Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Etrafımızda esen enerji rüzgârı birçok sıcak gelişmenin habercisi olabileceği gibi şu günlerde çeşitli ülkelerle yaşadığımız soğuk siyasi atmosferde de ciddi etkileri bulunuyor. Harp Akademileri Komutanlığı 'Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nün (SAREN) böyle bir havada düzenlediği enerji güvenliği sempozyumuna bu açıdan bakılmasında fayda var. Enerji güvenliği, bir noktada enerji kaynakları ve enerji geçiş güzergâhlarına sahip ülkelerin stratejik önemine, kaynakların baskı unsuru olmadan kullanılması ve pazarlanması anlamına geliyor. Bu sebeple askerlerin, "Enerji Güvenliğine Ortak Çözüm Arayışları" fikriyle yola çıkıp, böyle bir organizasyona ev sahipliği yapmaları Türkiye'de 'enerji'nin algılanmasına katkı sağlaması açısından kayda değer. Hatta sempozyumda bunun ilk örneği gözler önünde yaşandı. Azerbaycan Sanayi ve Enerji Bakanı Natik Aliyev, davetli olduğu halde İstanbul'a gelmedi. Azerbaycan'ın Türkiye'ye karşı takındığı davetlere icabet etmeme, görüşmeme halkasına bir yenisini daha ekledi. Ancak tüm bu gelişmelerin yani Azerbaycan'ın devre dışı kalmasının altında bölgenin etkin ülkelerinin enerji stratejilerinin izlerine bakılması icap eder. Azerbaycan ne kadarını fark edebiliyor, geleceğini ne ölçüde yönetiyor kendi sorunları. Unutmamak gerekir ki Ermenistan ve Karabağ bu olaylarda görünen argümanlar. Kavgalar onlar üzerinden enerji hatları ve kaynakları için yapılıyor. Hâlbuki sempozyuma Rusya, ABD, Gürcistan, Bulgaristan, Yunanistan ve Hollanda gibi ülkelerden bakanlar, enerji konusunda uzman akademisyenler ve subaylar iştirak etti. Türkiye'nin nükleer enerjiye bir adım daha yaklaştığı günlerde ilgili ülkeler bu toplantıya daha fazla ilgi gösterdi. Bu ülkelerden katılımı Türkiye'nin onlarla olan ilişkileri belirlemiyor. Bizatihi konunun önemi ve düzenleyen tarafın ciddiyeti ortaya koyuyor. Azerbaycan devlet adamlarının ortak bir akılla bu gerçeği görmeleri gerekir.

        'Enerji Nükleersiz olmaz'

        Harp Akademileri'nde iki gün süren sempozyumun en dikkat çeken konu başlıklarından birisi , 'enerjide dışa bağımlılık' konusuydu. Petrol ve doğal gazı akla getiren bu konuya Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, etraflıca ve ilginç noktalardan temas etti. Enerji üretimini çeşitlendirmekten başka çare olmadığının da altını çizdi. Sempozyumun en önemi konuklarından birisi de Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Ference Toth oldu. Özellikle hızla artan enerji ihtiyacı ve çözüm olarak ortaya koyduğu enerji çeşitliliği konusu Toth'un gündemindeydi. "Nükleer enerji ülkelerin enerji sepetinde yer almıyorsa bu bir eksikliktir.' Diyerek enerjide çeşitlilikle birlikte arz güvenliği anlamında nükleerin önemine değinen Toth, nükleer yakıtların rahat bir şekilde stoklandığını, uranyumun temini hususunda risk olmadığının özellikle altını çizdi. Bir nevi Türkiye'nin nükleerde doğru yolda ilerlediğini ve geç kalmaması gerektiğine vurgu yaparak, katılımcılara uyarıda bulundu.

        PETROL VE KÖMÜR SIKINTISI

        ABD Enerji Bakanlığı Rusya ve Avrasya Daire Başkan Vekili Merrly Burpoe'nun sempozyum için seçtiği konu bana enterasan geldi. Zira Amerikalıların neyi, ne kadar doğru söylediklerine şüpheyle bakmanın kesinlikle faydasına inanıyorum. Petrol ve kömür kaynağının dönüm noktasına girdiğini belirten Burpoe, sera gazlarından, Amerika'nın temiz enerji kaynaklarına yöneldiğini anlattı. Fakat bildiğimiz kömürü elektrik enerjisinde en iyi kullanan ülke onlar. Sera gazı salınımlarını dikkate almayan da onlar. Bu durumda Türkiye'nin sahip olduğu en önemli rezervi kömür kaynaklarının enerjiye dönüştürmek için ne kadar nasihat almaya ihtiyacı olabilir. Önemli olan kömürden temiz enerji üretmek, teknolojiyi kullanmak. Avrupa Birliği Komisyonu Enerjiden Sorumlu Üyesi Andris Piebalgs, Birliğin enerjide yüzde 50 oranında ithalata bağımlı olunduğuna dikkat çekti, ama ithalatın güvenli ve kaynaklı çeşitliliği sağlanarak yapılması noktasında Türkiye ile olan ilişkilere beklendiği ölçüde değinmedi. Tavsiyesine rüzgâr, güneş ve suyumuz varsa kullanalım, ama bunlar enerji arz güvenliğini kesintisiz sağlayacak kaynaklar değil. Nabucco Projesi'nin AB neresinde duruyor, buna cevap verilmesi lazımdı...

        Diğer Yazılar