Kim ne derse desin, ben bu Dünya Kupası’ndan keyif alıyorum. Maçlar oynandıkça da keyfimin artarak devam edeceğine inanıyorum.

Portekiz-Fas mücadelesi de nispeten bu tarz bir maçtı. İlk yarıda topa daha çok sahip olan ama rakip kalede etkili olamayan bir Fas vardı. Haliyle Ronaldo üzerinden oynayan, yine kralın golüyle aradığını bulan, istediğini alan da bir Portekiz...

Ne şanslı bir nesiliz ki Messi ile Ronaldo’yu aynı dönemde seyretme şansını bulmuşuz, hala kim daha büyük futbolcu tartışması yapıyoruz. Ronaldo dün yine yaptı yapacağını, yine yetti Portekiz’e...

“Futbol, herkesin oynadığı ama sonunda Almanlar’ın kazandığı bir oyundur” derler ya.. Gerçi son yıllarda Avrupa kupalarında Almanya’nın yerini İspanyollar aldı ama bir bakarsınız bu Dünya Kupası’nda da bu tanım Portekiz için yapılır!

3-3’lük İspanya beraberliğini şahsen Portekiz’in kazandığı maç olarak görüyorum. O son dakika frikiğinde, o topu o köşeye olsa olsa Ronaldo atardı. Ronaldo sahadaysa her an her şey mümkün. Bunu dünya kabul etmiş zaten. İlk maçta da oyuna hakim olan İspanya, kazançlı çıkan Portekiz’di. Aynen dün olduğu gibi...

Sönük geçen ilk yarının ardından topa daha çok hükmeden Fas oldu. Özellikle son yarım saat tempo yükseldi, heyecan arttı. Gole, puana, puanlara ihtiyacı olan Fas’tı. Bu isteğini de sahaya yansıttı. Belhanda ve Benatia ile ikinci 45’te girdikleri 4 pozisyon var. Buna karşılık rakip kalede etkili olamayan bir Portekiz. Hem de Ronaldo’ya rağmen..

Ama bu istek, bu hırs yetmedi Fas’a. Maçtan sonra Faslı futbolcular ağlıyordu. Gönül isterdi ki bu maç en azından berabere bitsin, grubun son maçlarının tadına doyum olmasın. Gönül isterdi ki teknik becerisi böylesine yüksek bir takım kupaya erken veda etmesin. Ama Fas elendi ve yazık oldu Afrika ekibine...

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!