Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Van’da meydana gelen 7,2 şiddetindeki depremi gazetelerimiz; “Van’da yıkıldık”, “Yine yıkıldık” manşetleriyle, “enkaz” görüntüleriyle ve “çığlık atan” insan manzaralarıyla okuyucularına duyurdular. Deprem haberlerinin ve “köşe yazıları”nın önemli bir bölümü de “duygusal” tonda haber ve yazılardan oluştu.

        Oysa asıl sorulması gereken; “Neden ders almasını bilmiyoruz?” sorusu ise cılız bir “ses tonu” ile “ürkek” bir şekilde sorulabiliyor. Van’daki deprem felaketi ve yaşanan acı olaylar; 1999’daki “Marmara Depremi”nden yeterli dersi alamadığımızı, kanun ve yönetmelikleri uygulamada “yetersiz” kaldığımızı, belediyelerimizin sorumluluklarını yerine getirmediklerini bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.

        Unutmamalıyız ki; depremi önleyemeyiz ancak binaların insanları öldürmesine engel olabiliriz. Bunun için de yasa ve yönetmeliklerin “devlet ciddiyeti”yle uygulanması, belediyelerin siyasi gerekçelerden ve bazılarına “çıkar sağlamak”tan uzaklaşarak sağlıklı, planlı kentleşmeye öncelik vermesi ve “rant” amaçlı imar planı değişikliğinden vazgeçmesi gerekmektedir.

        GÖRÜNEN SEBEPLER

        Van depremindeki ilk tespitler ve yapılan değerlendirmeler; yıkıntıların ve ölümlerin “ihmal”den ve “denetimsizlik”ten kaynaklandığını göstermektedir.

        Yıkılan binaların çoğu; okullar, öğrenci yurtları, hastaneler ve diğer kamu binalarından oluşmaktadır.

        Van’da ana caddeler üzerinde çöken binalar da taşıyıcı kolonları kesilerek alt katları oto galerisine ve markete dönüştürülen yapılardır.

        İnşaatlarda düşük kaliteli beton, dere kumu, çakıl, direnci artıran “nervürlü” demir yerine yasak olan “düz demir”in kullanıldığı görülmüştür.

        Ruhsatsız ve yapı denetiminin yapılmadığı binalar da yıkılan ve en çok hasar gören binalardır. Yapı denetim şirketlerinin görevlerini yapmadıkları ve sorumlu davranmadıkları anlaşılmıştır. 2001’de yürürlüğe giren 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu ile 2007’de çıkarılan Deprem Yönetmeliği’nin uygulanmadığı anlaşılmıştır.

        Deprem sigortası uygulanması konusunda vatandaşların bilinçlendirilmediği ve bu nedenle deprem sigortası yaptıranların oranının % 20’leri geçmediği tespit edilmiştir.

        EGE-KOOP’UN ÖRNEK UYGULAMASI

        Bugüne kadar 26 bin konut üreten ve 9 modern kent parçası oluşturan Ege-Koop; sadece yasal zorunluluk olduğu için değil, “insan odaklı” düşündüğünden, denetimlerini kurulduğu günden bu yana tüm projelerinde ve uygulamalarında, inşaatlarının zemininden ve temelinden itibaren her aşamasında, “deprem gerçeği”ni bir an olsun gözden ırak tutmadan sürdürmüştür.

        Bu bağlamda; Ege-Koop; İnşaat Mühendisleri Odası ve Ege Üniversitesi’yle yaptığı protokol çerçevesinde temelden itibaren her dökülen beton için “beton analizi” yaptırmıştır. Jeoloji Mühendisleri Odası’na “Jeolojik Zemin Etüdü” yaptırmıştır. Depremden nasıl korunabileceğimiz konusunda “Bilimsel Panel” düzenlemiş, daha sonra bunu kitaplaştırarak ilgililerin ve toplumun bilgisine sunmuştur. Ege-Koop; Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi ve İstanbul Üniversitesi ile işbirliği yaparak Seferihisar’da “Makro Değerlendirme Deprem Araştırması” yaptırmış, sonuçlarını da kamuoyunun bilgisine sunmuştur. Belediyeleri, gecekondulaşma ve plansız kentleşme konusunda uyarmış, kentsel yenileme ve kentsel dönüşüme öncülük etmiştir.

        Sonuç olarak: Depremden korkmayalım, ihmalden ve denetimsizlikten korkalım. Unutmayalım deprem değil, bilinçsiz ve denetimsiz yapılan bina öldürür.

        Diğer Yazılar