Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Türkiye’nin büyümesinde lokomotif görev üstlenen iki önemli yatırım bakanlığı var. Bunlar doğru dürüst çalışmadığı zaman, ülkenin sanayisi, endüstrisi gelişmez, kimsede ihracattan, üretimden ve büyümeden bahsedemez. Evet bu iki bakanlık; Enerji ve Tabii Kaynaklar ile Ulaştırma bakanlıklarıdır. Ancak 2010 itibariyle her iki bakanlığın stratejilerinde yeniden bir yapılanma, hedefleri realize etme arifesindeyiz tahmininde bulunursam zannediyorum yanılmış olmam.

        Geçen hafta her iki bakanla da çeşitli vesileyle birlikte zaman geçirdim. Ve onları dinledim. Mesela, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, elektrik enerjisi üretiminde Türkiye’nin net bir karar vermesi gerektiğinin altını çizince, şunu anlamış oluyoruz. Şu ana kadar yürütülen stratejiler ve verilmiş bir kararımız varmış gibi görünen projeler değişecek. Veya net karar verilmediğinden şu an rota yeniden belirlenecek.

        Enerji Bakanı, özellikle elektrik üretimi için yerli kaynaklardan faydalanılmasına bilinçli bilinçsiz tepkiler olduğunun altını çizerek, ‘En önce yerli kaynaklarımızdan yapacaklarımıza ve yapmayacaklarımıza karar vermemiz gerekiyor.’ Notuyla bu yönde çalıştıkları mesajını veriyor. Yerli kaynağın istihdama, gelişmeye, büyümeye yapacağı katkıyı tartışmaya gerek yok. Ancak bu yatırımların, Türkiye’nin enerji alanları üzerinde etkisi olan yabancı lobilerin kontrolünde olduğunu da ben biliyorum. Hatta bu lobilerin rüzgârına bazı kamu kurumlarının da kapıldığını söyleyebilirim.

        Ancak, bunu yetkililerimize ve kolay yoldan enerji yatırımcısı olma hayali kuranlara nasıl anlatacağız?

        Aliyev Ucuz Doğal Gazı Kullanıyor

        Enerji Bakanı’ndan bir konuyu daha netleştirmem çok iyi oldu. Çünkü en yetkili ağızlardan aldığımı bilgileri ilk defa bu köşeden duyurduğumda, adeta açığa düştüm. Hatta bu en yetkili kişilerden birisi bizzat Bakan Yıldız’ın kendisiydi. Uzatmadan ifade edeyim konu da Azerbaycan ile yürütülen enerji pazarlıklarıydı. Petrol, doğal gaz boru hatları nakil ücretleri, Türkiye’nin aldığı doğal gazın yeniden fiyatlandırılması, yeni doğal gaz talebi gibi konular, uzun bir süredir gündemdeydi. Ama bir türlü de bitmiyordu. Halen daha da bitmiş değil.

        Ancak ben bu konuları iki defa net bir şekilde bu köşede bitirdim. Ama Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, bitirmeye niyetli olmadığı için beni de, Enerji Bakanını da boşluğa düşürdü. Çünkü teknik anlamda her şey görüşülüyor, çözülüyor. Ama en yetkili isim Aliyev, Türkiye ile problemlerin bitmesini istemediğinden iş siyasallaşıyor.

        Azeri doğal gazının bin metreküpüne 200 doların üzerinde, rahatlıkla kabul edileceğine inanılan bir rakam verilmiş. Ama halen daha Azeri tarafı kısa sürelik ucuz gazı gündemde tutup Türkiye’yi eleştiriyor. Azeri gazı, yeni fiyatlarla Rus gazına çok yaklaşacak, ama henüz anlaştık tarzı bir cevap ortada yok. Çünkü Azerbaycan çözemediği Karabağ meselesini de Türkiye’nin üzerine yıkmak istiyor.

        Diğer taraftan Bakan Yıldız, 1996 yılından bu yana Rusya’dan aldığımız gazın pahalı olduğu görüşünde. Avrupa’da Almanya ile kıyaslandığında hep yüzde 5 daha pahalı Rus gazı tüketmişiz. Pahalı gazla yüzde 50 seviyelerinde alım garantili elektrik üretmişiz vatandaşa satmışız.

        İşte ipte burada kopuyor. Bakan Yıldız’ın tespitlerinden anladığım önümüzdeki günlerde hangi enerji alanından ne kadar faydalanılacağı yeniden değerlendirmeye tabi tutulacak. Enerji strateji belgesi yeniden yazılacak…

        Yollar Üzerine Lojistik Köyler

        Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile geçen hafta Maltepe Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Kulübü tarafından düzenlenen ‘Lojistik ve Ticaret Buluşması’da biraya geldim. Moderatör olarak görevim ulaşımın önemli isimlerine yön vermekti. Onu yaptık, ama şu mesajlar da önemli.

        Bakan Yıldırım’ın ifadesine göre demiryollarının ana hatları üzerinde lojistik köy yapılacak. Hatta 2 tanesi tamamlanmış, 10 tanesi devam ediyor. Karayolları üzerinde lojistik merkez kurma çalışmaları devam ediyor. Daha önemlisi ulaşımda neticede entegrasyon sağlanacak olması. En azından ben gelişmeleri bu yönde anladım.

        İstanbul ve İzmit gibi hava, kara, deniz ve demiryollarıyla irtibatı olan noktalarda ortak lojistik merkezler oluşturulacak. Böylece karayolları daha kontrollü olacak. Bildiğimiz kamyonlar ve şoförleri artık giderek azalacak. Üreticiyle tüketici arasındaki ilişkinin maliyeti düşecek ve hızlanacak.

        Yurtiçindeki motorlu araçların yüzde 50’sinin büyük araçlar olduğu düşünülürse Enerji Bakanlığı’ndaki yabancı lobilerin, Ulaştırma Bakanlığı’nda yıllardır görevde olduğu yönünde bir teori geliştirebilirim.

        Nasıl bizim olmayan pahalı doğal gazla elektrik üretip onu da fabrikalarımızda tüketiyorsak. Bizim olmayan petrolle karayollarında en pahalı mal taşımacılığı yapıyoruz. Ülkenin kazancının önemli bir bölümünü petrole ve doğal gaza yatırıyoruz. Ama bunu yaparken bile Türkiye’nin bölgesele avantajını kullanıp bu coğrafyanın lojistik merkezi olmayı düşünümüyoruz.

        Diğer Yazılar