Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

SALI günü İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülen duruşma sonrası tarafların birbirine girmesi ve silahlı saldırı sonucunda 1 kişinin ölmesi 2 kişinin yaralanması “Adalet Sarayı’nda güvenlik zafiyeti mi var?” sorusunu gündeme getirdi. Saldırganlardan ikisinin kaçtığı, birinin Çağlayan Adliyesi halk otoparkına gizlendiği olayda adliyenin güvenlik işlerini yürüten özel güvenlik şirketinin personeli, otoparkta gizlenen saldırganı fark ederek silahıyla birlikte yakalayıp polise teslim etti. Olay yerini çembere alan polis, yerdeki kovanları incelemeye aldı. Olay yerine çok sayıda polis sevk edilirken, kaçan diğer saldırganların yakalanması için operasyon başlatıldı. Hâkim ve savcıların, tanıkların, sanıkların sık sık tehdit, şantaj ve şiddete maruz kaldığı Adliye Sarayı’nda güvenlik zafiyeti var mı? Alışveriş merkezi korur gibi Adalet Sarayı özel güvenlikçilerle korunur mu? Uzman isimlere sorduk, farklı yanıtlar aldık.

 

‘Adalet Sarayı Cumhurbaşkanlığı Sarayı gibi korunmalı’

USAK Bilim Kurulu Başkanı İhsan BAL:

BU çok önemli ve yaşamsal bir konu. Adalet sarayları, Cumhurbaşkanlığı Sarayı kadar korunması gereken yerlerdir. Bunun üç nedeni var: İlki, hâkim ve savcılar adaleti bize tesis edecek kişilerdir. Hiçbir baskı, yıldırma, şantaj altında bırakılmamalıdır. Bir Müslüman Mekke’de, bir Hindu Ganj Nehri’nde nasıl kendisini mutlu ve rahat hissediyorsa savcı ve hâkim de adalet sarayında bu kadar güvende olmak ister. İkincisi, buralarda mağdurun hakkı korunmalı: sanıkların, şahitlerin doğruyu söyleyebileceği, tehdide boyun eğmeyeceği bir denetim olmalı. Üçüncüsü ise, adalet saraylarının içi kadar dışında da güvenlik sorunu var. Son günlerde moda oldu, Patrona Halil İsyanı’nda sarayın çevresi nasıl sarılıyorsa bugün de Adalet Sarayı farklı gruplar tarafından sloganlar atılan, “Yıkarız, çakarız” diye bağıran grupların olduğu bir yere dönüştü. Bunlar da baskı altına alınmalı.

Peki özel güvenlik teşkilatları bunu anlayabilir mi? Ben özel güvenlik teşkilatının bırakın Adalet Sarayı’nın güvenliğini sağlamayı, orada neden güvenlik olduğu konusunda temel bilgilere sahipler mi hiç emin değilim. Buralar sadece özel güvenlikçilerin değil, jandarmanın da polisin de büyük hassasiyetle dahil olması gereken yerler. Haftalarca hırsız yakalamaya çalışıyorlar, sonra jandarmanın elinden kaçıyor. Mafya grupları, teröristler adliyeye getiriliyor; çevresinde bomba atmak isteyenler, arabasını tarayanlar dolaşıyor. En büyük baskı da yargı teşkilatına yapılıyor bu ülkede. Özel güvenlikler tüm bunların ne kadarını idrak ediyor, büyük şüphelerim var.

 

‘Özel güvenlikçilerle Adalet Sarayı korunmaz’

Eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK
ADALET Sarayı’nı özel güvenlik kuvvetleriyle korumanın uygun olduğunu sanmıyorum. Yargı mensuplarının görevlerini yerine getirirken fiziki koşullar itibarıyla en güvenli ortamlarda çalışmaları gerekir. Adalet mülkün temelidir, mahkemelerin de devletin profesyonel emniyet güçleri tarafından korunması doğru olandır. Bugünkü hükümet, “Bazı hizmetler satın alınabilir” görüşünde. Tiyatrolarda da aynı tartışma var, ama bazı hizmetler var ki özelleştirilemez. Adalet Sarayı gibi yerler doğrudan doğruya devlet güçleri tarafından korunması gereken yerlerdir.

 

‘Adalet Sarayı’nda çalışan personel, özel yargı eğitimi alıyor’

SARGEM Başkanı Doç. Dr. Önder AYTAÇ:

ÖZEL güvenlikçilerin, hizmet içi eğitimlerinde yargıya dönük güvenlik eğitimi verildiğini biliyorum. Otel güvenliği, okul güvenliği, hastane güvenliği, havaalanı güvenliği ve yargı güvenliği yapanların ekstradan almış olduğu kurslar var. Bu olayda da adliyede görevli kişiler ekstradan bu konuyla ilgili eğitim almış kişilerdir. Peki daha fazla önlem alınmış olması gerekir miydi? Belki sıcak ilişkiye girmelerini önleyecek bariyer, elektrikli cop gibi teknik araçlar kullanarak direkt muhatap olmayabilirler. ABD polisinin çok kullandığı, karşı tarafı etkisiz hale getiren ama zarar da vermeyen ucunda elektrik akımı bulunan coplar var. Teknik donanımın daha fazla olduğu, güvenlikçi sayısının artırıldığı ya da shift’lerin azaltıldığı bir yapıya geçilebilir ve daha verimli sonuçlar alınabilir.

 

‘Özel güvenlikçi ile emniyet personeli aynı donanıma sahip’

Eski Hukukçular Derneği Başkanı Cahit ÖZKAN:

DEVLET, güvenliği tesis etmek için kendi kolluk güçlerini, jandarmasını hazır tutar. Örnek aldığımız Batı Avrupa sistemi içinde de özel güvenlik güçleri önemli bir yer tutuyor. Hatta Güney Amerika’da güvenlik güçlerini, özel güvenlik güçleri koruyor. Devlet, güvenlik tesisinde uygun ve kaliteli hizmeti sağlamakla yükümlüdür. Özel güvenlik ihtiyacı alınması söz konusu ise alınabilir. Bu Türkiye’de Anayasa’ya veya idare hukukuna aykırı değil. Emniyet güçleri koruyor olsaydı daha mı iyi olurdu? Şöyle söyleyeyim, bugün özel güvenlik firmalarında görev yapan personelin yetişme usul ve esasları, bir emniyet personelininkinden farksızdır.

Emniyet görevlisi nasıl mesleki tecrübe eğitimi alıyorsa, özel güvenlik personeli de aynı şekilde eğitim alır. Özel güvenlik personeli zaten giriş çıkıştaki denetimlerden sorumludur, oranın asayişinden sorumlu değildir. Asayiş müdahalesi emniyetin görevidir. Oraya asayiş için özel güvenlik de konulabilir ama bu anlamsız ve çok maliyetli olur. Ayrıca güvenlik sıkıntısı her yerde patlak verebilir. Orada sürekli bir güvenlik gücü bulunduramazsınız. Bir şey olduğunda müdahale edebilecek emniyet güçleri olması yeterlidir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir 6 yıl önce 5.000 tl maaş alan ile 890 tl maaş alan bir olurmu? ver bakalım güvenlik görevlilerine adam gibi bir maaş. bak bakalım güvenlik zaafiyetimi, maaş zaafiyetimi o zaman anlarsın
    CEVAPLA