Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GÜNDEMİN bizdeki kadar hızlı değiştiği, neredeyse hemen her gün yepyeni bir hadisenin ortaya çıkıp tartışıldığı bir başka memleket var mıdır, bilmiyorum.

        Ama böylesine yoğun gündem değişiklikleri yaşamamızın yanında tuhaf bir de özelliğimiz var: Konuşup tartıştığımız mesele gündemden düşer düşmez hemen unutuluyor, ömrü en fazla bir hafta kadar sürüyor, derken yerini bir başka hadise alıyor ve önceki konu ne kadar alâkamızı çekmiş, yahut hiddetlendirmiş veya hoşumuza gitmiş bile olsa hafızamızdan derhal uçup gidiyor...

        Bundan bir ay kadar önce Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde ortaya çıkan ve gazetelerin sayfaları ile sosyal medya hesaplarını günlerce işgal eden doktora tezi rezaleti hadisesinde olduğu gibi...

        ÜNİVERSİTENİN ŞEREF LİSTESİ!

        Büyük ihtimalle unutmuş olabileceğimiz için, meseleyi kısaca hatırlatayım:

        Doktora adayı 19. asırda Türkiye’ye gelen birkaç yabancı yazara ait kitapları belirlemiş, bu eserlerde bahsi geçen âlet-edevat, hastalık ve giyecek isimlerini, hitap şekillerini, dua ve bedduaları, şahıs ve hayvan adlarını, atasözleri ile deyimleri altalta yazmış, son kısma bahsini ettiği kitapların bazı sayfalarının görüntülerini ilâve edip ilk sahifeye “doktora tezi” diye yazmış ve beş kişilik jüri bu varakpârenin hakikaten “doktora” olabileceğine kanaat getirip adaya “doktor” unvânını vermişti!

        Böyle bir rezalet eşi-emsali pek nâdir olduğu için hadiseye sebebiyet verenleri, yani Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde “tez” olarak sunulan bu perişan varakpâreye “doktora” pâyesini hiç çekinmeden lûtfeden tez jürisindeki hocaların kimler olduklarını şimdi yeniden hatırlatayım: Salim Gökçen, Selâhattin Tozlu, Zekeriya Akkuş, Ramazan Kaya ve Uğur Akbulut...

        Rezalet geçen Aralık’ta epey konuşuldu, tartışıldı, yazıldı, hattâ alay konusu oldu. Garabetten gazetelerde bahsedenler arasından ben de vardım ve yazımın ardından Erzurum Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü’nden “Üniversitemizde 2015 yılında yapılan bir doktora tezi ile ilgili basın ve sosyal medyada yeralan haber ve yorumlara istinaden konunun incelenmesi amacıyla bir komisyon kurularak gerekli işlemler başlatılmıştır. Süreç rektörlüğümüz tarafından titizlikle takip edilmektedir. Kamuoyuna duyurulur” diyen bir e-mail aldım.

        O KOMİSYON NE İŞ GÖRDÜ?

        Bu açıklamayı, “Sadece birkaç saatte çıkartılabilecek bir listeyi ‘doktora tezi’ olarak kabul eden Erzurum Atatürk Üniversitesi’nin aklının geç de olsa başına geldiğini gösteren bir itiraf belgesi” olarak görür ve rektörlüğün üniversitenin akademik namusuna tam bir tecavüz demek olan bu ayıptan derhal dönülmesi için gereken herşeyi hemen yapacağını düşünürsünüz, değil mi?

        Ne gezeeer!

        Aradan haftalar geçti, “İddiaları titiz şekilde takip etmeye karar verdiğini” söyleyen rektörlüğün kurduğu komisyondan hiç ses gelmedi ve netice mâfiiiişşş! Varakpâre hâlâ “doktora tezi” olarak duruyor, bu işi yapan “doktor” unvânını muhafaza ediyor ve Erzurum Atatürk Üniversitesi’nin ilmî haysiyeti o gün bugün ayaklar altında!

        Daha önce de yazmıştım, tekrar hatırlatayım:

        Erzurum Atatürk Üniversitesi, Türkiye’nin bir zamanlar en seçkin okullarından idi; Kaya Bilgegil, Şinasi Tekin, Gönül Tekin, Şaban Karataş ve daha birçok önemli hoca bu üniversitenin mensubuydu ama sonradan ne oldu ise oldu, üniversitenin başına ne geldiyse geldi ve o koskoca üniversite en fazla bir gecede yapılabilecek bir listeye “doktora” pâyesi verecek hâle getirildi...

        Üniversite mâlûm tez hakkında bir karar almış da ben haberdar olamadım ise bilgi lûtfettikleri takdirde neticeyi hemen yayınlarım; ama işin içine eş-dost meselesi vesaire girip de rezalet âdetimiz üzere sürüncemede bırakıp unutulmaya terkedildi ise sık sık yazıp unutulmamasını sağlamaya çalışacağımdan emin olun...

        Diğer Yazılar