Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Ben bütün o kalp kırıklıklarının ardından boş boş ortalıkta dolaşırken, Olinka Vistiva ile Draven Grubisic biten aşlarının yıkıntıları üstüne ‘Museum of Broken Relationship'i (Bitmiş Aşklar Müzesi) kurmuşlar... Bin dereden su getirerek kurtarmaya çalıştıkları ilişkilerinin bitişinin ardından yaşadıkları acıyı dindirmek isterken bulmuşlar bu müze fikrini... Ve birlikte geçirdikleri en güzel günlerden kalan objeleri ağlaya ağlaya toplayarak başlamışlar işe.

        Olinka ile Draven'ın hikayesini okurken CD player'da İngilizlerin yaramaz ve bir o kadar da açık sözlü popstarı Lily Allen, sevdiği adamla ilişkisinin yürümediğini açıklıyordu; "Hiç adil değil" diye diye...

        Lily, sevgilisinin kendisine nasıl saygılı davrandığını anlatıyor. Sürekli kendisini sevdiğini söylediğini, iyi olup olmadığından emin olmak için günde 15 kez aradığını ve onun yanında hiçbir erkeğin yanında olmadığı kadar güvende hissettiğini itiraf ediyordu... Tam "E be güzelim ne diye yürümüyor, buldun da bunuyor musun?" diye düşünürken Miss Allen, bütün dobralığıyla ayrılık nedenini açıklayıp "Sadece bir şey var; çok yazık ama yatakta o kadar iyi değilsin!" diyerek Bitmiş Aşklar Müzesi'nin baş köşesine nadide bir parça yerleştiriyordu.

        SANATÇI KURU KURU AYRILMAZ

        Sanatçı milletinde en kıskandığım şey de budur işte! Aşık olurlar, mutluluktan ortaya bir eser çıkarırlar, ayrılırlar, üzüntüden daha da güzel bir eser ortaya koyarlar. Savaş çıkar tak en kanlısından canlısından bir resim olur tuvallerinde. Barış olur bütün hislerini dev bir kaidenin üstüne mermerden oyuverirler... Biz faniler gibi kuru kuru yaşamazlar hiçbir şeyi... Alın işte bana bakın; parkların, bahçelerin ağzına kadar zerrin çiçekleriyle dolu olduğu bir bahar günü aşık oldum... İlişkimiz boyunca ne tek bir satır şiir, ne bir aşk şarkısı için tek nota geldi aklıma... Roman, heykel, resim, plastik sanatlar zaten hak getire. Öküz trene bakar gibi baktım aşkımın önümden geçip gitmesine... Sonra ülkeler girdi aramıza. Krallar, krallıklar girdi... Cinler, periler türlü türlü masallar... Dağlar, ovalar, denizler, okyanuslar girdi... Soğuk soğuk rüzgarlar girdi aramıza ve biz ayrıldık... Ne ıslıkla bir melodi, ne bir özlü söz... Olinka ile Draven'ın müzesi için bir obje bile kalmadı elimde; öyle gözümü tavana dikip aval aval baktığım gecelerden başka.

        EN İYİ 10 AYRILIK ALBÜMÜ

        Tam kendi kendime bir yandan ne kadar boş ve ruhsuz olduğumu anlatıyor, bir yandan da sanatın sanatçının düşmanı olmak için içten içe gaz veriyordum ki; bütün üzüntülerimin üstüne kaymak misali The Times gazetesinde 'En İyi 10 Ayrılık Albümü' diye bir liste ilişti gözüme. Bir grup sanatçı biten aşklarının ardından Biten Aşklar Müzesi'ne birer başyapıt armağan etmişler. İlk sırada Bob Dylan'ın eşi Sara'yla ilişkilerinin koptuğu günlerde yaptığı Blood on the Tracks albümü vardı. Dylan, bir şarkıda biten aşkının ardından eşine "Sen bir ahmaksın!" diye sesleniyordu. Listede, Bruce Springsteen'den Tunnel of Love, Elbow'dan Leaders of the Free World, Blur'dan 13, Fleetwood Mac'ten Rumours, Marvin Gaye'den Here, My Dear, Noah and the Whale'den The First Days of Spring gibi albümleri var...

        "Aşk acısı insanı yaratıcı kılar" sözünü söylerken beni hiç hesaba katmayan Olinka ile Draven'ın müzesi 1-14 Şubat tarihleri arasında İstinye Park'ta olacakmış. Eminim siz benim kadar 'tahta' değilsinizdir aşk konusunda; uğrayın bu müzeye bir küçük kalp kırığı da siz bırakın...

        Diğer Yazılar