Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yılların hakem i, bir dönemin MHK Başkanı, HT Spor’un yazarı, futbol programıyorumcusu Bülent Yavuz’u her pazartesi bizim katta görürüm . Bir gün sabah erkenden tanımadığım biri gözüme ilişti... Meğer , o simsiyah peruğunu atmış. Ben “peruk” dedikçe, kendisi “protez” diye düzeltti. 12 yıl taktığı protezine den taktığını, sonra neden çıkardığını açıkladı

        Ne oldu da siyah saçlarınızdan vazgeçtiniz? 12-13 yıldır bu protezi takıyordum, aniden karar verdim, biraz da heyecan olsun diye düşündüm. O zamanlar yeni modaydı, saç ekimi yapılıyordu, protez saçlar piyasaya çıkmıştı. Arkadaşlarım “Sen de yaptırsan iyi olur” diye teşvik ettiler. Ben de araştırmaya başladım. Saç ekimini değil de protez saçı uygun gördüler.

        Niye takmıştınız, bir kompleks mi yaşıyordunuz? 2000’de MHK Başkanı’ydım. Hem o heyecan olsun, o özgüven olsun, bir anda karar verdim. Heyecandan yaptım. Çok enerji dolu bir insanım, sabah 6’da kalkar ve çalışmaya başlarım, askerlikten de kaynaklanan çalışkan bir yapım var. Sanki o protezi takmakla bir moral, bir motivasyon, bir gençlik geldi bana. Dinamizm verdi. O zamanlar 45 yaşındaydım. Şimdi bakıyorum da milyonlarca insan bu modelleri deniyor. Bunun yaşı maşı olmaz. Bu bir özgüven işi, herkes yapamaz.

        Gittiniz, beğendiniz, siyah peruğu alıp takıp çıktınız öyle mi? Yahu olur mu? Teknikleri var, ölçümler yapılıyor. 4-5 aylık bir süreci gerektiriyor. Amerika’ya saç örnekleri gönderildi, benimki hakiki saçlardan yapıldı. Çok zor bir iş. Çok memnun kaldım taktığım sürede. Tanıyanlar, eş dost anlıyordu da tanımayan anlamaz, o kadar da güzel yapılmıştı benimki.

        Perukla yaşamak zor değil mi. Ben korkarım, düşer, uçar gider kafadan diye? Hiç öyle bir şey olur mu? O halimle eğitimler yaptırıyordum hakemlere, her gün spor yaptım, yüzdüm, saunaya girdim. Hiçbir sıkıntısı olmadı.

        Peki terlemiyor musunuz, sigara kokar, yemek kokar? Bakımı zor mudur? Peruk her ay bakıma gidiyordu zaten. Şıpır şıpır terler akıyordu kafamdan, her gün şampuanla yıkanıyordum.

        Peruğun motivasyon misyonu ne zaman, neden bitti? Giderek o heyecan bitti. Görevlerimizi bitirdik, emekliliğe ayrılma sürecinde yeni bir heyecan olsun diye protezi çıkarma kararı aldım. Saçları da kazıtmak moda şimdi, ben de bu modaya ayak uydurayım dedim.

        ‘DİKKAT ÇEKMEYE İHTİYACIM MI VAR?’

        Sizi kanser hastası sananlar olmuş galiba... Dostlarım aradı çok, hiç ummadığım binlerce telefon geldi. Bir şeyim yok çok şükür.

        Peki hocam peruklu haliniz çok sert, çok toleranssız geliyordu bana. Şimdi sanki daha tonton oldunuz? Ne dersiniz? Sen ne mezunusun Elif’cim?

        İktisat. Bu soru iktisat mezunundan ziyade bir psikologdan gelmiş gibi. Bunu bana en yakın arkadaşım ve eşim söyledi. Eşim “İnanılmaz nahif bir adam oldun, iyi ki bu kararı verdin, çok yumuşak oldun, daha tatlı oldun, insanlara daha pozitif bakar oldun, senin ifadeni protezin sertleştiriyormuş” dedi. Peruk takınca sanki yanlış bir şey yapmışsın gibi bunu sana karşı kullanıyorlar. İnsanlar dişlerine de protez taktırıyor, silikon taktırıyor, yüzler gerdiriliyor, mideler küçülüyor... Bunlar yapılırken saça protez yapılınca kötü mü oluyor?

        Dikkat çekmeye mi çalışıyorsunuz? Dikkat çekmeye ihtiyacım mı var? Evliyim, 2 oğlum var. Bu saatten sonra talip olduğumu hiçbir şey yok. Şükürler olsun her şeyim var. Yaşım 30-35 olsa dikkat çekecek hedeflerim olur da yaşım 61. I 90 dakika küfür de işitseniz, aslında bir hafta boyunca iyi veya kötü konuşuluyordunuz. Şimdi bu kadar konuşulamıyorsunuz, içinizde bir boşluk var mı? Hakemlik gerçekten futbola âşık olan insanların yapabileceği en güzel meslek. Ne hikmetse Türkiye’de profesyonel hakemlik için şartlar hâlâ oluşmadı. Şimdi hakemlik çok güzel, bizim dönemimizle arada uçurumlar var. Çok meşakkatliydi, anlatsam tarih olur. Yahu deplasmanda hakemlik yapmaya giderken arabam yandı benim! Araba kül oldu, bıraktım, maça yetiştim. Aldığımız para yaptığımız harcamayı karşılamıyordu. Ama şimdiki hakemlerin durumu iyi, daha çok alsınlar, onlar bunu hak ediyor.

        İçinizdeki düdük hâlâ çalıyor mu? 40 yıldır bu işin içindeyiz. Kolay değil. Tutamıyorum kendimi, “Çal çal çal şu düdüğü” diye bağırıyorum. İyi bir hakem 50 tane maç yöneterek iyi bir kariyer sahibi olur. Ben 500-600 maç yönetmişimdir, 93-94 yılında bir sezonda 9 tane derbi yönettim. O yıl Altın Hakem seçilmiştim. Her hakemin rüyasında derbi maç vardır.

        Hakemdiniz, MHK başkanlığı yaptınız, şimdi de yorumcusunuz. Hangi döneminiz en masum? Yazar ve yorumcu olduğum dönem tabii ki daha rahat dönemlerim. Ama hakemken de hakemliğimi dış etkenlerden arınmış bir şekilde yaptım. Takımlar hedeflerinden uzaklaştığı zaman bir mazeret üretmek anlamında ilk sarıldıkları hakemler oluyordu, biz de bundan bolca nasibimizi aldık. MHK Başkanıyken de çok eleştirildim, haklı da olabilirler eleştirilerinde. Ama benden sonra 9 tane MHK Başkanı değişti, en uzun MHK Başkanlığı görevini ben yaptım. Soruna gelirsek, her dönemimde masumdum.

        Sergen’in alay komutanı Bülent Yavuz

        İnönü’de GS-BJK maçı var. Sergen asker, ben de askerim ve Ordu Milli Takımı’ndan sorumluyum. BJK 1-0 öne geçti, GS taraftarı bizi yerden yere çalıyor, nakarat halinde şarkılar söylüyorlar. Sergen boş kaleye gol atamadı, kaçırdı. Maç 2-0 olacaktı ama kaçırdı. 78’inci dakikada, hocası bunu dışarı aldı. Sergen çıktı, 81’inci dakikadan sonra 9 dakikada 3 gol yedi. O bize küfreden GS seyircisi gitti, sıra BJK taraftarına geldi. Maç 3-1 bitti. Bir baktım karşımda Sergen, akşam beraber kışlaya döneceğiz. Bana saydırıyor, küfrediyor. “Bunun hesabını vereceksin” diyor. Ankara’ya döndük. Ertesi gün gazetelerin 1’inci sayfasında, bütün yazılı medya bana “Sen kimsin” diye hesap soruyor. Gazetelerde fotoğraflar, tank, Sergen tankın üstünde, ben altındayım vs. Senaryo almış başını gitmiş, Sergen asker, Bülent Yavuz da onun komutanı, küfrettiği için askeri mahkemeye verecek onu diye... “3-5 yıl ceza var, futbol hayatı bitti” diyen haberler. Dönemin Genelkurmay Başkanı çağırdı, “Efendim olan bir şey yok, ben daha raporumu bile yazmadım, birkaç maç ceza alır, bu kadar” dedim. Sergen’i çağırdım, “Oğlum” dedim. “Komutanım özür dilerim kendimi kaybettim” dedi. Nitekim 2 hafta ceza aldı, bitti gitti.

        Diğer Yazılar