Bir süredir Suriyeli sığınmacılar üzerinden aslında dünyanın çok farklı coğrafyalarında, çeşitli sorunlardan kaçarak ülkemize gelen insanların hayatlarını konuşuyoruz.

Pek çok konuda olduğu gibi bu hususta da insan hikayelerinden ziyade, teknik düzeyde değerlendirmeler yaparak, kendimizce sonuçlar çıkartıyoruz.

Binlerce hikayeden birini, belki yine yüzeysel kalacak şekilde paylaşmak istiyorum.

Shilan A. 1996 yılında Suriye’nin Haseke kentinde doğdu. 5 kardeştiler, dört yıl önce savaşla birlikte anne ve babalarını kaybettiler. Abilerinden birisi yıllar önce Kopenhag’a gitmişti. Oradan ailenin diğer fertlerine yardım etmeye çalışıyordu. Durumları, aslında yakinen bildiğimiz bir gurbetçi hikayesinin içine savaş sızmış hali gibiydi…

Bir süre sonra Shilan da tıpkı diğerleri gibi savaştan kaçıp, hayatına yeni bir yön çizmeye karar verdi.

Büyük umutlarla, kendince birtakım yasadışı bağlantılar tesis ederek yola düştü.

Önce İdlib’e ardından sınırdan kaçak şekilde geçerek İstanbul’a ulaşmayı deneyecekti. İdlib’te bulunduğu sırada ciddi sıkıntılar yaşadı. Buradan Hatay’a geldi ve İstanbul’a doğru yola koyuldu.

Shilan’ın yolculuğu İstanbul’da son bulmayacaktı. Daha önce irtibat kurduğu kişiler ona, kendisine benzeyen Belçika vatandaşı 2000 yılında doğmuş bir kadının pasaportunu ayarlamış, bu pasaportla Danimarka’ya ağabeyinin yanına gitmesini planlamıştı.

İstanbul’a kadar her şey yolunda gitti.

Shilan, İstanbul havaalanındaki polis kontrol noktasından başkasına ait bir pasaportla geçerek, Danimarka’ya gideceği uçağın kapısına kadar ulaştı.

Artık hayal ettiği yaşama kavuşmasının önünde neredeyse hiçbir engel kalmamıştı. Türkiye’den resmi olarak çıkmış dahi görünüyordu.

Ta ki uçağın kapısında, bir yer hizmetleri görevlisi Shilan’ın pasaportuyla biletini kontrol edene kadar… Görevli pasaport fotoğrafındaki kadının Shilan olmadığını fark ederek, hemen havaalanı polisine haber verdi.

İşte bu aşamadan itibaren, hayaline ulaştığını düşündüğü anda hiç ummadığı bir yerde, Shilan için durum tamamen tersine döndü.

Emniyet yetkilileri genç kadını gözaltına alarak resmi işlemleri başlattılar.

Shilan’ın ifadesinin alınmasının ardından, geri gönderme merkezine teslim edilmesi ve sınırı kaçak yollarla geçerek geldiği İstanbul’dan İdlib’e gönderilmesi gerekiyordu.

Genç kadın ifadesinde, sürece dair tüm detayları panik halde ağlayarak itiraf etti.

Ancak İdlib’den güçlükle kaçarak hayatını kurtardığı için, oraya geri dönmesi ölüm anlamına geliyordu, bunu yetkililerle paylaştı ancak yasal süreç başlamıştı.

Shilan, kaçak yollarla (Kobani tarafından) İdlib üzerinden Türkiye’ye geldiğinden dolayı, 2 gün geri gönderme merkezinde tutulduktan sonra kendisiyle ilgili sınır dışı kararı verildi.

Suriye’ye sınır dışı edilenler Hatay’a, oradan da Afrin’e gönderiliyordu.

Sonra İdlib’e…

Shilan da henüz 23 yaşında, belki sonu ölümle bitecek bu yolculuğa çıkmak zorunda kalmıştı.

MAHKEME SÜRECİ - AYM HAYAT KURTARIYOR

Geçmişte “sınır dışı kararı” idare mahkemelerine dava açıldığı an durduruluyordu.

Çıkartılan bir KHK sonrası, yeni düzenleme kanunlaşarak bu durum ortadan kaldırıldı.

Artık sınır dışı edilme sürecinin durdurulması için 1. İdare Mahkemesi’nin “sınır dışı” işleminin durdurulmasına ilişkin “esastan” bir karar vermesi gerekiyor. Bunun için de ciddi bir zamana ihtiyaç var.

Süreçte 3 mahkeme devreye giriyor.

* HSK yetkilendirmesi ile 2. Sulh Ceza Mahkemesi 4-5 gün sonra bir karar verip, “kişinin hürriyetinin kısıtlanmasında (idari gözetim altında tutulmasında) bir mahsur yoktur” diyor.

* İdare mahkemesi, aradan 12 gün geçmesine rağmen “yürütmenin durdurulması kararı”na ilişkin dosyadan bir karar çıkartmış değil.

* Son merci ise Anayasa Mahkemesi. Normal şartlarda AYM, tüm iç hukuk yolları tükendiğinde başvurulabilecek bir mahkeme. Ancak Anayasa Mahkemesi bu konuda çok hassas davranıyor ve dilekçe kendisine ulaşır ulaşmaz “sınır dışı kararını” derhal tedbiren durduruyor.

Shilan Hatay’a otobüsle giderken, yolda Anayasa Mahkemesi kararı avukatlarına ulaştı.

UYAP’tan kararı alan avukatlar emniyete başvurup, kızın İdlib’e doğru yola çıktığını öğrenince, Hatay Emniyeti ve Valiliğine bildirdi.

Genç kadın son anda sınırdan geçirilmeden AYM kararıyla otobüsten indirilerek, İstanbul’daki geri gönderme merkezine nakledildi.

Shilan Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla adeta bir ölüm yolculuğundan son anda kurtarılmış oldu.

ESKİ DÜZENLEMEYE DÖNÜLMESİ BEKLENİYOR

Görüştüğüm AYM yetkilileri son zamanlarda bu tür konulara dair çok fazla karar çıkartıldığını, hatta bu başvuruların mahkemenin iş yükünü ciddi şekilde arttırdığını ifade ediyor.

İdare mahkemelerindeki, “sınır dışı işleminin durdurulmasına” yönelik son düzenlemeden dolayı ciddi mağduriyetler oluştuğundan AYM bu konuda hassasiyet gösteriyor.

Ayrıca AYM, bir bireysel başvuru üzerine AİHM kriterleri ve Anayasa’ya uygun olmadığı gerekçesiyle kanun koyucuya; bu kanun değişikliğinin düzeltilmesi için bir çağrı da yaptı.

Ancak bu konuda henüz bir gelişme olmadı.

Anayasa Mahkemesi, “sınır dışı” işlemi geriye dönüşü olmayan bir süreç olduğu için, derhal müdahale ederek yürütmeyi “tedbiren” durduruyor.

Sonrasında esastan karar verilene veya AYM kendi tedbir kararını kaldırana kadar kişi sınır dışı edilemiyor.

Ayrıca mağdurlar başvuruyu, AYM yerine faks yoluyla AİHM’e yaparsa da yürütme kesin olarak durduruluyor.

Yetkililer, AİHM’den döneceği kesin olan böyle bir konuda Anayasa Mahkemesi’ni meşgul etmektense İdare Mahkemesi’nin geçmişte olduğu gibi, başvuru yapıldığı an otomatik olarak “yürütmeyi durdurması” yönünde yeniden düzenlenmesi gerektiğini değerlendiriyor.

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!