Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TÜRKİYE'NİN devlet kanalı TRT. Yayınlanacak her yapım, her dizi çok daha ince bir süzgeçten geçiriliyor bu sebeple. Burası Osmanlı dizisi de aylardır bu yüzden yayına giremedi ya zaten. Yapım, kanal yönetimini bir türlü tatmin edemedi. Önümüzdeki ayın başında, 7 Şubat Salı akşamında TRT 1 ekranında Kemal Tahir imzalı Kurt Kanunu adlı romanın uyarlaması olan ve gerçekten de bıçak sırtı bir meseleyi ele alan bir dizi daha perdesini açacak. Kurtlar Vadisi'ne imza atan Pana Film ekibinin mutfağından çıkan Kurt Kanunu, İzmir Suikastı gibi, Atatürk'le ilgili çok önemli bir olaya kamera tutacak. Gelelim yakında tanışacağımız dizinin konusuna...

        Pana Film'in kendi sitesinden aynen aktarıyorum: İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne mensup bir grup, Kurtuluş Savaşı sonrasında gerçekleştirilmeye çalışılan yeni oluşumda, kendilerini bir tarafa itilmiş ve dışlanmış hissederek, Cumhuriyet tarihinin belki de en şaibeli olayı olan İzmir Suikastı'na sebebiyet vermişlerdir. Bu olaydan habersiz olan ve kendini tamamen suikastın içerisinde bulan birisim vardır; Kara Kemal. İstanbul'un sahibiyken, kendine sığınacak mekân bulamayan hale gelen Kara Kemal... Kurt Kanunu, Kara Kemal'in öyküsünden yola çıkarak, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele gibi Kurtuluş Savaşı'nın çok önemli isimlerinin yargılandığı ve idamlarla devam eden o süreci ekrana yansıtacak. Ve eminim birçok yeni tartışmanın da kapısını açacak. Bir yanda Atatürkçüler, o dönemi kendi dinamikleri içinde değerlendirip övenler, diğer yanda o yılları en sert şekilde eleştiren, bugünkü bazı problemlerin temelinin o yıllarda atıldığını iddia edenler yer alacak. Dizinin devletin kanalı TRT'de yayınlanması, projenin yapımcısının Kurtlar Vadisi gibi hem reyting şampiyonu olan hem de daha ilk gününden beri tartışılıp duran Pana Film olması da bütün bu tartışmaların tuzu biberi olacak. Merakla bekliyoruz...

        ***

        atv ekranında bir yeni dizi daha: UÇURUM

        DİZİ yayınlama ve yayından kaldırma konusunda kimselerin eline su dökemeyeceği atv ekranında çok yakında bir yeni yapım daha perde açacak; Uçurum. Geçtiğimiz sezon Ezel dizisiyle sektöre heyecan ve farklı bir senaryo dili getiren Kerem Deren imza atmış Uçurum'a. Çekimleri Moldova, Ağrı ve İstanbul arasında gerçekleşen dizi, Moldova'dan Türkiye'ye gelen iki kadının hayatını ve burada başlarına gelen olayları anlatıyor. Başrolleri ise Mehmet Ali Nuroğlu, Erdal Yıldız ile Selçuk Yöntem paylaşıyor. Nuroğlu "Adem" karakteriyle cesur, yardımsever bir taksiciyi, Erdal Yıldız mafyöz bir otel ve pavyon işletmecisi "Yaman"ı ve Selçuk Yöntem de "Arif" karakterini canlandırıyor. Eğer tanıtımlarındaki etkiyi dizide de yaratabilirlerse, görünen o ki ekran yeni bir fenomenle tanışmaya hazırlanıyor. Hayırlı olsun...

        ***

        Bazı dizilerdeki mekânlar neden birbirine benziyor?

        BİR anda insanın gözü takılı veriyor. Bir duvar, bir sokak, bir dükkân, bir ev... Ben bunu bir yerlerden hatırlıyorum dedirtiyor insana. Tanıdık geliyor bir şeyler o esnada. Haksız da değilsiniz efendim. Çünkü şu anda Umutsuz Ev Kadınları, Öyle Bir Geçer Zaman ki, Keşanlı Ali Destanı gibi diziler, Osmanlı ve daha sonrasında da Türk askerine ayakkabı yapmak için 1810 yılında kurulan Beykoz Kundura Fabrikası'nda çekiliyor. Ayrıca Arka Sokaklar, Kurtlar Vadisi, Dedektif Memoli gibi dizilerin pek çok sahnesine de bu büyük ve doğal platoda hayat veriliyor. Mekân o kadar büyük ki, İstanbul'da aksiyon sahnesi çeken tüm diziler en az bir kez Beykoz Kundura Fabrikası'nın yolunu tutuyor. Ayrıca klip, sinema filmi ve fotoğraf çekimleri için de yine Beykoz Kundura Fabrikası seçiliyor. Hani olur da bundan sonra iki farklı dizide bir mekân benzerliği fark eder, "Ben burayı daha önce bir yerlerde gördüm" diye geçirirseniz içinizden, dejavu falan diye düşünmeyiz. Adres Beykoz Kundura Fabrikası'dır, veriyorum işte sevgili seyirciler...

        ***

        OZAN GÜVEN'den neden başrol oyuncusu olmadı?

        OLMADI, bu sezonun en iddialı işlerinden biri kabul edilen Koyu Kırmızı, yarattığı beklentinin içini hiçbir şekilde

        doldurmadı. Bizim seyircimiz acısı bol trajedileri, ekranı gözyaşlarına boğan hikâyeleri, bir türlü kavuşamayan çiftleri, dermansız dertlerin bulunduğu meseleleri sever. Ama bu defa işin ağır acı boyutu, onlarca kişiye sordum bunu,

        seyircinin yüreğini yordu Koyu Kırmızı'da. Acısı bol hikâye tat vermedi, etkileyemedi, eski kaldı. Sanki 2012 yılında değil de 70'lerin ortasında çekilen bir Yeşilçam melodramı havasındaydı. Hele Özgü Namal'ın son yılların en başarılı yapımlarından biri olan Hanımın Çiftliği'ndeki performansından sonra, Koyu Kırmızı hiç olmadı.

        Bence dizinin tutmamasının çok önemli bir nedeni de Ozan Güven'in, Özgü Namal'ın karşısındaki jön tipine uymamasıydı. Keşke ilk başrol denemesine, daha küçük ölçekli bir yapımla soyunsaydı. İyi bir aktör elbette Ozan. Ama geniş kadrolu ekiplerde, özellikle de Cem Yılmaz'ın projelerinde, yan rollerde kendisine verilen görevi hakkıyla yapıyor. Ama iş bir jön olarak bir diziyi sırtlayıp götürmeye gelince, Kıvanç Tatlıtuğ gibi, Kenan İmirzalıoğlu gibi, Halit Ergenç gibi fanatik bir hayran kitlesi bulunmayan Ozan, maalesef bu yükü kaldıramıyor. Durum böyle olunca da, Star yönetiminin pazartesi gecesine, Koyu Kırmızı'nın yerine acil bir çare bulması gerekiyor. Bakalım ne yapacaklar?

        Diğer Yazılar