Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Türkiye, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yaptığı 19. anlaşma ile aldığı borcun son taksitini de 14 Mayıs’ta ödeyerek temizledi.

        Hükümet; “IMF ile ilişkimiz bitti, artık borç alan değil, IMF’ye borç veren ülke olduk...” yaklaşımı sergiledi.

        Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, borcun tasfiyesini “tarihi bir gün” olarak yorumlayarak “önümüzdeki dönemde IMF’ye 5 milyar dolarlık kaynak sağlamayı planladık” dedi.

        Ancak, IMF’ye olan borcun bitirilmesi, Türkiye’nin dış borcunun kalmadığı anlamına gelmez.

        2012 yılı sonu itibariyle Türkiye’nin toplam dış borcu, 336 milyar dolar. Bunun 103 milyar doları kamu kesiminin, 226 milyar doları da özel kesimin borcudur. 2002 yılında Türkiye’nin toplam dış borcu (AK Parti iktidar olduğunda) 129 milyar dolardı, bugünkü AK Parti iktidarında (2012’de) dış borcumuz 336 milyar oldu, kamu kesiminin borcu da 64 milyardan 103 milyar dolara yükseldi.

        IMF’den ilk borçlanma 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra, 1961’de gerçekleştirildi, bugüne kadar 19 anlaşma yapıldı, toplam 49.6 milyar dolar değişik hükümetler döneminde kredi kullanıldı. AK Parti Hükümeti, 14 milyar dolarlık IMF borcu ile işe başladı, 2013, 14 Mayısı’nda IMF’ye olan borcun tamamını ödeyerek bitirdi.

        IMF’NİN MANTIĞI

        IMF, borç veren zengin ülkelerin alacaklarını tahsil etmelerini garanti etmek için davet edilen ekonomisi zora düşmüş ülkelere “kemer sıkma” programını “dikte” ettirmektedir.

        IMF’nin “kemer sıkma” programında zorda olan ülkenin varlıklarını özelleştirme yoluyla satması, harcamaları azaltması, tasarrufları arttırması, çalışanların, emeklilerin maaşlarına zam yapılmaması, yatırımların durdurulması öngörülmektedir.

        IMF, belirli periyotlarla programa uyulup uyulmadığını denetler, programa uyuluyorsa, “kredi dilimi”ni serbest bırakır, uyulmuyorsa “kredi dilimi”ni serbest bırakmaz.

        IMF’nin açtığı kredi, “sembolik”tir. Ancak programı eksiksiz uygulayan zor durumdaki ülkelere zengin ülkelerden kredi verilmesi için “yeşil ışık” anlamına gelir. “Yeşil ışık”ın bir başka anlamı da, IMF programı uygulayan ülkenin borcunu ödeyebilecek bir durumda olduğunun ilgili ülkelere ve uluslararası finans kuruluşlarına duyurulmasıdır.

        NİMET AK PARTİ’YE

        2001 krizinin ve halkı fakirleştiren IMF programının “fatura”sını Ecevit Hükümeti ödemiş, “nimet”ini de AK Parti Hükümeti sahiplenmiştir.

        Erdoğan Hükümeti, Kemal Derviş’in hazırladığı IMF programını bugüne kadar eksiksiz, tavizsiz uygulamıştır.

        AK Parti Hükümeti’nin ekonomik performansının temel gerekçesi IMF programına kararlı bir şekilde sahip çıkmasıdır.

        Demokratik ülkelerde, örgütlü toplumlarda IMF programını “katı” bir şekilde uygulamak; toplumsal huzursuzluğa, sosyal patlamalara yol açar.

        Bu süreç de, IMF programını uygulayan iktidarların “seçim kaybetmesi” sonucunu doğurur.

        Sonuç olarak: IMF borcunun sıfırlanması alkışlanacak durumdur, ancak neyin ne olduğunun da bilinmesi lazımdır.

        Diğer Yazılar