Çıkış inanç turizminde
Küresel ekonomik krizin etkileri henüz bitmemişken, yaşadığımız siyasi kaos en bük darbeyi turizme indirdi.
Rezervasyon iptalleri peş peşe geliyor.
Sektör temsilcileri ne yapacaklarını şaşırmış durumda.
Durumun, yüz binlerce kişinin işsiz kalmasına neden olacağı söyleniyor.
Daha sektörün beslediği sektörlerdeki durum konuşulmuyor bile.
Yani turizm tedarikçilerinin ne olacağına şu an aldıran yok gibi.
Oysa turizm kadar olmasa bile turizmden beslenen gıda ve tekstil gibi tedarikçilerle, hizmet üreten pek çok sektörün bu durumdan etkineleceği muhakkak.
***
Başta ticaret odaları ve meslek temsilcileri olmak üzere pek çok kesimin bugünlere turizmde yeni seçenekler aramasın nedeni bu.
Üzerinde en çok durulan seçenekler sağlık ve inanç turizminin kalkındırılması.
Böyle bir hamlenin, turizmi 12 aya yayacağı, hepsinden önemlisi krizlerin hafif atlatılmasına vesile olacağı hesap ediliyor.
Bence doğru bir düşünce.
Çünkü sağlık söz konusu olduğunda pek çok etken genellikle göz ardı edilir.
Aynı durum inanç turizmi için de geçerli.
İnsanlar, dini vecibelerini yerine getirebilmek için en büyük riskleri bile görmezlikten gelebilir.
Nitekim bunun örneği çok yaşandı.
Hemen her hac döneminde çeşitli nedenlerle yüzlerce kurban verilmesine rağmen Suudi Arabistan’a talepte en küçük bir daralma yaşanmadı.
***
İzmir, hem sağlık, hem de inanç turizmi için her türlü kaynağa sahip.
Ama nedense turizm için lokomotif olabilecek iki seçenek için de bugüne kadar atılmış somut bir adım yok.
Ne kentin jeotermal kaynakları doğru düzgün değerlendirilmiş, ne de inanç merkezi olabilecek merkezlerde ciddi bir çalışma yapılmış.
Diyelim, sağlık turizmini hareketlendirmek için ciddi yatırımlar, ciddi organizasyonlar gerektiriyor.
Ama inanç turizmindeki değerlerimizin durumu hiç de öyle değil.
Deyim yerindeyse dalında koparılmayı bekleyen olgun meyveden farksız.
Meryemana Evi orada.
Saint Jean Kilisesi de.
Buralara gelmek isteyen milyonlarca kişi de suyun öbür yanında bekliyor.
Peki bu insanları getirmek için bugüne kadar ne yapıldı?
Koca bir hiç...
Bana göre İzmir ve Ege turizmine yeni bir açılım olacak potansiyel orada duruyor.
Üstelik önündeki değerleri görmekten aciz bir yerel yönetimin insafına terkedilemeyecek kadar değerli.
Yapılması gereken tek şey, turizmde çıkış arayan tüm dinamiklerin o potansiyele sahip çıkıp değerlendirilmesini sağlaması.
Tam da İzmir Koalisyonu kurulmuşken, bu hamlenin tam zamanı değil mi?