Suriye’deki güvenli bölge için Amerikan yönetimine tanınan iki haftalık süre doldu. Cumhurbaşkanı’nın “Bir gece ansızın gelebiliriz” sözü gerçekleşmek üzere, hatta ‘an meselesi’. Artık Fırat’ın doğusuna sınır ötesi operasyon için düğmeye basıldı. Önümüzdeki günlerde topyekûn sınır hattındaki gelişmelere yoğunlaşacağız. Ben de pek çok gazeteci arkadaşım gibi sınırdaki gelişmeleri takip etmek için yola çıkmış durumdayım. Ancak zihnimi tamamen dış politikaya yöneltmenden önce iç siyasetimizde kafamı kurcalayan bazı soruları paylaşmadan rahat edemeyeceğim. Müsaadenizle anlatayım.

İTTİFAKLAR DAĞILIYOR MU?

“Saray Millet İttifak’ını dağıtmak için özel çalışma yapıyor.” CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanlığını kastederek yaptığı bu çıkış, son günlerin en çok tartışılan konularından biriydi.

Meclis’te yeni yasama yılı açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan içeri girdiğinde oluşan tabloyu hatırlayın; Cumhur İttifakı vekilleri ayakta ve alkış tutuyor. Millet İttifakı’ndan İyi Partili vekillerin hepsi ayakta. Koca Meclis’te sadece CHP’li ve HDP’li vekiller oturuyor. İşte bu manzara bazı çevrelerce acaba üçüncü bir ittifak mümkün mü? Şeklinde değerlendirildi.

Millet İttifakı’nın en çok tartışılan yönlerinden biri HDP ile ilişkiler. ‘HDP, kurumsal olarak ittifak içerisinde değil ama dışarıdan destek veriyor’ algısı iyice yerleşmiş durumda.

Oysa İyi Parti’nin başından beri tavrı net. Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu daha geçtiğimiz günlerde altını çizdi ve “CHP, HDP derse biz yokuz” diyerek kırmızı çizgilerini bir kez daha hatırlattı.

Geçtiğimiz hafta Nedir Ne Değildir programının bir bölümünde de bu konuyu tartıştık. Konuklarımdan biri gazeteci Hadi Özışık’tı. İyi Parti’nin üst düzey yetkileriyle konuştuğunu ve partinin ittifaktan tamamen koptuğunu söyledi.

Son noktayı ise İyi Parti lideri Meral Akşener koydu. Özetle; “Bizimkisi seçim işbirliğiydi; milletin taleplerine yönelik rasyonel bir oluşum” dedi. Haksız da sayılmaz. Son yerel seçimlerde birlikte nasıl uyumlu şekilde hareket ettiklerini ve verimli sonuç aldıklarını gördük. Aksi de olabilirdi. Zira Millet İttifakı biraz sol tandanslı bir hareket olarak ortaya çıkmıştı. Yani aslında sağa yakın olma iddiasındaki İyi Parti, ittifak ortağı CHP ile doku uyuşmazlığı bile yaşayabilecekken, tamamen konjonktürel bir bütünlük sağladılar. Ve bugüne kadar geldiler.

İYİ PARTİ YOL AYRIMINDA MI?

Geldiğimiz noktada ise HDP ile CHP’nin teoride değil ama pratikte yakınlaştığı konuşulup duruyor. Her ne kadar CHP lideri Kılıçdaroğlu “Millet İttifakı’nın bozulacağını sanmıyorum” dese de HDP ile birliktelik pratiğe dökülürse bu iş bitebilir. Kimseye de sürpriz olmaz.

İyi Parti kurulduğundan bu yana savunduğu değerlerden çok, bulunduğu ittifaktaki yerini konuşuyoruz. Genelde mevcut sistemi eleştiriyor ve hükümet karşıtı söylemlerde bulunuyorlar. İvmeyi de bu sayede yakaladıkları söylenebilir. Henüz yaslandıkları bir ideoloji yok. Erdoğan karşıtlığı dışında kendi tabanlarına anlatacakları ciddi bir hikayeleri de.

Eğer bulunduğu ittifaktan ayrılırsa, İyi Parti’nin ideolojisi sağlam, kitleleri harekete geçirecek, mesajları güçlü bir konumlandırmaya ihtiyacı olacaktır. Peki bunu başarırsa ne olur? Kuşkusuz siyaset arenasında kartlar yeniden dağıtılır.

MERAL AKŞENER YENİ OYUN KURUCU OLUR MU?

Bugüne kadar MHP kilit parti rolündeydi. Mevcut oy potansiyeliyle değil ama özgül ağırlığıyla siyasete en çok yön veren partilerden biri oldu. Hafızanızı bir yoklayın. Devlet Bahçeli’nin, vaktinde erken seçim gibi çıkışlarının, başkanlık sistemine dair hamlelerinin siyaseti ne denli şekillendirdiğini görürsünüz. Şimdi ise dikkatli bir strateji ile benzer bir pozisyon belki Meral Akşener’in eline de geçebilir.

Genar Araştırma Şirketi Başkanı İhsan Aktaş’ın; “İYİ Parti’nin, gerçek ittifak olan CHP - HDP ittifakından ayrılıp, Kendilerini bağımsız parti konumuna çekmeleri, Türkiye siyasetini sağlıklı bir zemine oturtacağı gibi yeni kurulacak partilerin küçük kıyametini koparmış olur” ifadesi dikkat çekiciydi.

İyi Parti’nin bulunduğu ittifaktan koptuğunu düşünelim. CHP ve HDP’ye muhalif konumda durur, AK Parti’ye de bugüne kadar yaptığı eleştirileri sürdürürse merkezde ayrı bir güç haline gelecektir.

İşte tam da bu noktada İyi Parti, kurulduğu dönemde sıkça tekrarladığı; Türk siyasetinin yeni merkez partisi olma iddiasını gerçekleştirme idealine yaklaşabilir.

Haliyle Meral Akşener de şu anki yöneteni denetleyen pozisyonundan bizzat yöneten koltuğuna terfi eder. Hatta Akşener öyle bir pozisyona gelir ki, siyaset arenasında filizlenmeye hazır partilerin nasıl hareket edeceğine bile yön verebilir.

Örneğin; Ali Babacan’ın merkezde bir parti kurmak hedefinde olduğunu bilmeyen yok. Diyelim Akşener bu hedefe daha önce ulaşan isim oldu. O zaman Babacan partisi için yeni stratejiler ve yeni yol haritaları belirlemek durumunda kalmaz mı?

İYİ PARTİ VE MHP EL SIKIŞIR MI?

Eski dosttan düşman olmaz sözü siyasette pek geçerli bir durum olmadığı gibi düşmanların dosta dönüştüğüne de bugüne kadar sıkça rastladık. İyi Parti’nin mevcut ittifakından kopması şüphesiz en çok Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı rahatlatır.

Ancak burada Erdoğan, Cumhur İttifakı’ndaki ortağı Devlet Bahçeli’yi İyi Parti’ye karşı yumuşatabilir mi? Sorusu önemli. Mesela Zafer Bayramı resepsiyonunda Erdoğan – Akşener arasındaki tokalaşmanın bir benzeri Bahçeli – Akşener arasında da yaşanır mı? Zor. Fakat imkansız değil.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • leon-lof 6 gün önce İYİ parti ve Akşener Yalpalıyor. Sonu pek hayırlı olmayacak.
    CEVAPLA