FİLMİN NOTU: 6

Alex Proyas’ın yönettiği “Mısır Tanrıları” (Gods of Egypt), babası Osiris’i öldüren ve Mısır kralı olan amcası Set’ten intikam almak isteyen Horus’un serüvenlerini, çağdaş aksiyon ve özel efekt sinemasının tanıdık klişeleriyle anlatıyor

Hollywood öteden beri tarihi ve mitolojisiyle Mısır’ı sever. “Mısır Tanrıları” da bu “sevgi”nin yeni ürünlerinden biri. Çağdaş aksiyon ve bilgisayar efekti sinemasının Eski Mısır’la buluştuğu ilk film değil kuşkusuz; ama son yıllardaki en görkemli ve pahalı örneklerinden biri olduğu kesin. Matt Sazama ve Burk Sharpless’in yazdığı senaryo, Güneş Tanrısı Ra’nın oğulları Osiris ve Set’in dönemine kadar götürüyor bizi. Kuşkusuz, tarihten ziyade Mısır mitolojisinden yola çıkan son derece hayali bir dönemdeyiz... “Dünya işleri”nden emekliye ayrılmış Ra (Geoffrey Rush), yörüngedeki gemisiyle gezegenimizi kara deliği andıran bir canavardan korumakla meşgul. Oğlu Osiris, öbür dünyada parayla saadet satın almanın önüne geçmiş hakkaniyetli bir kral. Toplumda maddi değerler yerine manevi değerleri öne çıkarıyor. Onun döneminde Mısır, karizmatik ve güzel tanrıları, mutlu, neşeli halkıyla aydınlık, renkli bir ülke... Osiris’in tahtı oğlu Horus’a (Nikolaj Coster-Waldau) devredeceği gün, testosteron saçan amca Set (Gerard Butler) geliyor ve darbeyle yönetime el koyuyor. O noktadan sonra “Mısır Tanrıları” nın öyküsü, uzaktan uzağa “Hamlet”i hatırlatan bir güzergâhta ilerliyor. Kötü amca Set, düzenli ordularıyla askeri bir diktatörlüğü temsil ediyor. “Öte dünya”da maddi değerlerin geçerli olduğu, bu dünyada ise köleliğe dayalı bir sömürü düzeni kurarken, emrine girmeyen tanrıları yok ediyor. Mısır’ı, karanlık ve mutsuz bir ülkeye dönüştürüyor. Film, Horus’un ölümlü bir insan olan Bek’in (Brenton Thwaites) yardımıyla tahtı yeniden ele geçirme mücadelesini eksen alıyor. Bek’in tek derdi ise sevgilisi Zaya’ya (Courtney Eaton) kavuşmak. “Mısır Tanrıları”, Horus, Bek ve Aşk Tanrıçası Hathor’un (Elodie Young) “öte dünya”dan uzaya, gökyüzünden çöllere uzanan maceraları üzerinden ilerliyor. Dev yılanların dolaştığı; tanrıların biçim değiştirip, ateş saçan kılıç ve mızraklarla kapıştığı masalsı bir dünyada geçiyor olaylar. Filmin görsel olarak en akılda kalıcı yanı, tanrıların canavara dönüştüklerinde parçaları çıkarıp takılabilen androitlere benzemeleri... Öyle ki aralarında parça montajı dahi yapabiliyorlar. Ayrıca tanrılar ölümsüz değil. İnsanların tanrıların yanında çocuk gibi kalması da filmin akılda kalıcı detaylarından biri.

FİLMDE DERİNLİK YOK

Ne var ki, “Mısır Tanrıları” ndan öykü olarak geriye açıkçası pek bir şey kalmıyor. Belki tek kötü adama karşı bir grup iyi insanın “ekip ruhu”yla mücadele etmesinden söz edilebilir ya da insan Bek ile tanrı Horus’un arkadaşlığı üzerinden yöneticilerle halk arasında gayri resmi, samimi bir ilişki önermesinden... Bir yöneticinin ilk görevinin ülkede manevi değerleri savunmak olduğunu vurgulayan bir film olduğu da iddia edilebilir. Ama tüm bunların derinlikli olarak işlendiği söylenemez. “Mısır Tanrıları”, hızlı kurgusu, bilgisayarda şekillendirilmiş iddialı görselliği, muhtelif kapışma ve çarpışma sahnelerini peş peşe sıralamasıyla sürükleyici bir aksiyon... Kendi adıma çok eğlendiğimi söyleyemesem de aksiyon meraklılarına tavsiye ederim

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!