Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bundan 4 yıl kadar önce Buca Cezaevi’ni gezme imkanım olmuştu. (Nasıl diye sormayın, uzun hikaye..)

        O gün Memurlar Koğuşu’nda Urla Belediye Başkanı Selçuk Karaosmanoğlu ile karşılaştım.

        Kendisine pek bir şey sorma şansım olmadı ama yüzündeki bulutlu, kırgın ifade aslında birçok sorunun yanıtını vermeye yetiyordu. Bizim milletin bir ayağı hastanede, bir ayağı hapishanededir diye biliriz ama içinde bulunduğu durum öyle kolayca alışılacak bir durum değildi.

        Sonrasında aylar geçti. Karaosmanoğlu ve bu operasyon nedeniyle tutuklu bulunan 13 kişi peş peşe tahliye edildi.

        Dün duyduk ki Savcı, Urla Belediye Başkanı’nın “cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak” yani çete kurmak suçundan beraatini istemiş. Aynı davada bilirkişi de daha önce “çete, zimmet, ihaleye fesat karıştırma” suçlarının işlenmediği değerlendirmesini yapmıştı.

        Bu durumda Karaosmanoğlu, sadece “görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla yargılanacak. Kuşkusuz ki son sözü yargı söyleyecek.

        Ancak Urla Belediye Başkanı’nın 8 ay cezaevinde kalmasını gerektiren hukuki gerekçelerin giderek azaldığı görülüyor.

        Daha önemlisi Cumhurbaşkanı’ndan Başbakan’a, sendikalardan iş dünyası örgütlerine kadar her kesimin dile getirdiği “tutuklu yargılamalar” sorunu konusunda canlı bir örnek önümüzde duruyor.

        Çiçekliköy’e kıymayın efendiler

        İzmir ili, Bornova ilçesi, Çiçekliköy Mahallesi sınırları.

        Birkaç pazar, birkaç mekan, birkaç hafta arayla... Takribi 12.30 suları..

        - Bakar mısınız bu bardak kirli!..

        - Nesi var?

        - Ruju var vişneli, balı var yapışkan. Tortusu var içinde peynirli!

        - !!!!

        Başka bir yer:

        - Pardon domatesler çamurlu.

        - Çamur... Ha organik onlar, ondan öyle.

        - Yiyeyim mi?

        - Bir zararı olmaz ama yıkayalım.

        - Çay niye termosta?

        - Erken demledik, soğumasın diye koyduk.

        - Niye zahmet ettiniz evden biz koyup getireydik (diyemedim)

        - Hesap

        - İki kişi 80 lira

        Dolmuşta öndekine para uzatmanın bile işkence geldiği benim gibi bir insan, böylesi cüretkar diyaloglara girebildi. Yeni gelişen ve önemli bir boşluğu dolduran “yakın yerler”, “günlük kaçamaklar” turizmi bana kalırsa yerel turizm gurularına emanet edilemeyecek kadar mühim.

        Tabii Çiçekliköy ahalisi kahvaltının 35 lira olduğu Hidiv Kasrı’ndan bizim ne eksiğimiz var diyorsa en azından hizmet kalitesinde aynı standardı yakalamalı.

        Diğer Yazılar