Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İzmir İktisat Kongresi'nde, Atatürk Türkiyesi'nin "milli unsur"lara dayanan "ekonomik kalkınma modeli" benimsenerek kararlaştırılmıştır. Ayrıca; İzmir İktisat Kongresi'nde "milli irade"ye dayalı devletin "ulus devlet" ve "milli devlet" özelliğinde olması bir "zorunluluk" olarak kabullenilmiştir.

        İzmir İktisat Kongresi; temel karakteristik olarak Erzurum ve Sivas Kongrelerinin devamıdır ve bu kongrelerde şekillenen "bağımsızlık" ve "ulusal egemenlik" ilkelerinin iktisadi prensiplerle anlamlı hale getirildiği, taçlandırıldığı bir kongredir.

        İzmir İktisat Kongresi; gelişmemizin, kalkınmamızın "milli bağımsızlık" içinde sağlanmasını, bu anlayışla siyasi bağımsızlığın yanında, ekonomik bağımsızlığı da esas almıştır. Yabancı sermayenin, bağımsızlığımıza halel getirmediği sürece yararlı olacağı felsefesine dayanan ve kalkınmada kendi öz kaynaklarımıza öncelik veren İzmir İktisat Kongresi'nin ekonomi modeli; "karma ekonomi modeli"dir.

        Bu model; özel girişimcilerin desteklenmesini, kalkınma ihtiyacına göre sanayileşmeyi, sanayicinin teşvik edilmesini, teknik eğitimin geliştirilmesini, devletin ekonomide özendirici, koruyucu ve düzenleyici bir rol üstlenmesini, dış pazarlarda rekabet edebilecek bir güce kavuşulmasını ve işçilere sendikal hak verilmesini öngörmektedir.

        Atatürk, 17 Şubat 1923'te başlayan, 15 gün süren ve tüccar, çiftçi, sanayici, bankacı, şirket temsilcisi olarak 1135 delegeyle ve katılımcı bir anlayışla toplanan İzmir İktisat Kongresi'nin açış konuşmasında iktisat kavramından "kalkınmayı, modernleşmeyi, devletin ve milletin zenginleşmesini, bireylerin refahını ve insanca yaşama hakkını anladığının" altını kalın çizgilerle çizmiştir.

        Atatürk, aynı konuşmada; "askeri ve siyasi başarıların ekonomik başarılarla taçlandırılmasıyla bir anlam ifade edeceğini" de vurgulamıştır.

        ÖZGÜN PROJELER

        Ege-Koop; 30 yılda, sadece farklı seçenekte fiziksel ve sosyal alt yapılı modern, çağdaş 30 bin konut üretmekle, İzmir'in 11 ilçesinde, 100 bin kişinin yaşadığı 11 modern kent oluşturmakla kalmamış; aynı zamanda İzmir'in ekonomide, turizmde, sağlıkta, ulaşımda ve modern kentleşmede ufkunu açacak, imajını değiştirecek projeler üreten Ege-Koop Proje Merkezi'ni kurmuştur.

        Ege-Koop Proje Merkezi'nde uluslararası birikime ve prestije sahip, ülkemizde de önemli görevlerde bulunmuş, teknik kapasitesi yüksek kişiler görev yapmakta ve bu nitelikli teknik kişiler; İzmir'in tüm sorunlarını kapsayan ekonomik, sosyal, kentsel, turizm ve sağlık içerikli 200 proje hazırlamışlardır.

        Ege-Koop Proje Merkezi'nin hazırladığı; düşüncesi, tasarımı ve projelendirmesi tamamen Ege-Koop Proje Merkezi'ne ait olan, özgün "Sağlık Serbest Bölgesi" projesi; İzmir'in ufkunu açarak "marka şehir" yapacak, turizm potansiyelini harekete geçirecek, ekonomisini güçlendirecek, yeni istihdam imkanları yaratacak ve teması "herkese sağlık" olan "EXPO-2020"ye de alt yapı hazırlayacaktır.

        Bakanlar Kurulu'nun gündemine alınan İzmir Sağlık Serbest Bölgesi projesi; bir "devlet projesi" niteliği kazanarak Türkiye'ye mal olmuştur. Ege-Koop Proje Merkezi'nin kamuoyuyla paylaştığı ikinci önemli projesi de, "ATAYOL" projesidir. ATAYOL Projesi'ni "İzmir Güney Aksı Adnan Menderes Havalimanı kesintisiz ulaşım" projesi şeklinde özetleyebiliriz.

        ATAYOL Projesi; Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın "Konak Tüneli projesi" ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin "uçan yol projesi"ne entegre; uygulanabilir, ekonomik, gerçekçi ve ileri mühendislik teknolojisinin kullanılacağı bir projedir.

        Sonuç olarak: Ege-Koop olarak; bundan sonra da, kentsel yaşamı kolaylaştıracak, kentlilerin temel insan haklarını güvenceye alacak, sağlıklı bir çevre dokusu oluşturacak, sürdürülebilir ve insan odaklı projeleri de belirli zaman diliminde kamuoyunun ve ilgililerin bilgisine sunmaya devam edeceğiz.

        Diğer Yazılar