ABD Başkanı Obama son "Ülkenin Durumu" konuşmasında Avrupa Birliği (AB) ile serbest ticaret anlaşması görüşmelerine verdiği desteği dile getirdi. Bu özellikle Almanya'da büyük heyecanla karşılandı. Alman gazeteleri, olası anlaşma ile ortaya çıkacak durumu, "Ekonomik NATO" ve "Batı Birleşik Devletleri" gibi manşetlerle tarif ederek bu heyecanı yansıttılar. Gürüşmelerin haziranda başlaması ve 2 yılda bitirilmesi planlanıyor. Obama anlaşmanın 2014'teki kongre seçimlerinden önce tamamlanmasını arzuluyor.
Gerçekten de proje, sadece iki tarafın ticaret hacmini büyütecek olmasının yanında, en büyük ikili ticaret anlaşması olacağı ve tüm dünyada üretimden hizmetlere kadar uluslar arası standartlarını etkileyeceği için büyük bir proje. ABD ve AB, ekonomik büyüklükte tüm dünyanın yaklaşık yarısını, ticaret hacminin ise yüzde 30'unu elinde bulunduruyor. İki taraf arasındaki karşılıklı ticaretin hacmi yılda 5 trilyon doları buluyor ve bu 15 milyon kişilik bir istihdama imkân yaratıyor. İki tarafın karşılıklı doğrudan yatırımlarının hacmi ise 3.7 trilyon dolar düzeyinde.
Anlaşmanın iki tarafın da ekonomik büyümesine yılda ortalama yüzde 0.5 katkı yapacağı hesaplanıyor. Bu katkının küçük bölümü gümrüklerin indirilmesinden, asıl büyük bölümü ise ürün, hizmet ve rekabet standartları arasındaki farkların kaldırılmasından gelecek. Ortak standartların maliyetlerde yüzde 10'a varan düşüş yaratabileceği düşünülüyor.
Proje iki taraf için de çok kârlı gözükmesine karşın anlaşma sağlamak dışarıdan gözüktüğü kadar kolay değil. Çünkü iki taraf zaten 15 yıldır serbest ticaret görüşmeleri yapıyorlar ama pek büyük bir yol kat ettikleri söylenemez. Örneğin otomobillerin çarpışma testlerinde aranan unsurlar gibi teknik bir konuda bile yıllardır bir anlaşma sağlanamadığı için otomobil firmaları ABD için ayrı, AB için ayrı standartlarda araç üretmek zorunda kalıyorlar.
Şu anda ortalama yüzde 4 düzeyinde olan gümrük vergilerinin daha da aşağı çekilmesi göreceli olarak kolay gözüküyor. Ancak üretim standartları ve rekabet kuralları konusunda ilerleme sağlamak çok zor. Örneğin ABD, genetiği değiştirilmiş ürünler, hormonlu etler ve klorla yıkanmış tavuk etleri konusunda AB'nin kısıtlamaları kaldırmasını istiyor. AB tarafının bunları kabul etmesi oldukça zor gözüküyor. ABD tarım lobisi AB pazarlarının kendilerine iyice açılmasını talep ediyor, buna karşın AB'nin önemli bir yapı taşı olan tarım sübvansiyonlarını ortadan kaldırması politik olarak imkânsız gibi bir şey.
Bunlara bir de politik zorlukları eklemek gerekiyor. Birincisi verimlilik düzeyi ve rekabet gücü yüksek Almanya çok istekli ama Fransa başta olmak üzere AB'nin rekabet gücü göreli olarak düşük ve tarım üretimi yüksek üyeleri o kadar iştahlı değiller. Anlaşmanın Avrupa Parlamentosu'nun yanı sıra 27 üye ülke tarafından da onaylanması gerekiyor. AB içindeki bu fay hattı, anlaşma için önemli bir engel.
Anlaşmaya yaklaşımda bir diğer politik fay hattı ise doğrudan ABD ile AB arasında. Obama, Çin'le rekabeti için dikkatini Pasifik'e odaklamış durumda. AB, artık Obama'nın öncelikli gündeminde yer almıyor. AB ile anlaşmanın bile ABD için asıl önemli yanı bizzat anlaşmanın kendisi değil Çin'e karşı rekabette sağlayacağı güçte. Ayrıca ABD tarafı, AB ile serbest ticaret görüşmelerinin yıllardır bir ilerleme olmadan sürünmesinden de rahatsız.
Sonuç olarak hem ABD hem de AB açısından Çin'e karşı kurulmuş bir ittifak işlevi görecek olan "Ekonomik NATO"yu kurmak, 2. Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler ve diğer sosyalist ülkelere karşı kurulan askeri NATO'yu kurmak kadar kolay gözükmüyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!