Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Kendi halinde bir marangoz olan Geppetto Usta'nın tek hayali çocuk sahibi olmaktır. Hayatının sonuna geldiğini düşünen yaşlı Geppetto, bu hayalinin imkansız olduğunu bilir. Bir gün bir arkadaşından aldığı kütükten bir erkek çocuk kuklası yapar.

        İçinde ruh olmasa da tahtadan bir çocuğa sahip olmak, babalık duygusunu biraz olsun tatmin etmektir amacı...

        Geppetto'nun durumuna üzülen bir peri, onun temiz kalbini ödüllendirmek için tahta kuklaya can verir...

        Yaşlı marangoz ustası, gözünün önünde, konuşmaya dans etmeye başlayan kuklayı kendi çocuğu gibi sevip ona Pinokyo adını koyar.

        Peri, Pinokyo'ya iyi bir çocuk olması ve yaşlı babası Geppetto'yu üzmemesini nasihat eder... Her yalan söylediğinde burnunun uzayacağını anlatır ve bir gün iyi bir insan olduğunda gerçek bir çocuk olacağını söyler...

        Geppetto Usta, bir baba gibi sever Pinokyo'yu; korur, her ihtiyacı olduğunda yanında olur, ona gözü gibi bakar...

        Pinokyo ise bütün çocuklar gibi bir çocuktur işte... Yaşlı babasının sözünü dinlemez, kördür, hayatı bilmez, yaşlı babası anlatsa da onu dinlemez...

        Sürekli başını belaya sokar ama her defasında yaşlı Geppetto onu affeder ve bağrına basar... Pinokyo'nun yaramazlıkları periye bile üzer... O tahta kuklaya can vererek Geppetto Usta'ya kötülük yaptığını bile düşünür bazen...

        Ama yaşlı usta, oğlu Pinokyo'nun bütün yaramazlıklarına rağmen bir gün olsun 'babalık'tan pişman olmaz...

        HEPİMİZ PİNOKYO OLDUK!

        Pinokyo hikayesi bana hep Geppetto Usta'nın öyküsünü anlatıyormuş gibi gelmiştir... İlk ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum bile ama o zaman da Pinokyo'nun ne kadar yaramaz olduğunu ve babasını ne kadar üzdüğünü düşünüp Geppetto Usta için kederlendiğimden eminim...

        Ama ilerleyen yıllarda su katılmamış bir Pinokyo oldum ben...

        Burnum o kadar çok uzadı ki!

        Şimdi yıllar sonra burada oturmuş aklımda yarım yamalak kalmış bir öyküyü size anlatmaya uğraşırken aslında, Pinokyo'ya rahmet okutacak bütün hatalarım için babamdan özür dilemeye çalışıyorum...

        Her düştüğümde yanımda olan, burnum ne kadar uzarsa uzasın hep bana doğru yolu gösteren, elimden tutup ayağa kaldıran babamdan özür dilemek için bütün bu yazdığım saçma şeyler...

        Ben hiç baba olmadım... 'Babalık' ne demek bilmiyorum.

        Tıpkı benim gibi; herkes baba olmayabilir ama hepimizin Pinokyo olduğu kesin... Umarım Geppetto Usta kadar yaşlanmadan, bir perinin yardımına ihtiyaç duymadan, bir prenses bulur, çocuk sahibi olur ve babalığın ne olduğunu anlarım...

        Çünkü ara ara durup kendi kendime "Ben olsam onun yaptıklarını yapar mıydım?" diye sormuyor değilim...

        Geriye dönüp baktığımda babamın benim için yaptıklarını artık daha iyi anladığımı sanıyorum...

        Neyse, uzun ve bir o kadar da karmaşık bir öykü benimle babamın öyküsü...

        Umarım bütün hatalarıma rağmen ben babam için iyi bir evlat olmuşumdur.

        Biliyorum bunu ona sorsanız, "Dünyanın en iyi oğludur benim oğlum" diyecektir onca şeyden sonra bile...

        Ben iyi bir evlat oldum mu bilmem ama babam benim için çok daha fazlası oldu her zaman...

        Bunu ona hiç söyleyemedim...

        Özür dilerim, seni seviyorum baba...

        Diğer Yazılar