Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ANNELİĞİ kariyer haline getiren ilk nesil bizimki… Garip ama gerçek. Biz böyleyiz. Çok okumuş, çok sınavlara girmiş, kariyerler yapmış, araştırmanın dibini bulmuş bir kadın neslinin anne olma zamanı geldiği için böyle oldu sanırım. Yaptığımız her şeyi dibine kadar yapmak, okuduğumuz 10 cümleden birinin hayati bilgi taşıyan mesaj olarak altını çizmek üzere yetiştirildik belki de.

        Nereden girdim, nereye bağlayacağım şimdi. Bir kitap dikkatimi çekti geçenlerde, ismi ‘Oyuncu Anne’. Çocuğuyla nitelikli zaman geçirmek isteyen annelere rehber bir kitap. Yazarı Şermin Çarkacı, 3 çocuk annesi, reklamcı bir kadın. Reklamcı demek ‘çok çalışan insan’ demektir, bizim evde de olduğu için bilirim. Hem 3 çocuk annesi, hem reklamcı olup hem de kitap yazan kadın neler yazmıştır diye merak ettim.

        Altını çizdiğim ilk hayati cümle şu oldu: “Hangi zaman çocuğunla geçirdiğin zamandan daha kıymetli olabilir ki?” Sonra da şöyle devam ediyor: “İşte bir toplantım olsa ona hazırlanırım, toplantılarda günlük yaşamımdaki saçmalıkları yapmam ve katılamayacak olursam telafi ederim. Çocuklarla geçirdiğim zamanım neden böyle olmasın ki?” Çok doğru…

        BİZİM ANNELERİMİZ

        Bizim annelerimiz mesela hep meşguldüler. Evde ya da dışarıda çalışmaları fark etmiyordu. Çocukları çok seven ama onlarla oynamayı sevmeyen ya da oynamaya vakti olmayan annelerdi. Çünkü evin her daim temiz olması, her gün sofrada 3 çeşit yemek bulunması ve bunlardan arta kalan zamanlarda da anneler arası çay ve kısırlı toplantılar yapılması gerekiyordu. Anneler annelerle, çocuklar çocuklarla olurdu o zamanlar. Ayrıca bizim sokakta oynama şansımız vardı. Karşı apartmandaki arkadaşlarıma gider gelirdim ben. Epey şanslıydım çünkü benim ve tüm kuzenlerimin boş vakitlerimiz anneannemin yaşadığı 2 katlı evde ve onun bahçesinde geçerdi. Şimdi bizim çocuklarımızda bunlardan hiçbiri yok. Uzay’ın mesela kardeşi yok, yaşıtı kuzeni yok, apartmanda arkadaşı yok, bahçeye tek başına inme şansı yok. Çocuğun evdeki tek şansı dört duvar arası; tek arkadaş ihtimali ben ya da babası. Biz de zaten akşam saati eve varıyoruz, elimize kalıyor yemek ve yatak hazırlıkları dışında olsa olsa 2 saat. E günde 2 saat anne-babalık ettiğimiz çocuğu da odasında kendi kendine oynasın diye mi yollayalım? Bizim neslin anne- baba-çocuklu ailelerinde durum aşağı yukarı böyle…

        BİZ VE ÇOCUKLARIMIZ

        Şermin diyor ki: “Şu işimi yapayım da öyle ilgilenirim çocuklarımla demek yerine 'Çocuklarımla ilgileneyim de öyle yaparım evin işini' demeyi tercih ettim. Aksi halde gün bitiyor ve çocukla hiç vakit geçirilmemiş oluyor. Değer mi? Sanmam. Çocuklar çok çabuk büyüyor, evlerse her gün toplasanız her gün dağınıklar; bir şey değişmiyor. Diyelim bıraktık toplamayı, bir gayret oyuna girelim dedik; bilmediğimiz bir şey var: Nasıl oyun oynayacağız? Oyun oynamayı bilmediği için çocuğunun odasını oyuncakçı dükkânına çeviren, çocukla geçireceği zamanı TL’leri saçarak kompanse edebileceğini sanan ebeveynler de yok değil. Bizim yetişkin kafalar realite sanılan kurgularla o kadar dolu ki (siyaset, borsa, geçmişin ve geleceğin hayaletleri gibi) çocukla oyun oynamak (ki bu bu anda olabilmeyi gerektirir) bize zor…” Burada Şermin’in önerileri giriyor devreye ve bir yetişkin çocuklarıyla nasıl sıkılmadan oynar hatta ne oynar konusunda rehberlik ediyor. Aslında kendinizi çocuğunuza tamamen teslim etseniz o sizi oynatmanın (eğitmenin) yolunu bulur ama okumadan anlamıyoruz ya hani… Bu arada kitabın satış geliri Koruncuk, Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı’na bağışlanıyor. Bence alın.

        Çocuklar için şık atkılar ve bereler

        CHICCO’NUN yeni sezon atkı ve bere modelleri soğuk havalarda da şıklığından ödün vermeyen minikler için birebir. Çocukların hassas tenine uygun olarak üretilen atkı ve bere takımlarının farklı model ve renk seçenekleri var. Küçük hanımlar için tasarlanan leopar desenli ve marin temalı modeller şık bir stil oluştururken, puantiyeli ve ponponlu bereler de sevimli tasarımlarıyla dikkat çekiyor. Koleksiyonda minik beylerin tercihiyse lacivert ve gri takımlardan yana oluyor.

        MİNİK AYAKLARA sömestr sıcaklığı

        ÇOCUKLARIN ayaklarına hem sıcaklığı hem rahatlığı getiren Deichmann, sömestr tatilini kar botu koleksiyonuyla karşılıyor. Kış tatillerini lapa lapa kar eşliğinde kutlayan çocuklar için markanın rengârenk bot tasarımları var. Minik ayakları rengârenk bir dünyayla buluşturan markanın modelleri, mevsim soğuklarına karşı ebeveynlerin de kurtarıcısı oluyor. Çocukların hayal dünyasına enerji katan bordo ve krem tonundaki modeller, bembeyaz sokaklara renk katıyor. Karlı günlerde üşüyen miniklerin imdadına yetişen Deichmann’ın kar botları, içi kürklü astarıyla ayakları tatlı bir sıcaklıkla sarıyor.

        Diğer Yazılar