Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        HANİ yazı dün değil de bugün çıksaydı “1 Nisan şakası” sayabilirdim; öyle değil, AK Parti’nin 7 Haziran seçiminde iktidardan düşebileceği tezi ciddi bir yazıda enine boyuna tartışılıyor... Tartışmayı açan kalem de yeminli AK Parti karşıtlarından biri değil; tam tersine, Cumhurbaşkanı ve Başbakan uçaklarının müdavimi bir arkadaşımız...

        Allah Allah, ne oluyor?

        Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan seçimde halkın başkanlık sistemine geçit vermesini bekliyor; bunun için de çıtayı “400 milletvekili” olarak koydu, hedef yakalansın diye, geceli-gündüzlü düzenlenen halka açık toplantılarda çabalıyor...

        400 milletvekili sadece hükümet kurmaya yaramaz, Anayasa’yı Meclis’te değiştirecek çoğunluğun da bir partide toplanması demektir.

        Bir “Gözlerime bakın, hangi partiyi kastettiğimi anlarsınız” demiyor Cumhurbaşkanı Erdoğan...

        Zaten herkes hangi partiyi kastettiğini fazla zorlanmadan anlıyor...

        AK Parti sözcüleri, AK Parti’nin seçimden başarıyla çıkmasını arzulayan çevreler, pek çok gazete ve yazar, kamuoyu araştırmalarına dayanarak, sandıktan çıkacak oyun yüzde 48-50 bandında gerçekleşeceğini yazıp söylüyorlar...

        Onların yazıp söylemesine de gerek yok; AK Parti son genel seçimde ülkedeki her iki kişiden birinin oyunu almayı başarmış, 7 ay önce yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde de AK Parti adayının oyu yüzde 52’ye ulaşmıştı.

        Nereden çıkıyor AK Parti’nin hükümet kuramayacak kadar ilk seçimde başarısız olma ihtimali?

        Muhalefetin durumundan mı?

        İyi de, Meclis’te temsil edilen muhalefet, bildiğimiz partilerden oluşuyor: CHP... MHP... HDP... Her üç parti de bir önceki seçime kendilerini götürmüş genel başkanlara sahip hâlâ; bildiğimiz çizgilerini de muhafaza ediyorlar...

        “Bence artık AK Parti’siz seçeneği açık açık konuşmanın vaktidir” cümlesinin de içinde yer aldığı yazısıyla tartışmayı başlatan yazar, bu kapıyı açma ihtiyacını neden duyduğuna dair herhangi bir ipucu vermiyor; öylesine, pattadanak konuya giriveriyor.

        AK Parti sandıktan yine ipi açık ara göğüsleyerek çıkacakmış; “Ama” diyor yazarımız, “Bir partinin seçimden açık ara birinci çıkması, her zaman tek başına iktidar kuracak çoğunluğu yakalaması demek değildir.”

        Ve, o çoktandır siyaset gündeminden kovulmuş sözcüğü yeniden tedavüle sokuyor: “Koalisyon...”

        Hatta AK Parti, az farkla kazanması halinde bile, hükümeti tek başına kendi kurmak yerine diğer partilerin bir araya gelerek sorumluluğu üstlenmesini, gerekirse koalisyon hükümetini güvenoyunda dışarıdan desteklemeyi tercih edebilirmiş...

        Tekrarlıyorum: Acaba “şakacıktan” 1 Nisan günü için kaleme alınmış yazıyı, gazete, yanlışlıkla bir gün önce yayımlamış olabilir mi?

        Gerçekten?

        Koalisyon hükümeti kuruluyor, güvenoyu alıyor, ama hemen arkasından ortaklar arasında itiş kakış başlıyor, krizler çıkıyor, 90’lı yıllardan kalma kısırdöngüler yaşanıyor yazarımızın senaryosuna göre; ardından bu kâbus senaryosunu ortadan kaldıracak çıkış yolunu gösteriyor: Erken seçim...

        Senaryo yazarımız 8 Haziran’dan itibaren olacaklar konusunda pek hayırlı düşünmüyor; ancak siyaseti çok uzun yıllardır gözleyen biri olarak, dikkatini koalisyonu oluşturacak partiler üzerinde yoğunlaştırdığı kadar, en az o kadar, iktidardan düşecek partinin durumuna da kafa yormasını tavsiye ederim.

        Ülkemizde iktidardan düşen partileri çok zor günler bekler çünkü...

        O yüzden, yazımı bitirirken, bir kez daha, “Ağzından yel alsın Akif Beki” diyorum...

        Diğer Yazılar