KHK mağdurlarını zaman zaman çeşitli vesilelerle programlarımızda gündeme taşıyoruz.

Meselenin pek çok farklı boyutu var.

Bir gece yarısı sosyal medya hesabıma gönderilmiş, okuduğumda kendimi sorumlu hissettiğim bir “insan hikâyesini” paylaşmak istiyorum sizlerle. Lütfen sabırla okuyun.

“Bakın ben şerefli bir Türk subayının eşiyim!

Eşim 6 Ocak 2017 Cuma günü yayınlanan 679 sayılı KHK ile Ordu’dan ihraç edildi. O an iki küçük evladım evde uyuyordu. Önce anlamadık; bilgisayarı kapatıp açtığımızı biliyorum düzelir mi diye! Kanun hükmünde kararname! Diyarbakır’daydık lojmanda. Eşim yüzbaşıydı. Hiç uyumadık o gece. Sabahında gel teslim et silahını dediler. Yalvardım evden çıkarken 'sakin ol! Yavrularımla bekliyorum' dedim. 15 gün lojman boşaltma süresi verdiler. Günlerden cumartesi ve ben iki küçük yavrumla hem ağladım hem koli yaptım. Pazartesi sabahı kamyona yükledik eşyalarımızı. Eşim her ortadan kaybolduğunda, evin çocukların görmeyeceği yerine gidip ağlıyordu. Gittim sarıldım 'ağlama, dimdik dur, bu yanlış düzelecek' dedim.

Geldik eşimin memleketi Kastamonu’ya. Kayınpederimin evinde bir odaya yerleştik. Kayınpederimin sanayide ufak bir demirci dükkânı var. Eşim babasıyla demircilik yapmaya başladı. Yüzbaşı, artık kaynakçı demirci ustası oldu. Her yere yazdık. İçişleri, Dışişleri, Kara Kuvvetleri, Genel Kurmay; 'bizi neden ihraç ettiniz?' diye. Şimdi dikkat edin buradan sonra başlıyor trajedi, hatta trajikomik. Eşim Ocak ayında ihraç olmuştu. Tek bir sorgu sual yaşamadı. Gözaltı, tutuklama hiçbir şey olmadı. Açığa bile alınmadı! Ve ihracından tam 6 ay sonra, 3 Temmuz 2017 günü evinde yaşadığımız 63 yaşındaki kayınvalidem ve kayınpederim sabah eve gelen polisler eşliğinde gözaltına alındı tutuklandılar! Bylock kullandıkları gerekçesiyle. 63 yaşındaki insanlar! Kastamonu E Tipi Kapalı Cezaevi'nin bayanlar tarafına kayınvalide, erkekler tarafına kayınpederi koydular. Kalakaldık eşim ve çocuklarla. Tam 5.5 ay cezaevinde yattılar. Sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıkladığı 11.480 kişilik Bylock Morbeyin kumpası listesinde her ikisinin de numarası çıktı ve önce tahliye, arkasından 23 Ocak 2018’de beraat ettiler.

Morbeyin mağduru oldukları için hakim mahkemede savunmalarını bile almadı. 'Çok geçmiş olsun teyze amca' diyebildi. Sonra bir fark ettik ki kayınvalide ve kayınpederimin iddianamelerindeki 'Mit’ten gelen Bylock tespit tarihi' eşimin ihracından 4 gün öncesi; biz şok! Eşim hemen Kara Kuvvetlerini aradı. Daha eşim adını söyler söylemez telefondaki binbaşı 'geçmiş olsun kardeşim annene ve babana. Her şeyi biliyoruz, tek bir işlem dahi geçirmemenin sebebi sende bir şey olmadığı için. Sen 1. derece yakınından dolayı ihraç edildin; iaden yapılacak bekle' dediler. Sevindik 'çok şükür' dedik. Biz iade beklerken en son 701 KHK’sında eşim iade olmadığını görünce tekrar Kara Kuvvetlerini aradı 'neden iadem yapılmadı' diye. Bakın Kara Kuvvetlerindeki telefona çıkan binbaşı aynen şunu dedi: 'Evet iade KHK’sında adın vardı. Fakat Mayıs ayında seninle ilgili emniyetten yazı geldi; malum ankesörlü telefon yapılanmasında ismin geçiyor' Tabii eşim artık delirdi; 'Komutanım 1. derece yakınından dolayı ihraç edildin iaden yapılacak bekle dediniz, iade edilmedim, şimdi diyorsunuz ankesörlü yapılanmada ismin geçiyor, emniyetten seninle ilgili yazı geldi, 2. kumpas! Yeter artık' dedi. 'Yapacak bir şey yok bekle' dedi ve kapattı telefonu.

Bu görüşme olduktan sonra emniyete gittik. İfade vereyim ne olacaksa olsun, sonuçlansın diye. 'Sizinle ilgili bir şey yok, olursa gelir alırız' dediler. Yetmedi adliyeye gittik. 'Hakkınızda bir soruşturma vs. yok' dediler. Bu görüşme Haziran’da oldu, tam 11 ay sonra geldi polisler eşimi gözaltına aldılar. Düşünün, 'Oh şükür hoşgeldiniz' diye açtım kapıyı polislere!

Neden bir insan eşi gözaltına alınırken sevinir? Polis bile; böyle gözaltı yapmadık dedi düşünebiliyor musunuz! Çünkü artık bir işlem başladı beklemeyeceğiz, olacak bitecek ve aklanacağız diye. 2011 yılında hiç görev yapmadığı, yaşamadığı bir ilden aranmış, arandığı vakit Kıbrıs’ta görevdeyiz, aramanın geldiği eşimin hattı Türkiye hattı, KAPALI VE CÜZDANINDA! yani baz kaydı yok, görüşme yok tutuklandı!

46 gün hapis yattı ve tahliye eden hakim öyle bir gerekçeli karar yazmış ki, resmen tutuklayan korkak savcıyı tokatlamış! Şimdi 12 Eylül’de duruşmaya girdik hakim dijitaller gelse beraat verecekti. Kaldı ki asker ve ankesörlü davalarda en az 6 celsede beraat alırsınız. Ama şükürler olsun hep kocamın arkasında durdum hep!

Bomboş dosya.

Karar duruşmamız 28 Kasım evelallah beraat alacağız... Biz hain değiliz. Ben Ayşe SERHOŞOĞLU, eşim Melih SERHOŞOĞLU.”

Dün Habertürk ekranlarında Manşet’i sunuyordum.

Ayşe Serhoşoğlu yeni bir mesaj göndermiş sosyal medya hesabıma;

“Beraaaaaatttt”

“Bitti Mehmet Akif Bey, bitti.” demiş.

Geçmiş olsun yazdıktan sonra, numarasını istedim.

Yayın çıkışında aradım. Sesindeki heyecanı, huzuru, özgüveni, mutluluğu anlatmaya kelimeler yetmez. “Öğrencilerimin yanına gidiyorum” dedi hızlıca.

“KHK mağdurlarına af” başlığını konuştuğumuz bir yayında, “şayet bir haksızlıkla karşı karşıya kalmışlarsa ve bu durumu düzeltmek için bir süreç başlatılacaksa, ona “AF” denmez, onlar bizi affetsin” demiştim.

Dün, bunca eziyet çekmiş, işini, hürriyetini, belki çevresini kaybetmiş bir ailenin en büyük mutluluğu bir “beraat kararı” .

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!