Empati, biraz empati...
“YILLARDIR politik tiyatro yapıyorum. Yaptığım işten keyif alarak ve her zaman düşündüğümü korkmadan söyleyerek yurttaşlık görevimi yerine getirmeye çalışıyorum. Mesleğim bana yanlışlara dikkat çekme ve düzeltmek için elimden geleni yapma fırsatını veriyor. Bu bakımdan çok şanlısıyım. Elimden geleni yaptığımı bilmek beni rahatlatıyor..."
‘Göçmenleeeer’ Kenter Tiyatrosu’nda seyirciyle buluşuyor.
Fransa’da göçmen olarak yaşayan ve Radio France Internationale’deki görevi kapsamında mültecilerin sorunlarıyla iç içe olan Rumen asıllı gazeteci-yazar Matei Visniec’in yazdığı oyun, son Paris yolculuğunda önüne düşmüş Genco Erkal’ın. “Göçmenler sorunu gezegenin kanayan yarası. Biz yolun üstündeyiz ve son yıllarda acayip şeyler yaşadık. Bizim sahillerimizden yola çıkan, devrilen botlar, kıyılara vuran çocuklar, hepimizin yüreğini dağlayan görüntüler... Ve tabii ki sokaklarımızda yaşayan, aç biilaç dilenmek zorunda kalan Suriyeli göçmenler... İnsanlar ölüm pahasına yollara düşüyorlar çünkü açlık var. Çocuklarını doyuramayınca ‘Ne olursa olsun’ diyorlar. Tel örgülere takılıyorlar, vuruluyorlar, boğuluyorlar ama gene de gidiyorlar çünkü başka çareleri yok” diyen usta oyuncu ekliyor: “Bu durumla ilgili farkındalık yaratmak için bir şey yapmalıydım. Paris’te her zaman uğradığım bir tiyatro kitapçısı var. Orada dolaşırken birden kapağında denizde, bir botun üzerinde göçmenlerin bulunduğu bir kitap görüp hemen aldım. Dönüş yolunda 1 saatte okudum, aradığım oyunu bulmuştum.”
Sahne ve kostüm tasarımı Claude Leon’un, video ve ses tasarımı Ümit Kıvanç’ın, ışık tasarımı Hakan Özipek’in, müziği Nâzım Çınar’ın imzasını taşıyan oyunun dekorunda, bizim sahillerimizden yola çıkıp geri dönen ya da yakalanan insanların sahil güvenlik tarafından toplanan can yelekleri yer alıyor, gerçek mülteci botlarından toplanan can yelekleri... Ve oyuncular, gerçek bir dekorun içinde, kara mizah aracılığıyla anlatıyorlar birbirinden karanlık, insanlık dışı, acı gerçekleri.
Oyunun başında, insan kaçakçısı olarak sahneye çıkan Genco Erkal, bir tiyatro dolusu insanı bir göçmen teknesine bindiriyor. Yani siz de teknedesiniz. “Bizim başımıza gelmez” rahatlığına yer yok bu oyunda. Kaçamıyorsunuz, gerçeklere ya da ikiyüzlülüklere genelde yaptığımız gibi bakıp geçemiyorsunuz. Çıktığınız yolculuk sırasında dikenli tellere takıldığınız da oluyor, seks işçiliğine başlatıldığınız da, inancınız sömürülerek organ mafyasının elinde lime lime olduğunuz da... Doğdukları toprakları, sevdiklerini, anılarını geride bırakmak zorunda kalan insanlarla empati kuruyorsunuz. Empati, öyle değerli ki... Empati, biraz empati... Hepimize şart!
Oyunun finaline, “Kankam” dediği Nâzım Hikmet’in dizelerini eklemiş Genco Erkal. Ben de finali, Nâzım’ın dizelerinden hareketle “Mesele Genco Erkal olabilmekte yani yürekte” diyerek yapıyorum. Onun duyarlı yüreğinin bizimle buluşturduğu “Göçmenleeeer’ yüreğinizi, vicdanınızı burka burka uyandıracak ve uyanan her yürek, her vicdan insanlığı saran bitmek bilmeyen kış uykusundan uyanabilmemiz adına bir umut olacak.
GENCO Erkal’ın canlandırdığı karakterlerden mezarcı, oyuncakların bazen çocuklardan daha önce karaya vurduğunu söylüyor. Oyunu izlerken tıpkı hayattaki gibi içinizi en çok dağlayan çocuklar oluyor, masum çocuklar! Genco Erkal, “Bu oyunda çocuk konusu çok işleniyor. Videolarda göçmen çocukların kamplardan öyle görüntüleri var ki dayanmak mümkün değil, çok çok acıklı. Ben de en çok çocuklara üzülüyorum. O çocukların ne günahı var? Daha dünyayı bilmiyorlar, tanımıyorlar. Kış geldi, sokaklarımızdaki Suriyeli çocuklar nasıl, nerede barınacaklar, karınlarını nasıl doyuracaklar, nasıl okula gidecekler?” diyor.
“HER şeye rağmen umudumuzu sağlam tutacağız, ne iş yapıyorsak onu daha iyi yapmaya çalışarak hayata tutunacağız” diyen Genco Erkal, ekliyor: “Yanlış siyasi politikalardan, yanlış hesaplardan bir an önce dönülmeli. Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ söylemi çok önemli. O doğrultuda ilerlenmeli. Atatürk o kadar büyük ki, onun değerini her geçen gün daha fazla anlıyoruz, her geçen gün ona daha fazla sarılıyoruz.”
AYŞE Lebriz Berkem, “Ötekileştirme ve daha ırkçı bakış açılarımızı kontrol etmeye ihtiyacımız var. Oyunun seyircide yaratmayı hedeflediği farkındalık bu açıdan çok önemli. Hepimiz bir gün göçmen olabiliriz. Bunun acısını bugünden duyumsayarak oynamak bizim çok büyük bir sorumluluğumuz. Genco Hoca’ya binlerce kez teşekkür ediyorum, bu oyunun parçası olmaktan gurur duyuyorum” diyor.
GENCO Erkal’ın Twitter’dan yaptığı çağrı üzerine oyunun seçmelerine katılan genç oyuncular Lütfi Can Bulut, Cem Çetin ve Yiğit Yarar, 60 erkek arasından seçilerek oyuna dahil olmuşlar. Üçlü, “Genco Erkal’la çalışmak hayalimizdi. Kendisi çok kibar ve naif biri. Prova sürecimiz çok keyifli geçti” diyor.
ŞİRVAN Akan, “Dünyada çok büyük acılar yaşanıyor. Mültecilerle ilgili entelektüel bilgiye sahiptim ama oyuncu olarak içine girip oynadığım karakterlerle bağlantı kurmaya çalıştığımda çok zorlandım. İçim buruldu. Prova dönemimiz benim için çok büyütücü bir süreç oldu” diye konuşuyor.
- Kalacak bir türkü7 yıl önce
- Aşk bu mu, sevda bu mu hayat bu mu?!!!8 yıl önce
- Farkı netliğinde bir 'ihanet'8 yıl önce
- Burnumuzda tüten sizin damın bacasında tütüyor mu?8 yıl önce
- Siz de bu takımın bir parçası olun!8 yıl önce
- 'Gülelim, güzelleşelim'8 yıl önce
- Hepimiz bu labirentin içindeyiz8 yıl önce
- Şvayk gerçeğe aydı peki ya biz?8 yıl önce
- Eskiden 'Ev alma komşu al' derdik, peki ya şimdi?8 yıl önce
- Yaşamayı seçmek gerek!8 yıl önce