ALMAN “Focus” Dergisi’nin yaptığı “terbiyesizliği” duydunuz mu?

Dergi, Almanya’da görülmekte olan bir casusluk davası sırasında, vaktiyle Türkiye’yi sarsan bir dinleme skandalının içyüzünü açıkladı. Meğer, Ankara’da, Süleyman Şah Türbesi’yle ilgili değişik senaryoların tartışıldığı Dışişleri Bakanlığı binasındaki toplantıyı, bir yabancı istihbarat örgütü dinlemiş...

Anlamışsınızdır, ama biraz daha açayım: 2.5 yıl önce, bazı internet sitelerinde, “çok gizli” bir görüşmenin tapeleri yayımlanmıştı. Dışişleri Bakanı, MİT Müsteşarı ve Genelkurmay 2. Başkanı, türbenin etrafına bir-iki bomba atmak da dahil, değişik seçenekleri tartışıyorlardı.

Hepimiz dehşete kapılmıştık hani.

İşte yabancı istihbarat örgütü o çok gizli oturumu dinlemiş... Dinlediği görüşmenin tapelerini öğrenmemizi de muhtemelen aynı örgüt sağlamıştır...

Şaşırdık mı? Belki şaşıranlarımız vardır, ama ben onlardan değilim. ABD’den sızan NSA belgeleri, Amerikan istihbaratının hayli zamandır pek çok ülkeyi dinlediğini fâş etmişti zaten. Alman istihbaratının da...

Focus haberi bu bilgiyi teyit etmiş oldu.

Teyide ihtiyacımız yoktu, ama Focus’un yayını, daha önce öğrenildiğinde “Hadi canım sen de” tepkisizliğini verenlerin gözlerini açmış olmalıdır.

Umarım, 17 Aralık 2013 tarihli tapelerin menşei de bu vesileyle yeniden sorgulanır.

Geçenlerde burada yazmıştım: Ne olduğunu öğrenmek üzere gittiğim Pennsylvania’da, o tapelerin yayımında parmağı olanların kendisine yakınlığı sebebiyle eleştirilen Cemaat’in lideri Fethullah Gülen, bana, “Bu tapelerle bizim ilgimiz yok” demişti, kesin ifadelerle...

Sonradan bir vesileyle savcılığın elinde bulunmadığını öğrendiğim tapeler de muhtemelen aynı yabancı istihbarat örgütünün işidir...

Cemaat’in gazeteleri o tapeleri bu denli heyecanla neden sahiplendi ve hâlâ sahiplenmeye devam ediyor, benim için bir muammadır. Konuyu kısa süre önce burada dile getirdiğimde karşılaştığım sükût bile merak konusudur; ama Cemaat’in kendisinin merak etmesi gereken bir konu...

Focus’un haberi son birkaç yıldır yaşadıklarımıza yeniden bakmamıza fırsat sağlıyor.

Peki bu haberin neresi “terbiyesizlik”? Yazıma neden “Focus Dergisi’nin terbiyesizliğini duydunuz mu?” diye başladım?

Şundan: Bir gazetenin Suriye’ye giden TIR’larla ilgili yayını sonrasında kopan “vatana ihanet” eksenli tartışma ve ardından gazete yöneticileri hakkında açılan ceza davaları, bizde “basın özgürlüğü” kavramının ne kadar dar bir alana hapsedildiğini göstermişti. Oysa, işte bir Alman dergisi, ülkesinde görülmekte olan bir davanın “gizli” ayrıntısını, gözünü kırpmadan okurlarıyla paylaşıyor.

Göreceksiniz, dünyada kimse bu haberi “vatan hainliği” ekseninde tartışmayacak, haberi belki yalanlayacaklar, ama dergiye dava açmak akıllardan bile geçmeyecek.

“Terbiyesizlik” yapmak, basın-yayın organlarının, gazeteler, dergiler ve televizyonların görev alanına girer çünkü...

O sebeple, girişteki “terbiyesizlik” sözcüğü kinayedir.

Anlamakta zorlandığım bir nokta daha var: ABD ve Alman istihbarat örgütlerinin Türkiye’yi dinlediği deşifre edileli hayli zaman oldu; bir devletin bir başka egemen devleti gizlice dinlemesi herhalde yenilir yutulur, görmezden ve işitmezden gelinir bir “terbiyesizlik” değil...

İyi de, neden bu “terbiyesizliğin” üzerine gitmiyor Türkiye?

Neden, neden, neden?

Dışişleri Bakanlığı’ndaki o toplantıyı dinleyen örgüt acaba yalnız o toplantıyı mı dinledi, yoksa diğer “gizli” devlet toplantıları, özel görüşmeler de takip altında mıydı?

Bu defa “terbiyesizlik” sözcüğünü kinayeli biçimde kullanmadım.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!