Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        30 yıl 4 aydır cezaevinde olan Tahir Canan, Türkiye’de “en uzun hapis yatan kişi” unvanı verilse, ilk aday

        Yüzlerce mektup, yüzlerce dilekçe artık dosyalara sığmaz olmuş. Kimi “Sevgili Oğul” diye, kimi “Adalet Bakanlığı’nın dikkatine” diye başlıyor, “Saygılarımla” diye bitiyor. Tahir Canan, kendi deyimiyle “cezaevinde unutulan adam” Sıkıyönetim Mahkemeleri ve DGM’lerin verdiği kararlarla tam 30 yıl 4 aydır cezaevinde. 1978 de “Siyasi amaçla adam öldürmekten” 36 yıl hüküm giymiş. Oğlu İlhan Canan ısrarla hem babasının hem de 4 erkek kardeşin cezaevi kapılarında geçen çocukluk hikâyesini anlatıyor. Onlar ve ikinci anneleri 2 aydır “Tahir Canan’a Özgürlük” kampanyası yürütüyor. “Babasız, dedesiz, kocasız geçen 30 yılın ardından artık tükendik. Haydi biz babasız büyüdük, torunları oldu bari onlar dedesiz büyümesin” diye başlıyor İlhan Canan sözlerine...

        ÇOCUKLAR BABAANNEYE

        Hikâyeyi baştan alalım. Yıl 1978. Adıyaman Gölbaşı’ndan Tahir Canan, Gaziantep’te terzilik yapan, 3 çocuk sahibi, evli bir adam. O dönemler Deniz Gezmiş hayranı ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) çizgisinden geliyor. Lakin THKO’nun kendini feshettiği ve Türkiye Devrimci Komünist Partisi’nin kurulduğu ara dönemde, Antep’te oturdukları mahallede sağ görüşlü 2 kişinin öldürülmesi üzerine gözaltına alınıyor. Çok işkence görüyor. Suçlamayı kabul etmediğini söylüyor. Daha sonra söz konusu cinayetleri başka örgütten kişiler üstlendiği, o kişiler de cezaevine konduğu halde 36 yıla mahkûm ediliyor. İçerideki kanaat kesin: “Konuşmuyorsa, kesin örgüttendir!” Çocukların öz anneleri de babasının baskısına dayanamıyor, çocukları babaanneye teslim edip kendi de köyüne dönüyor. Çocuklar bir daha annelerini görmüyor. Babaaanneleriyle yaşamaya başlayan ağabey Cahit, kardeşlerden İlhan ve Gökhan hem okula erken başlıyorlar hem de o yaşlarda ayakkabı boyacılığı, bakırcılık ne iş olsa yapıyorlar.

        ŞEHİRLER VE GÖRÜŞ GÜNLERİ

        Bu arada babalarının peşinden cezaevi cezaevi dolaşıyorlar: Gaziantep, Adana, Mardin, Gebze, Çanakkale... Aile, neresi olursa olsun bayramlarda ve her fırsatta Tahir Canan’ı yalnız bırakmıyor. Cezaevi ziyaretleri yıllarca sürüyor. İşte İlhan Canan da cezaevi kapısında büyüyen 12 Eylül çocuklarından. “Küçük bir çocuksunuz ve babanızın neden orada olduğunu, cezaevi denen şeyi anlamaya çalışıyorsunuz” diyor İlhan Canan: “Babamın arkadaşlarını tanıyoruz. Hiçbiri kötü insanlar değil. Aralarındaki sohbetlerde ‘emek, işçi, halkların kardeşliği’ gibi kavramlardan, temiz bir dünyadan bahsediyorlar.” Açık görüş günleri hem komedi hem dram. Babalarını görüp hatır mı soracaklar, yoksa geçmişi mi anlattıracaklar? Kaldı ki Tahir Canan da bu kadar kısa görüş sürelerinde hem eş hem baba ve son yıllarda da ziyarete giden torunları için dede olmak zorunda. Bugün 5 torun sahibi, torunlar da dedeyi 4 duvar arasında tanımaya çalışıyorlar. İlhan Canan “Bizim çocukken yaşadığımız travmayı, şimdi çocuklarımız yaşıyor” diyor: “Çocuk akıllarıyla ‘Dedemizin suçu yoksa niye dışarda değil’ diye soruyorlar. Kuşak değişti, soru aynı kaldı.”

        İKİNCİ TUTUKLULUK, İKİNCİ EVLİLİK

        1991’de şartlı tahliye yasası çıkınca, Tahir Canan 12 yılı aşkın süre cezaevinde yattıktan sonra serbest kalmış. Ama bu mutluluk da kısa sürüyor. 1993’te Malatya civarında yaşanan bazı olaylar nedeniyle bir operasyon süreci var. Bu süreçte verilen bazı ifadeler üzerine Tahir Canan akraba ziyaretine gittiği Malatya’da otobüse bineceği sırada gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Yeniden işkence, yine aynı cinayetlere dair sorular ve Tahir Canan’ın iddiası ve tavrı yine aynı: “Onları ben öldürmedim!” Ama bu kez de TDKP örgüt üyeliğinden 12.5 yıl daha ceza alıyor. İtiraza karşılık Adalet’in yanıtı daha da sertleşiyor: “Önce 12.5 yıl, ardından infazı yanan 36 yıllık ceza yatılacak...” 1.5 yıllık özgürlüğü sırasındaysa Tahir Canan ikinci evliliğini Gülnigar Hanım’la yapıyor. O, Tahir Bey’in 4’üncü çocuğunu karnında taşırken kendisi cezaevinde... İkinci eş de yaklaşık 20 yıldır tek başına bir evlilik yürütüyor.

        45 YIL HANGİ SUÇA DENK?

        Tahir Canan’ın avukatlarından Yıldız Koluaçık’a göre bu hukuksuzluk: “Ben bu kadar yatan başka hükümlü bilmiyorum. Çeşitli ceza indirimleri yapıldığı halde Tahir Canan hiçbirinden faydalandırılmadı. Özensiz inceleme yapılıyor ve Canan’a dair başvurular derhal geri çevriliyor. İnfazla ilgili konularda Yargıtay yolu da açık olmadığı için tek çare olarak Adalet Bakanlığı kaldı.” İlhan Canan, babasının ne zaman tahliye olacağını dahi bilmediğini söylüyor: “Elimizde farklı cezaevlerinden gelen üç ayrı kâğıt var; birinde babamın 2013’te, birinde 2016’da, diğerinde 2025’te tahliye olacağı yazıyor. Tüm tarihlere itiraz ettik ancak artık itiraz etmeye de korkar olduk. 30 yıl yatmış, 14 yıl daha yatırılmak isteniyor. Toplamda 45 yıl. Bu hangi suça denk?” Tahir Canan cezaevinde bir yandan kendi yaptığı kasnakla şal örüp geçim kaynağı yaratmaya çalışıyor, bir yandan da elinden kâğıt kalemi düşürmüyor. Neredeyse her gün bir mektup yazıyor. Peki ailenin aklına Tahir Canan’ın suçlu olabileceği şüphesi hiç düşmemiş mi? İlhan Canan, “Babamı tanıdığım, sohbet ettiğim kadarıyla, bir insanın canına kastedecek, eline silah alacak bir adam değil. TDKP’den şu anda içeride olan bir kişi bile yok, babam tek başına örgüt” diyor.

        BİR DE YEMEK PARASI VAR

        Bu arada devlet, 58 yıllık hayatının 30 yıl 4 ayını cezaevinde geçiren Tahir Canan’dan cezaevinde kaldığı süre boyunca yediği yemek ve kullandığı elektriğin bedelini de talep ediyor. Avukat Koluaçık, iaşe bedeli uygulamasının yasalarda olduğunu, ancak insan haklarına aykırı olduğu için uzun yıllardır uygulanmadığını söylüyor. Neyse ki Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı isterse borcunu 36 ayda 18 taksitte ödeyebileceğini bildirmiş! Tahir Canan’ın ailesine yazdığı son mektupsa şöyle bitiyor: “Oğul, ben dışarı çıkamazsam üzülmeyin! Verilen bu mücadeleyle belki de birlikte olacağımız günlerin arifesindeyiz. Belki de yine yolumuza barikatlar örecekler. Bunu bugünden kestiremiyorum. Sizinle gurur duyduğumu yüksek sesle duyuruyorum oğul!”

        Diğer Yazılar