İnşaat mühendisleri odası Başkanı Necati Şahin'in geçtiğimiz hafta açıkladığı verilere göre Bursa'da son 9 yılda 50 bin kaçak bina yapılmış.

Mesleğe adım attığım 1981'den buyana gazetecilerin deyimiyle "Çanta sırtımdan hiç inmedi" hep muhabirdim, hala öyleyim, bundan da gururlu ve mutluyum.

Yapmadığım haber kalmadı. Bunca yıl yaptığım haberlerin bir bölümü de Bursa'ya yaşanan göç ve kaçak yapılaşmanın haberleri oldu.

Çok sayıda yıkım haberini izledim. Bu haberlere gittiğimde, taşlandım, tartaklandım. Zira belediyeler kaçak yapıyla mücadeleyi sadece yıkmak sandığı için, hemen 15 günde bir yıkım haberlerine gitmek zorunda kalırdım.

Malum Bursa ortalama yüzde 4'lük göç hızıyla yıllardır kaçak yapının cenneti oldu.

Hele hele seçim dönemleri yaklaştığında her zaman kaçak yapı hızı ikiye, üçe katlandı.

Yapanın beklentisi, "Seçim var kimse yıkmaz" oldu hep.

Haklıydı da. Seçime kadar kimse görmez, seçim bitip de taşlar yerine oturdu mu, yıkımlar da başlardı...

Çevik kuvvet önde, dozer arkada, belediye görevlileri ve muhabirler en arkada yıkım yapılacak bölgelere ulaştığımızda yüreğimiz ağzımıza geldi.

Korktuk, sinirlerimiz bozuldu, duygulandık, üzüldük.

Evi yıkılmak istenen vatandaş önce dozerin önüne yattı, polis kaldırınca, koşup binanın tepesinde aldı soluğu. Yetmeyince, çocuğunun boğazına bıçak dayadı, öfkeyle bağırdı, "Ş...sizler size oy verdim ben." Hırsını alamadı, aşağıdakilere taş yağdırdı.

Nihayetinde de hırsını muhabirlerden çıkardı...

Sonuç? Şu güne kadar ölümüne savunduğu evini bu tip çabalarına rağmen yıkımdan kurtaranı hiç görmedim.

Elinde avucunda biriktirdiği tüm parasıyla başını sokacak evi kaçak yapan vatandaş; buna rağmen evine elektrik, su bağlayanların dozerini karşısında görünce çılgına döndü. Muş'ta sattığı ineğinin parası, Bursa'da dozerin altında kaldı...

Her şeye rağmen vatandaş evini kaçak yapmamalı tamam.

İyi ama kaçak yapıyla mücadele sadece yapılanı yıkmaktan mı geçiyor?

Yönetenlerin öncelikli görevi göçü önlemek, insanların bir valizle yollara düşmesini engellemek değil mi? Arsa üretmek, konut alanları yaratmak, kaçağı yapmadan engellemek değil mi?

Büyük bölümü bilerek yapsa da, kaçak yapı sadece yapanın suçu mu yani?.

Arsa alırken görmedik, temel attı başımızı çevirdik, belgeleri yoktu fark etmedik, günler sonra bitirdi içine girdi, göz yumduk. Hiçbir şey sormadan elektrik ve su bağladık, sonra da kaçak diye başına yıktık...

Sosyal belediyecilik son yıllarda yaygınlaşıp bu yaşananlar az da olsa engelleniyor ama rakamlara göre manzara hala iç açıcı değil.

Bursa'nın bu konudaki en talihsiz ilçesi ise Yıldırım.

Zira kaçak yapıların büyük bölümü bu ilçe de.

Kentin göç bölgesi.

Hiç unutmuyorum, bir sayım günü Millet Mahallesi'ndeki üç katlı bir evde tam 81 kişiyi saymıştık da şok olmuştum.

Önce amca gelmiş sonra yeğen, sonra halaoğlu, teyzeoğlu, onun köylüsü, köylüsünün emmisi, emminin çocukları...

İş bulana, evini yapana kadar o eve konuk olmuşlar.

Şimdi nerede mi yaşıyorlar?

Tahmin etmek zor değil.

Büyük ihtimal kaçak evlerinde...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!