Son Dakika
09.07.2018 - 10:37 | Güncelleme:

İlâçla hadım etme mi, yoksa ilâhi adalet mi?

 

Çocuk istismarlarının, tecavüzlerin ve cinayetlerin son günlerde nasıl arttığı mâlûm…

İnsanlıkla hiçbir alâkası bulunmayan bu cürümlerin gündemi artık eskisine göre daha fazla meşgul etmeye başlamasının sebebi suçtaki artış değil, eskiden buyana maalesef vârolan bu sapıklıkların şimdilerde daha sık işitilip haber olmasıdır. Yani facialar ve cinayetler eskiden beri mevcuttur, geçmiş asırlardaki ceza kanunlarının maddeleri de bunu apaçık göstermektedir ama asırlar boyunca çeşitli sebeplerden dolayı gizli tutuldukları için şimdiki kadar bilinmemişler, olup bitenelerden pek haberdar olunamamıştır.

Yani, bugün “Böyle birşey nasıl olur?” dedirtip hayrete düşüren ve tiksinti ile bakılan cürümler aslında yeni değildirler, sadece günyüzüne çıkmışlardır ve bu hadiselerin arttığının zannedilmesinin sebebi de bilinir olmalarıdır.

Şimdi bu cürümleri işlemiş olanlara verilmesi gereken cezaları tartışıyoruz ve ortaya câniyi kimyasal yolla hadım etmekten ipe çekmeye kadar çeşit çeşit fikirler atılıyor…

Sapığı hadım etme fikrinin yeni olduğunu zannetmeyin. Geçmişte bazı memleketler sadece çocuk istismarında değil sıradan tecavüz suçlarında da hadım etme cezasını uygulamışlardı, cinsel fonksiyonları durduran ilâçların mevcut olmadığı devirlerde bu iş ameliyatla yapılmıştı, üstelik hadım etme mevzusu 1930’ların Türkiye’sinde de tartışılmıştı!

Türk adalet ve hukuk çevreleri, bu uygulamanın ilhamını Almanya’da 1932’den yürürlüğe konan bir kanundan, “İğdiş etme ve Kısırlaştırma Kanunu”ndan almışlardı! Verilecek ceza cinsel suçun ağırlığına göre değişiyor, suç idamı gerektirmeyen derecede ise cinsel organ kesiliyor, daha hafif suçlarda ise mücrimin ameliyatla kısırlaştırılması ile yetiniliyordu.

Almanya’da uygulanan bu kanun, kısa bir müddet sonra başka şekilde de yorumlanır oldu: Sadece sapıkların değil, zekâ seviyesi düşük olanların da kısılaştırılması, böylelikle de gelecek nesillerin tehlikelerden korunması fikri ortaya atıldı!

Bu düşünce üstelik yalnızca Almanya’da değil, Baltık ülkelerinde ve İsviçre’de de rağbet buldu! O devirde Almanya’da ve bazı Baltık memleketlerinde bu maksatla ameliyatların yapılmış olduğu yolunda bugün hayli iddia mevcuttur…

1934’TEKİ BİR KONFERANS

Türkiye de otuzlu senelerdeki bu tartışmaları yakından takip etti. Günümüzün “kimyasal metodlarla hadım etme” konusu o devirlerde “ameliyatla hadım etme”, yani “iğdiş” şeklinde ele alındı ve bıçaklı hadımın yasalaşmasına, Bakırköy Hastahanesi’nin kurucusu ve Türkiye’nin modern anlamdaki ilk ruh ve sinir hastalıkları uzmanı olan Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Usman mâni oldu.

Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Usman’ın 26 Aralık 1934’te verdiği konferansla ilgili haberin kupürü.

26 Aralık 1934’te İstanbul Üniversitesi’nde bir konferans veren Mazhar Osman Bey Avrupa’da ve Amerika’da devam eden hadım etme uygulamalarını anlattı, Almanlar’ın değişik metodlar kullanarak yaptıkları ameliyatlardan bahsetti, Amerikalılar’ın kısa bir müddet içerisinde 175 suçluyu iğdiş ettiklerini ve kısırlaştırma operasyonlarının cinsel suçlar dışında zekâ geriliği olanlara da uygulanması hâlinde gelecekte hiç de iyi neticeler alınmayacağını söyledi.

Konferansını iki dilde, Türkçe ve Fransızca veren Dr. Mazhar Osman’ın hem o gün, hem de sonraki günlerde  sık sık tekrar ettiği “Haremağası ordusu yaratmakta ne mânâ var?” şeklindeki sözü üzerine hukukçular ruhiyatın bu büyük hocasının tavsiyesine kulak verdiler ve kısırlaştırma ameliyatları Mazhar Osman’ın sayesinde Türkiye’de yasalaşmadı.

ULUNAY’IN ‘DAYAK’ TEKLİFİ

Bizde, kanunlarda alışılmışın dışında cezaların yeralması konusunda daha önce de fikirler de ileri sürülmüştü…

Meselâ, basınımızın büyük kalemi Ref’i Cevad Ulunay, “dayak” taraftarıydı! 1940’lardan vefat ettiği 1968’e kadar, sık sık, o senelerde İngiltere’de ve sömürgelerinde uygulanan dayak cezasından bahseder, yankesiciler ve hırsızlar için “Böylelerini hapishanede aylarca, senelerce beslemeye lüzum yok! Allah’ın sopası ne güne duruyor? Adam etmenin en iyi yolu, hâkim kararı ile atılacak dayaktır” diye yazardı!

Kimse kusura bakmasın ama, galiba haklıydı!

Bugün böyle cezalardan bahsetmiyoruz, geçmişteki “ameliyatla” kısırlaştırmanın yerini de “ilâçla” kısırlaştırma aldı. Şimdi bu usûlü bizim de uygulamamız gündemde ama doktorlar kısırlaştırılan suçlunun herhangi bir eczahaneye gidip ilâcın etkisini ortadan kaldıracak başka bir ilâç alabileceğini söylüyorlar ve dolayısı ile kimyasal kısırlaştırma, sapıklara engel olamıyor!

İLÂHÎ ADALETİ BİLİR MİSİNİZ?

O halde ne yapacağız?

Japonlar, geçen hafta aynı gün içerisinde altı katili birden idam ettiler; üstelik önceden haber vermeden, hattâ mahkûmlara bile idamlarına sadece bir saat kala “Biraz sonra öleceksiniz!” diyerek!

Japon Adalet Bakanlğı, Japonya’da 2012 ile 2016 arasında 24 kişinin idam edildiğini söylüyor ama idamdan hâlâ medet uman Japonya bizden fersah fersah geride kalmış bir memleket; biz ise ona nisbeten çok daha gelişmiş, çağdaş ve modern bir toplum olduğumuz için bu ceza Türkiye’ye yakışmıyor!

Ufacık çocuğa karşı böyle cürümler işlensin; facialara hergün yenileri ilâve edilsin ve biz hâlâ “Kimyasal hadım acaba nasıl olur?” yahut “İdam da edemeyiz ki şekerim, çok ilkel bir ceza!” muhabbeti yapalım…

Eskiler zamanı böyle çarçur etmezlermiş…

Herif söylemeye dilin, yazmaya da kalemin varmayacağı cürümleri hakikaten işledi mi? Suçu kesin şekilde belli oldu, bütün deliller bunu doğruladı, hattâ herif de bizzat itiraf mı etti?

Böylelerini hapishanede öyle tecrid etmeye falan hiç lüzum görmezlermiş! Âdî suçluların koğuşuna verirler ve ilâhî adalet bir şekilde hemen tecellî edermiş!

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 11 Temmuz 2018 Çarşamba 09:27
    Sizi sevgiyle selamlıyorum.. Değerli görüşlerinizi aktardığınız bilgileri okudum teşekkürler...Cenab-ı ALLAH, ilahi kitabımızda buyurduğu gibi idam cezası en adil ve en uygun ceza şekli olduğunu kabul etmemiz şu yönüyle de önem kazandığı fikrindeyim..Bizler cüzi aklımızla karar verirken bazı yanilgilara düşmemiz doğaldır..Rabbimiz külli akıl ölçülerine göre yapılacak şeyleri öngörmektedir..Hernedense iman ettiğimizi ifade etmemize karşın uygulamada yine bildiğimizi okumakta başımız dertten kurtulmamaktadir,maalesef...İnşaALLAH,kısa süre de doğru yola döner biçare anaların yanan yüreklerine şifa olacak uygulamaya geçer ve sorunun hal yoluna gitmiş oluruz..Saygılarımla iyi günler diliyorum...adnan mengi
  • Misafir 10 Temmuz 2018 Salı 12:30
    Hukuk fakültelerinde okutulması gereken bir yazı.
  • Misafir 11 Temmuz 2018 Çarşamba 14:52
    bencede reis
  • Misafir 10 Temmuz 2018 Salı 12:20
    murat Hocam , müthiş , enfes bir yazı, idam çok ilkeağl diyen nilantaşı farelerine aldanmayan münevverlerin olması güzel!
  • Misafir 10 Temmuz 2018 Salı 12:20
    1 ceza 2 hadim 3 idam üçü da olmalı işlemiş suça göre ceza verilmeli. Bir diğer konu ise Devlet okullara defter kalem besleme yardımı yaptığı gibi. yaşlılara bakıma muhtaç olanlara yardım etiği gibi. Yoksullara Kömür dağıtığı gibi kanser hastalarına bedava baktığı gibi. Vatandaşın cinsel ihtiyacında bedava karşılamalı genel evlerin bazı günlerde bedava olmalı yada genel evlerin bazı evleri bedava olmalı HAS
  • Misafir 09 Temmuz 2018 Pazartesi 16:46
    Evet, yakin gecmisde bunun örnekleri de var. Pratik bir öneri. Zaptedildigi kogusun „kosullara uygun“ secilmesi sartiyla.
  • Misafir 09 Temmuz 2018 Pazartesi 14:33
    Halkın diline tercüman oluyorsunuz. Sizin gibi cesur ve akıllı yazarların artması dileğiyle, saygılar.
  • Misafir 09 Temmuz 2018 Pazartesi 14:23
    ilahi adalet belli. insanlar neden bunu uygulamaz .
  • Misafir 09 Temmuz 2018 Pazartesi 14:08
    MURAT BEY SİZE KATILMAMAK MÜMKÜN DEĞİL
  • Misafir 09 Temmuz 2018 Pazartesi 13:53
    HELAL..
  • Misafir 09 Temmuz 2018 Pazartesi 13:39
    Ilahi adalet hosuma gitti :smiley: Isimiz gücümüz acaba baskasi ne der ne düsünür diye kendi kendimizi frenlemek. Düsün tasin ve ver kararini. "Digerinden bana ne" diyebilsek inanin o digerlerinin saygisini kazaniriz.
  • Misafir 09 Temmuz 2018 Pazartesi 13:36
    0 doğru. Murat abi seni seviyorum. ADAMSIN!
  • Misafir 09 Temmuz 2018 Pazartesi 12:15
    Murat Bardakci sizi hakikaten takdir ediyor hem tv hem yazilarinizi takipten buyuk keyif aliyorum lakin bugunki yazinin son kismi haric. çunku onun adi ilahi adalet olmasa gerek. İnsanlari katil etmrnin savunulacak bir yani olmadigi kanaatindeyim. Bunu cellat yaparsa vazife insan yaoarsa adi cinayet olur. Bizdeki derin devlette boyle olusmadimi. once asala akabinde Pkk ile mucadele adi altinda insanlar kana bulasip ardindan bundan keyif alir hale gelmediler mi! av kopegi avi isirirsa artik onun getirdigi av yenmez cunku ona guven olmaz!.. iş devletin isi yaoacaksa devlet eliyle yapilmali aksini tasvip etmek dogru olmasa gerek...
  • Misafir 09 Temmuz 2018 Pazartesi 11:30
    Kısas istiyorum.
  • Misafir 09 Temmuz 2018 Pazartesi 11:11
    Yasa reis.
Kalan karakter : 2000