Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Önce müjdeli haberin ne olacağını tartıştık. Doğalgaz konusunda neredeyse ittifak ettik ve tahminler doğru çıktı. İkinci husus keşfedilen doğalgaz miktarının ne olacağı yönündeki tahmin ve beklentilerdi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın, “Türkiye’nin ekseni değişecek” vurgusu ise keşfedilen doğalgaz miktarının yüksek olacağı ümitlerine sebep olmuştu.

Netice itibariyle keşfedilen 320 milyar metreküp doğalgaz Türkiye için güzel bir haber ve kendi imkanlarımızla enerji kaynaklarına yolculukta güzel bir başlangıç. Esas önemli olan ise eksen değişikliğine gidecek yolda gayret göstermemiz için bir ışık olmasıdır. Türkiye, asıl eksen değişikliğini kendi deniz enerji gücünü son 5 yılda teşekkül ettirerek gerçekleştirmişti. Berat Albayrak’ın buradaki rolü gerçekten çok önemliydi.

Mesela 2017 ve 2018’teki sıvılaştırılmış gaz (LNG) depolama ve gazlaştırma özelliğine sahip FSRU gemilerinin Albayrak döneminde devreye girmesinin faydasını 2019’da ve bu sene gördük. LNG ile boru gazının rekabetinden bu yatırımlar sebebiyle Türkiye çok iyi faydalandı. Pahalı boru gazı yerine LNG kullandık. Bu sayede boru gazı müzakerelerinde elimizi güçlendi.

Karadeniz’de kendi Münhasır Ekonomik Bölgemizde (MEB) başlangıç olarak keşfedilen 320 milyar metreküplük doğalgazla Rusya (Türk Akım 2021, Mavi Akım 2025) İran (2026) ve Azerbaycan’dan (Şah Deniz 1.Faz 2021) aldığımız boru gazı ile Nijerya-Shell (2021) ve Cezayir’den (2025) temin ettiğimiz LNG’nin kontrat süreleri biteceği için yenilenecek müzakerelere ciddi katkı sunacak. Elimiz güçlenecek.

Haziran’da bu köşede “Türkiye’nin deniz enerji gücü” başlığı altında sondaj, sismik ve onlara hizmet veren destek gemilerinin önemini bugün yaşadığımız mutlu haberlere vesile olacağını tahmin ettiğim için detaylıca yazmıştım.

Aslında açıklanan 320 milyar metreküp şimdilik küçük bir keşif gibi görülebilir. Eksen değişikliği olarak bakılması gerekiyorsa miktarına değil kendi imkanlarımızla keşfetmiş olmamız cihetiyle ele alınması doğru olacaktır. Çünkü bir aylık bir zaman dilimi nihai rezerv rakamına ulaşmak için yeterli zaman değil. Ancak aynı alanda devam edecek çalışmalar çok daha fazlasını bulmamızı da sağlar veya tespit edilen miktarının geri çekilmesini de ortaya koyabilir. Fakat Türkiye illaki bu milli deniz enerji gücü ve azmiyle çok daha fazlasını bulacaktır. Hatta Karadeniz ve Akdeniz’den doğalgaz ve petrol keşiflerine yönelik daha çarpıcı haberlere de hazır olmalıyız.

Türkiye bir enerji ülkesi haline geldiği zamana eksen değişikliği de mecburen karşımıza çıkacaktır. Çünkü enerji kaynaklarını yönetmek kolay gibi görünse de enerjinin etrafını, ilişkilerini yönetmek çok daha zor olacaktır.

Ekim 2019’da SOCAR Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve ana SOCAR’ın da Yatırımlar Başkanı Vagif Aliyev ile Bakü’de özel bir röportaj yaptığımda “Başarı petrolün etrafını yönetmektir” şeklinde bir cümle kurmuştu. Türkiye’nin de böyle bir döneme doğru yol aldığının söylemek mümkün.

Hatta Doğu Akdeniz’deki durum çok daha farklı bir tablo ortaya koyuyor. Birçok şeyi yönetmemiz gerekiyor. Ummadığımız yerlerden beklemediğimiz sorunlar ortaya konabilir. Problemler çıkarılabilir. Bölgemizde yeni ittifaklara, işbirliklerine hazır olmalıyız.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı güzel bir kamu spotuyla havayolu sektörüne destek oluyor. Alınan tedbirleri ve havayoluyla seyahatin yeni normallerle ne kadar güvenli olduğunu iyi bir prodüksiyonla havalimanından uçak içine kadar anlatılmış.

Televizyonda karşınıza çıkınca bazı kamu spotları gibi kanal değiştirmek zorunda kalmıyorsunuz. Bir kez daha dönmesi bekleniyor. Yapanların eline sağlık güzle olmuş. Keşke daha erken bu adım atılmış olsaydı.  Malum Kovid-19 sürecinden en fazla etkilenen sektörlerin başında havacılık geliyor. Her açıdan da sektörün ciddi anlamda desteğe ihtiyacı var. Kamu otoritelerinin destekleri de altın değerinde.

Şöyle düşünün;

Türk Hava Yolları (THY) şu an korona virüs salgınından önceki uçak trafiğinin yaklaşık yüzde 35-40’ına ulaşabilmiş durumda. Geriye dönüşte şüphesiz ağırlık iç Hatlarda. Oran ise salgın öncesi trafiğinin takriben yüzde 25-30’una denk geliyor. Dış hatlar payı ise maalesef düşük, yaklaşık salgın öncesinin yüzde 10’u düzeyinde.

Doluluk oranları da iç Hatlar yüzde 70, dış hatlarda ise yüzde 60 ve toplam ortalama doluluk yaklaşık olarak yüzde 65. Kargo tarafında işlerin iyi gidiyor, ama THY’nin yolcu tarafında durum böyle. Fakat her havayolu bu dönüş rakamlarını yakalayabilmiş değil.

Öte yandan şu an THY ile dış hatlarda yolculuk yapanların çoğunluğu gurbetçiler ve kısmen turistler. İş amaçlı seyahatler henüz düşük. Ülkemizden ve başka ülkelerden yurtdışında çalışan insanların memleketlerine olan seyahatleri sebebiyle şu an THY ve diğer havayollarında mevsimsel bir yoğunluk var.

Yaz sezonuyla birlikte turist ve gurbetçi trafiği de azalacak. Salgın sürecinde de önemli bir iyileşme olmaz ise havacılık sektörünün geri dönüşü daha da zorlaşacak gibi görünüyor. Dolayısıyla kamu otoritelerinin ve şirketlerin bu tabloyu dikkate ele almaları gerekiyor.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!