Son Dakika

Haset, Allah (CC) ile kulun arasını açar

29.06.2018 - 03:14 | Güncelleme:

 

HER insanda haset illeti vardır, aynı maddi bedenimizde mikrop ve bakterilerin olması gibi... Nasıl ki sıhhatimizi tehdit eden bu illetleri, vücut sistemimizi bozmadıktan sonra ayırt edemiyorsak, aynı şekilde birçoğumuz hasetle imtihan olmadığımızdan bu hastalığı fark edemiyoruz. Bunun bir gömlek üstü, haset ettiği halde, haset hastalığını fark edememek ve bu halden rahatsız olmamaktır.

Haset; kalbi ve ruhu mahveden, Allah Teâlâ ile kulun arasını açan en büyük günahlardandır. Hasedi Türkçe’ye kıskançlık olarak çeviriyorlar fakat kıskançlık denildiğinde, insanların hatırına çok hoş olmasa da masum bir davranış geliyor. İnsanların birbirinin sevgisini kıskanması yani dar bir sahada kendine paye verilmesini beklemesi yahut başkalarına gösterilen ilgi kıskanmak olarak görülebiliyor. Aslında bunlar da belki bu ölümcül günahın çok uzaktan gelen ayak sesleri olarak düşünülebilir. Ama İslâm ahlakında dikkat çekilen haset hiçbir zaman küçük günahlardan sayılamaz. Aslında günahın küçüğü büyüğü olmaz ya neyse...

Haset; kendisine verilene kanaat etmemenin yanında, başkalarında gördüğü güzellik ve nimetleri onlara yakıştıramamak, hatta bunlardan mahrum olmalarını istemek demektir. Bundan dolayıdır ki bu bozuk düşünce ve itikad, haset eden ve edilenle sınırlı kalmaz. Çünkü hadiseye konu olan kişilerin haricinde bir de nimeti veren zat yani Allah Teâlâ, hasetçi tarafından göz ardı edilmektedir. Haset, Allah Teâlâ’nın yapmış olduğu taksimata itiraz etmek, bunu kabullenmemek olduğundan kişinin imanını sakatlar.

HASET EDEN KİŞİ ASLA HUZURLU OLAMAZ

Amelin ancak iman temeli üzerine inşa edilirse değeri vardır. İmansız kişinin ne namazı ne abdesti ne de başka başka hayırlar suretindeki işleri kıymet ifade eder. Yüzlerce satır yazıp nereye gönderileceğini bildirmemek gibi... Öylece bu ameller de yük ve meşguliyetten ibaret kalır.

İman olmadan amel kabul olmaz, bu herkesin bildiği bir dini hakikattir. İşte haset; amentü kanunundaki kader hükmünü, içten içe veya doğrudan fiille inkâr etmektir. Kur’an-ı Kerîm’in son iki sûresinden biri olan Felak Sûresi, her türlü haset ve hasetçinin şerrinden Allah Teâlâ’ya sığınılması gerektiğini beyan ederek, hasetçinin de kurtuluşunun ancak Allah’a imanla yani Allah Teâlâ’dan razı olmakla mümkün olduğunu bizlere göstermiştir.

Şeytanın Hazret-i Âdem’e ve âdemoğullarına haset etmesi, aslında Allah Teâlâ’nın Halifetullah seçimine bayrak açması ve Allah Teâlâ’dan razı olmayışının alametidir. Hasetçinin “mutluluk ve saadetle savaş etmesi” tanımlaması; haset eden kimsenin tipik ruh halini yansıtmaktadır. Çünkü bu hastalığa tutulanlar -Allah muhafaza eylesin- hiçbir şey olmasa da kendi kendisini yer bitirirler ve asla huzurlu olamazlar. Bir adam Karun kadar zengin olsa, bilmem kaç odalı evi ve birçok arabası bulunsa da başkasındaki nimeti kıskandığından ve bunu ona yakıştıramadığından o mal mülk bolluğuna rağmen saadetten mahrum olur.

Dolayısıyla “hasûd” -yani hasedi âdet edinmiş, kronik haset hastalığına tutulmuş kişi- için en büyük bela yine kendisidir. Kendi benliğindeki bu illet, onun yakasını bırakmaz. Bu günah, kalpten neşet ettiği için muhakkak fiille kendisini gösterir. İftira atmak, gıybet etmek, tuzak ve kumpaslar hazırlamak, kıskandığı kişinin kötülüğü için dinsiz ve namussuzlarla işbirliği yapmak, kıskandığı insana hınçla bakıp onu gözle yiyebilecek noktaya gelmek vs. hep bu hastalığın komplikasyonlarındandır. Bu nevi kişiler, kendilerini sevindirecek bir haber alsalar, belki bu müjdeye sevmedikleri insanlar da sevinir diye bundan mutluluk dahi duyamazlar.

HASET, KİBİR KÖKÜNÜN MEYVE VERMESİDİR

Hasedin en ileri, ölümcül ve başkalarını da öldüren safhasıysa imana duyulan hasettir, aynı şeytanınki gibi... Çünkü en büyük dünyevi, uhrevi ve ebedi mutluluk kaynağı imandır. Manevi yollarda maruz kalacağımız hasetle alakalı düşmanlık, maddi sahadakinden daha yıkıcı ve tehlikelidir. İman nimetinin büyüklüğünden dolayı, Allah yolunda bulunanların hasede maruz kalmaları tabii bir durumdur. Bu yolda çok hilelerle karşılaşılabilir.

Bundan dolayıdır ki münafıkla haset eden ya beraberdir ya da aynı kişidir. Zaten kalpteki nifakın, başkasındaki imanı ve nimeti beğenmemesiyle baş gösteren bu sakatlık, ileride kişinin tamamen imandan uzaklaşması fakat bu inkârını ifşa etmekten kaçınması; korkarak münafıkça yaşamasına neden olacaktır.

Haset, kibir kökünün meyve vermesidir. Kibir nedir? Allah’a şirktir, Allah’ı beğenmemektir. “Allah var ama bu da var” demektir. Rahman ve Rahim Allah’ı kabul etmekle ve hamdla başlayan Kur’an-ı Kerîm’in son ayetlerinde hasetçilere, vesvese veren kişilere işaret edilmesi önemlidir.

Bu manayı anlamayan, hamd etmeyi bilmeyen insan muhakkak hasetçi, kibirli, müşrik, şeytan olur, yani huzurdan kovulur. Bununla birlikte kişi hasetten tövbeye muvaffak olabilir. O devirden geçip, hamde dönüp Fatiha’yla kendini düzeltebilir. Besmeleyle yeni bir hayata koyulabilir. Mü’mine düşen; hasetten ve hasetçinin şerrinden Allah’a (CC) sığınmak, iç âlemindeki emaneti bulmaktır.

HADİS-İ ŞERİF

“Haset etmekten sakınınız. Biliniz ki ateşin odunu yok ettiği gibi haset de iyilikleri yok eder, siler götürür.”

(Ebu Davud)

 

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 29 Haziran 2018 Cuma 11:40
    Kızım enstrüman eğitimi alıyor. Ulusal ve uluslararası birçok başarısı olmasına rağmen okuldaki hocası onu görmezden geliyor bazen azar ve aşağılamaya varacak davranışlarla şevkini kırıyor. Bu seviyeye gelmesinde ise müzisyen olmamasına rağmen annesinin büyük çabası var ve herşeye rağmen sanatında en iyi durumda olmasa da iyi seviyede. Sanatında en iyi seviyede olan çocukların ya onlarla çok ilgilenen iyi hocaları var ya da iyi hocalardan maddi durumları iyi olması sebebiyle sık sık özel ders alabilen çocuklar var. Bizim bu iki imkanı da sağlayacak durumumuz yok ve kızım belirli dönemlerde bu çocuklarla burs vb. imkanlar için yarışmak durumunda kalıyor. Annesi ve kızım bu çabalarının takdir edilmeme korkusu ile zaman zaman endişe ve üzüntüye kapılıp serzenişte bulunuyorlar. Bu durumumuz hakkında yorumunuzu rica ederim.
Kalan karakter : 2000