya çalışması bir başka komşusu Japonya ile ilişkilerinin gerilmesine yol açtı. Toplam ticaretin yüzde 2.5’unu yaptığı ve bin 400 Japon şirketinin faaliyet gösterdiği Hong Kong’un yüzyıllardır sahip olduğu “Bir ülke iki sistem” prensibinin bozulmasından endişe eden Japonya, bu hafta sert bir açıklama yaparak Çin'e, “Bu işten vazgeç” dedi.

Çin'in agresif büyüme stratejisi içerisinde yer alan, küresel imalat sanayinde monopol ve tedarik zincirinde vazgeçilmez olma hedefleri büyük oranda tuttu. Ayrıca Huawei, ZTE, Ali Baba, WeChat, Tencent, Badoo gibi teknoloji markalarıyla, Batı’nın hegemonyasındaki teknoloji sektörünü ve dijital dünyayı da sarsmayı başardılar.

Ancak ekonomik olarak yakalanan bu başarı Çin’in başını döndürmüşe benziyor. Çin, uluslararası arenada, özellikle Covid-19 sonrasında ciddi bir prestij kaybı yaşıyor. Henüz Wuhan çıkışlı virüsün yaralarını sarılamamışken dünya kamuoyu Hong Kong’ta, Himalaya tepelerinde, Güney Çin Denizi’ndeki Senkaku Adaları'nda, Tayvan seçimlerinde ya da Avusturalya'nın maruz kaldığı siber atakta Pekin’i görüyor hatta en sert haliyle açıklamalarını dinliyor.

Dünya tarihi küresel liderlik yarışında, ekonomik başarının tek başına yeterli olmadığını ve bu yarışta ülkelerin yerinin tayini için uluslararası ilişkilerin ve diplomasinin de en az ekonomi ve askeri güç kadar önemli olduğunu defaatle göstermiştir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00