Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Amerikalı fotoğrafçı Danny Lyon’ın New York Whitney Müzesi’ndeki ‘Geleceğe Mesaj’ adlı sergisi sıcaktan kaçıp müzelere sığınanlara dünyanın kaç bucak olduğunu gösteriyor. Lyon’ın fotoğrafları ‘Hep aynı hikayenin içindeyiz’ dedirtiyor

        Birbirinden habersiz ayrı dünyalarda, ayrı ülkelerde, şehirlerde yaşayan insanlar bundan önce olduğu gibi bundan sonra da birbirlerini fotoğraf karelerinden tanıyacaklar. Hiç tanımadığımız, bilmediğimiz insanların çerçeveler içinde duran siyah beyaz karelerine bakınca, durdukları sokakları, evleri, içine girdikleri mücadeleyi gördükçe herkesin hikâyesi birbirine bağlanacak. Berlin duvarında Kobane’den fotoğrafların durmasının, Kai Wiedenhofer’ın 2012’den beri Suriye sokaklarında yaralı insanları ve yıkılan evleri, sokakları çekmesinin bir sebebi olmalı, yoksa elin Alman’ı elin Kobane’sini nereden bilsin?

        ESKİDEN MEDYA DİYE BİR KELİME YOKTU

        Danny Lyon 74 yaşında meşhur Amerikalı fotoğrafçı. Başka hayatları tanımak, o hayatlara geçebilmek, sivillerin mücadelesine şahit olabilmek için kamerasını koridor gibi kullandığını anlatıyor. Bu işi yapmaya başladığı günlerden bahsederken, “O zamanlar medya diye bir kelime yoktu ama yine dünya berbat bir yerdi, ben doğduğumdan beri bu dünyanın üzerinde savaşlar var” diyor. New York’ta Queens’de bir Alman-Yahudi ailesinde büyürken, doktor babasının muayenehanesinde vakit geçirirken şahit olduğu hikâyeler hep aynı. Amerika’da siyahların, eşcinsellerin, kadınların, çocukların hor görüldüğü vakitler.

        KOCA ÖMRÜNDE UNUTAMADIĞI İKİ GÜN

        Lyon mesleğinin ilk yıllarını motosiklet çeteleriyle, New York’ta 40 sene önce baş gösteren kentsel dönüşüm yüzünden her binası beyaz bayrağı çekip teslim olan Lower East Side’daki binaların yıkıntılarıyla, cenazelerle, 14 ay boyunca Teksas’taki cezaevlerinde mahkûmların hayatlarını fotoğraflayarak, filmlere çekerek geçiriyor. Binlerce karesinin içinden seçilen 175 siyah beyaz fotoğraf şimdi Whitney Müzesi’nin duvarlarında. Sergiyi gezenlerin “Danny Lyon ölmüş müydü bir baksana internete?” sorusunu sormaları çok mu saçma, çok mu cahilce? Sanki bu kadar şeyi bir ömre sığdıran insanların hepsi göçmüş gitmiş gibi geliyor hepimize. Lyon’a sorulduğunda ise 74 yıllık ömrüne dair iki anısını aktarıyor: Birinde cezaevinde Martin Luther King’le tanıştığı günü, diğerinde de 1973’te Muhammed Ali’yle geçirdiği dört günü, Muhammed Ali’nin Jerry Quarry’le ringe çıkmadan önceki günlerini sayıyor.

        FOTOĞRAF SİYASAL BİR ARAÇTIR

        Lyon, “Başlangıçtan beri fotoğrafı güçlü bir siyasal araç olarak gördüm” diye anlatıyor. Hayat insanı rezil de vezir de ederken Lyon’ın çektiği karelerdeki insanların hepsi birer vezir gibi duruyor. Sergilerine verdiği isimler ise günlüğüne yazdığı notlar gibi. Dört yıl önceki bir sergisinin “Dünya benim evim değil”, şimdi de “Geleceğe Mesaj” ismiyle fotoğrafları sergileniyor. Polise mukavemet gösteren ama gözaltına alınan siyah adam da kadrajında, Teksas’ta bir dövmecide tişörtünü sıyırmış sırtına dövme yaptıran da! Lyon, 1965 ve 1973 arasını Chicago’da, Santa Marta’da hayat kadınlarının ve evsiz çocukların, siyah transseksüel kadınların ve kayıtdışı çalışan işçilerin arasında geçiriyor.

        DİJİTAL SOYKIRIMDAN KİTAPLAR KURTULACAK

        Lyon, neredeyse yarım asırdır fotoğrafçılık yapsa da, içinden geçtiğimiz günlere, bu her şeyin fotoğraflanır olmasına “Dijital soykırım” diyor. Bu soykırımdan ise sadece ve sadece kitapların kurtulacağını söylüyor. Lyon’a göre insanlar artık fotoğraf kitaplarını sadece koleksiyon amaçlı toplayıp bu kitapların da bir gün müzeler tarafından isteneceği yanılgısı içinde olduklarını söylüyor. Hem kendi hem de sokaklarda dolaşıp fotoğraf çeken insanlar adına uyarısını da bir kenara iliştiriyor: “Dünyada müzelerden daha sıkıcı hiçbir yer yok!” Halbuki müzeler olmasa onunla tanışamayacak çocuklar, gençler var. Herkesin fikri kendine de; bu biraz bir bakkalın kalkıp da “Marketten alışveriş ediyorum her şeyi bir arada buluyorum çok da iyi oluyor” demesi kadar saçma ama işte insanoğlu aklına her düşeni illa söyleyecek! Bizi de şu üç adımlık dünyada fotoğraflar yakınlaştırıyor, kelimeler uzaklaştırıyor.

        Diğer Yazılar