Final-Four, tüm sezonun tüm emeğinin bir maçla, çalınan bir topla, bir ribaundla silinip gidebildiği, yapılan bir top kaybının dahi o koca sezon boyunca sahada verdiğiniz mücadelenin heba olabildiği bir platform...

Dün Fenerbahçe Doğuş adına, tüm bu detayların ‘en olumsuz’ şekilde sahaya döküldüğü, belki de sezonun en kötü performansı ile kaybedilen bir Final-Four finali izledik Belgrad’daki Stark Arena’da...

Ve işin ilginci, Final-Four tecrübesine sahip onca ismin adeta ‘kilitlendiği’ finalde sadece kariyerinin ilk finalini oynayan Melli sahada yüreğini koyarak ayakta kalan isim oluyordu. Sezonu MVP seçilecek kadar müthiş bir performansla noktalayan, ancak dün pota dibinden topu çemberin içine dahi bırakamayan Jan Vesely başta olmak üzere F.Bahçe’nin bu noktaya gelmesinde irili ufaklı payı olan diğer tüm unsurlar adeta donup kalırken, Melli elinden geleni yaptı, durdu. Vesely yine aşırı motivasyonun bedelini önce erken faul problemine girip, ardından da saç baş yolduran hatalarla ödedi, takımına faydadan çok zarar verdi. Sadece O muydu tel tel dökülen?.. Tabii ki hayır... Datome, Guduric, Sloukas, Nunnally de bu listeye dahildi. ‘Sihirli el Dixon’ ise ne yazık ki ‘atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra’ sahaya sürüldü!.. Her maç mucize yaratması da mümkün değildi...

Öyle bir 40 dakikaydı ki, gerçekten izlerken Sarı-Lacivertli takımı tanımakta güçlük çektik. Maçın en kritik sürecinde verilen hücum ribaundlarından mı başlasak, üst üste kaçan boş turnikeleri mi saysak?..

MADRİD’İN HAKKI MADRİD’E

Tabii ki Fenerbahçe’nin bu kadar tutuk bir maç çıkarmasının tek sebebi bu değildi. Real Madrid de dersine çok iyi çalışmış... Zaten rotasyon derinliği olarak Fenerbahçe’den birkaç adım öndelerdi. Ribaund sıkıntısı başta olmak üzere, maç öncesinde tahmin edilen tüm ‘eşleşme zaaflarını’ sonuna kadar kullandılar. En kritik anlarda üst üste öyle hücum ribaundları aldılar ki F.Bahçe’ye geri dönüş şansı vermediler. Tüm dikkatler Llull’un üzerinde yoğunlaşmışken, şapkadan Fabien Causeur’ü çıkardılar.

Fenerbahçe Doğuş, üst üste 4. Final-Four’unda, üst üste 3. finalini oynamanın gururuyla çıkmıştı sahaya... Elbette buralarda olmak, Türk bayrağını finallerde istikrarla ve gururla taşımak, artık bir ‘dünya markası’ olmak çok ama çok önemli... Ancak Kanarya’nın dün kaybettiği Real Madrid’in onlarca yıldır bu düzeyde boy gösterdiğini, bir geleneğe de sahip olduğunu unutmayalım.

Belgrad’a akın eden, Türkiye’nin dört bir yanında kurulan ekranlarda Sarı-Lacivertli takıma gönül veren binlerce taraftarının hala gurur duyacağı çok şey var...

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!