Son Dakika

Cumhurbaşkanı’nın dünkü Kur’an tilâvetinde Diyanet’in ilham alıp uygulaması gereken çok şeyler var!

16.07.2018 - 01:44 | Güncelleme:

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz başkaldırısının ikinci yıldönümü münasebetiyle dün Ankara’daki Millet Camii’nde yapılan duada, şehidlerin ruhlarına Kur’an okudu…

Dinlememiş olanlar yahut hangi sureyi okuduğunu merak edenler için söyleyeyim: Âl-i İmran Suresi’nin bazı âyetlerini…

Bir cumhurbaşkanının camide yahut başka herhangi bir mekânda tilâvetine, yani Kur’an okumasına alışkın olmayan Türkiye, Kur’an’ı şimdi arada bir Cumhurbaşkanı’ndan da dinliyor…

Tayyip Erdoğan’ın Kur’an tilâvetinin gözlerden kaçan ama hafızlarımızı, özellikle de Diyanet’i yakından alâkadar eden bir tarafı var:

Cumhurbaşkanı’nın dünkü tilâvetini dinleyen ve “Kur’an tavrı”nın da mahiyetini bilenler, Tayyip Erdoğan’ın Kur’an’ı bize, özellikle de İstanbul’a mahsus olan ama şimdi neredeyse tamamen unutulan “İstanbul”, hattâ “Üsküdar tavrı” ile okuduğunu hemen farketmişlerdir.

Eskiler “Kur’an Arabistan’da nâzil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı” derlerdi ama, İstanbul’da da asırlar boyunca mükemmel şekilde okunmuştu. 20. yüzyılda Hafız Sami ile Hafız Kemal’den itibaren Üsküdarlı Ali Efendi, Hendekli Abdurrahman Efendi, Mecid Sesigür, Hasan Akkuş, Kâni Karaca, Fevzi Mısır, Aziz Bahriyeli gibi nice hafızlar geçmişi asırlar öncesine dayanan bize mahsus “Istanbul” tavrını, devam ettirmişlerdi ve uzun çalışmanın yanı sıra yetenek isteyen bu tavır çok güzeldi!

Bu tavrın son temsilcilerinden olan rahmetli Kâni Karaca’nın yetişmesinde önemli rolü bulunan “Üsküdarlı Ali Efendi”nin, yani Ali Üsküdarlı’nın tavrı da kendi ismi ile, yani “Üsküdar tavrı” diye bilinirdi…

Ama, bize mahsus olan bu tavır artık neredeyse tamamen unutuldu!

BİR ÖZENTİDİR GİDİYOR…

12 Eylül sonrasında sanatta ve kültürde vârolan herşeyi her nedense mistik bir havaya büründürme ve arabeskleştirme hevesi başladı, bu heves uğruna musiki de ağırlaşıp bugünkü mıymıntı hâle gelirken ezan ile Kur’an’ın tavrı da başkalaştı! Dinleyene asırlar boyunca ruh sükûnu veren “Üsküdar tavrı” tarihe intikal etti; yerini kuru, bayat ve konuşmayı değil, pest perdelerden mırıldanmayı andıran ve bazen de haykırışlarla dolu özenti bir tarz aldı. Değişiklik ezanı da etkiledi, minarelerden yükselen İstanbul tavrı kaybolup gitti, yerine makamdan ve tavırdan bîhaber müezzinlerin detone, yani bozuk perdeden falsolu bağırtıları yerleşti.

Türkiye’deki Kur’an tilâvetine bugün taklidin de taklidi bir Arap, özellikle de Mısır tavrı hâkimdir, üstelik bu merak gittikçe yayılmakta, hafızlarımız Abdülbâsıt Abdüssamed yahut Mustafa İsmail gibi Mısır’ın geçmişteki büyük, önemli fakat tavırları kulağımıza yabancı hafızlarını taklid etmektedirler. Halil el-Hoserî gibi tilâveti nisbeten bize yakın eski üstadlara özenseler “âmennâ” diyeceğim ama revaçta olan Abdülbâsıt üslûbu ve bazen de kıt’a Arabistan’nın tavrıdır!

NE YAPSALAR OLMUYOR!

Fakat, taklide ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar bir türlü olmuyor, yapamıyorlar ve yapılması zaten mümkün değil; zira bir tarafta hakiki, yani orijinal olan var, bizdeki çaba ise özentiden ibaret…

Aynı taklid merakı maalesef ezan bahsinde de hüküm sürmede!

Bir ara “ezanın desibelini düşürme” gibisinden abuk-subuk çabalara kadar varan yüksek volümlü ezandan şikâyetin ideolojik ve siyasî gerekçeler haricindeki asıl sebebi Türk kulağının alışkın olmadığı bu tavır değişikliği, yani üslûbun bozulmasıdır.

Hatırlar mısınız, bilmem: Bundan otuz sene öncesine kadar alışveriş için Eminönü taraflarına gittiklerinde işlerini bitirdikten sonra Yenicami’nin etrafındaki çayhanelerde oturup huşû içerisinde dinlemek için de olsa ezanı bekleyenler vardı…

Ama, bir zamanlar “Azîz Allah” dedirten ezanlar taklid hastalığımız yüzünden artık “Lâhale” çektiriyor!

İstanbul ve Üsküdar tavırlarının artık bir tarafa bırakılmasının sebebi bu üslûpla tilâvetin zorluğu, kuvvetli bir makam bilgisi ile aşırıya kaçmayan, yerinde melodiler yapma mahareti gerektirmesidir ve bu maharet hem istidat gerektirir; hem de uzun, yorucu çalışmaların neticesinde elde edilebilir. Dolayısı ile hafızlarımız, özellikle genç hafız adayları zorluklara katlanmak yerine işin kolayına kaçmakta, yorucu tâlimler yerine Mısır’ın yahut kıt’a Arabistanı’nın meşhur hafızlarının makamsız ve düz kıraatini ezberlemekte ama bir türlü onlar gibi olamamakta, taklidden öteye gidememektedirler!

Bütün bunların üzerine hafızların ve müezzinlerin musiki yeteneği ile müzik kulağına sahip olup olmamalarına değil, senelerdir eş-dost tavsiyesine, politikacıların tavassutuna yahut değişik cemaatlerin kadrolaşma heveslerine göre tayin edilmelerini de düşünün...

Netice, işte böyle olur!

SEMTİN KÜLTÜRDEKİ ÖNEMİ…

Kur’an tilâvetinde bize mahsus üslûbu kaybetmemizden bahsetmeye dün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Ankara’daki Millet Camii’ndeki tilâvetini dinledikten sonra karar verdim ve bu yazdıklarımın bazı çevrelerde başka şekilde ve kimbilir nasıl yorumlanacağının da farkında olarak açıkça söyleyeceğim:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kur’an’ı İstanbul, hattâ Üsküdar tavrında okudu! Yani bize ait ama artık maalesef unutulmuş gibi olan geleneksel tavırda… Bu tavırda okuması aslında normaldi, zira doğduğu ve yetiştiği semt olan Kasımpaşa, İstanbul tavrının özellikle 1950 sonrasındaki önemli merkezlerindendi. Meselâ, o semtteki Bahriye Camii’nin baş imamının oğlu olan hafız, tanburî ve bestekâr Kemal Batanay ile Türk tilâvet tavrının son temsilcilerinden rahmetli Aziz ağabey, yani Aziz Bahriyeli de Kasımpaşalı idiler… Yukarıda, Nuruosmaniye’de Hasan Akkuş, Bayezid’de de Abdurrahman Gürses vardı.

Cumhurbaşkanı’nın Kur’an tavrı söylediğim gibi büyüdüğü semtten kaynaklanmaktadır; zira çevre bu bahislerde son derece önemlidir. Semtin kültürel yapısı, orada yaşayan ilim ve fikir adamları ile sanatçılar gençlerin yetişmesinde etkilidirler ve İstanbul’un eski semtlerinde büyümüş olanlar gençliklerinde teneffüs ettikleri havayı etraflarında da her zaman devam ettirmişlerdir.

Meselenin önemli tarafı da burada: Cumhurbaşkanı, Kur’an’ı artık maalesef unutulan ama bize mahsus olan ve olması gereken tavırda okuyor fakat bu konuda çalıştaylar ve daha nice toplantılar tertip eden Diyanet’in hafızları bizimle alâkasız tavırları taklide hevesleniyorlar, “Kur’an-ı Kerîm’i Güzel Okuma” yarışmaları da zaten bir “taklidler resmigeçidi” hâlinde…

Kavramları karıştırmayalım: Ortada siyasî yahut ideolojik bir mevzu değil, kültürün ve önemli bir geleneğin kaybı hadisesi mevcuttur. Dolayısı ile unutulan “Türk Tilâvet Tavrı”nın yeniden hayat bulabilmesi için Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanı’nın dünkü tilâvetinden ilham alıp bazı şartları tekrar uygulamaya koyması şarttır!

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 17 Temmuz 2018 Salı 17:00
    Murat Bey çok güzel noktalara değiniyorsunuz,umarım dikkate alınır.Saygılar.
  • Misafir 17 Temmuz 2018 Salı 15:18
    hocam çok doğru yazmışsınız,inşallah Diyanet bu seslenişe kulak verir ezanları da kur an dilavetlerine bir düzenleme bir şeylere ön ayak olur.Herkes istediği gibi okuyor.biraz milli olalım,Cumhurbaşkanımızın bu okuyuşu inşallah olması gereken okuyuşun fitilini ateşler.
  • Misafir 17 Temmuz 2018 Salı 14:19
    murat bey öncelikle yazınız için teşekkürler. yorum yapan bi arkadaş kuranı kimin bileceğini yazmış, sanki mısır tavrı okumamız Hz. Muhammed (s.a.v) zamanından kalmış gibi yorum yapmış. bence kesinlikle İstanbul tavrı okumanın biz türkler için önemli olduğu kanısındayım. Fakat yazınızda yanlış yere çekilmesi ile ilgili yaptığınız açıklamaları, her halükarda anlamayacak kişiler için fazlaca belirtmenizi yanlış buldum.
  • Misafir 17 Temmuz 2018 Salı 12:00
    görüyorsunuz mikemmel
  • Misafir 17 Temmuz 2018 Salı 11:58
    sayın bardakçı sizi kutluyorum. emekli bir imam olarak görüşlerinize katılıyorum. İhtisas kursları yeterli gelmiyor. Hocaların tahsil düzeyi yükseldi fakat kur an eğitimleri yeterli gelmiyor. Bu bir aşk işi. ALLAH ömrünüzü bereketlendirsin. Kaleminizle islama hizmeti daim eylesin.
  • Misafir 17 Temmuz 2018 Salı 11:38
    Değerli Hocam kaleminize sağlık. İçimizden geçenleri ne güzel ifade etmişsiniz. Kaç zamandır bu ezanı kameti katleden müezzin ve imamlar yüzünden diyanet işleri başkanının yakasını toplayasım var. Yahu bu ülkede herkes türkücü veya popçu olmak zorunda mı? Ses yeteneği olanların buralara yönlendirilmesi lazım.
  • Misafir 17 Temmuz 2018 Salı 11:26
    Yalnız ne Malezya, Endonezyası ne Pakistanı ne de ırkçılık boyutunda milliyetçilikleriyle meşhur İranlıların böyle bir memleket tavrı gibi takıntıları yok. Elbette insanların kendi ana dillerinden kaynaklı başka bir dili telafuzları kolay olmayabilir. Ama kolay olmuyor diye de absürdlükler ortaya koymaya gerek yok. Misal ayın çıtlatmaları balgam çıkarma ile karıştırmamak lazım. Ya da Arapçada olmayan, kaf seslerini g ile olmayan u seslerini ü ile okumak hatta klasik ince a vokalini e ile okumak gibi absürdlükler gırla. Bir de manası bilinmediği için gereksiz yerlerde sesi yükseltmek yada alçaltmak gibi saçmalıklarımız ise maalesef gazelhan geleneğinin yanlış bir tezahürü oluyor.
  • Misafir 17 Temmuz 2018 Salı 10:47
    Kelimesi , kelimesine katılıyorum, hoş bir yazı,teşekkürler Murat bey
  • Misafir 17 Temmuz 2018 Salı 10:18
    Gerçekten mükemmel tespit hocamıza tebrikler
  • Misafir 17 Temmuz 2018 Salı 10:10
    ellerinize, zihninize sağlık hocam.
  • Misafir 17 Temmuz 2018 Salı 09:31
    cumhurbaşkanımızın tilaveti ne kadar güzelse, huşu içinde dinlemek yerine ayakta cep telefon kaydı derdine düşmeleri o kadar kötüydü.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 17:38
    yazdıklarınızı maalesef anlamayacaklar
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 16:42
    SN MURAT BARDAKÇI SİZİN GİBİ İNSANLARA BU ÜLKENİN ÇOK AMA ÇOK İHTİYACI VAR...
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 16:19
    Katılmıyorum. Tilaveti doğudan gelen türkler mi bilecek, yoksa Hz. Muhammed'in torunları mı?
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 15:54
    çok anlamlı bir yazı olmuş.değerlerimizi ve kültürümüzü bize tekrar hatırlattınız.teşekkürler sayın bardakçı.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 15:48
    Önemli olan nasıl okunduğu değil ne dediği
  • Misafir 20 Temmuz 2018 Cuma 11:40
    bu yoruma insanlar ne mantıkla olumsuz yönde işaretleme yapmışlar. adam dogru demiş herkes dislike vermiş cok garip gercekten
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 15:48
    Teşekkür ederim hocam
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 15:34
    yazı çok güzel ele alınmış Rabbim kuranı kerimi ve ezanı şerifi edeple okumayı uslubuna uygun okumayı bu millete tekrar nasib eylesin inşeallah
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 15:21
    abi yazılarının hastasıyım.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 14:39
    Başkanımızın okuduğu kur'an ı kerim kalpten gelen duyguyla okunan ve insanı düşündüren bir ses ile idi . halk olarak bizde ezanın ve kur' anın okunma şeklinden rahatsısız . kendi sesime uygun atalarımızın okudğu gibi okusak ne güzel olur. çocukluğumda dinlediğim ezanlar ve kur'an sesleri hala beni etkilemektedir.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 14:39
    öçmrüne bereket ustad gercekten enfes bır üslüp farklılığı hemen anlasılıyor bırde reis okuyor buyazdıklarınızdan haberımızolmadıgı ıcın kendıne has seklıyle okuyor zannettık demekkı işin özünü bılen anında kavrayabiliyor ehhh dıyanete duyurulur veselam
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 14:39
    Kalemine Yuregine saglik
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 13:56
    kaleminize ve yüreğinize sağlık murat bey inşallah bir gün aslına rücu eder.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 13:41
    Sayın Bardakçı, Duygularıma tercüman oldunuz. Netice alıncaya kadar bu konunun lütfen tâkipçisi olunuz.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 13:30
    sayın cumhurbaşkanının okuyuş tarzının diyanetle hiç alakası olmadığı aşikar. kendisi de imam hatipli. acaba nerede öğrendi?
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 13:29
    nefis bir yazı, hele ankara ve düzcedeki müezzinler ezan okurken adeta canı yanmış gibi bağırıyorlar
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 13:10
    Sayın Cumhurbaşkanının imam hatip okulundaki hocası merhum,şehit Fevzi Bektaş'tır. Hocasının da bu konuda büyük bir katkısı olsa gerektir...
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 13:07
    Çok önemli bir meseleyi kaleme almışsınız. Kaleminize kuvvet..
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 12:53
    Allah razı olsun
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 12:48
    Aynen katılıyorum hocam. Bizim cılız seslerimiz yetmedi meramımızı anlatmaya. İnşallah sizin bu güzel yazınız etkili olur...
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 12:41
    Murat Bey, size ne kadar teşekkür etsek azdır. Üzerinde durduğunuz konu fevkalade mühim. Ama meselenin farkında olan çok az. Diyanet'te şu anda bu alanın başında olan zata bu derdi iki defa anlattım, hak verdi. İkincisinde ise , bu hassasiyetin "Arap düşmanlığı" gibi algılandığı söyledi. "Men çi gûyem tanburam çizened!"
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 12:18
    Ağzınıza sağlık Murat hocam yine güzel bir tespitte bulunmuş ve gerekli makamlara derdinizi iletmişsiniz duygularımıza tercüman olduğunuz için teşekkür ederim. Yazınız ile ilgili affınıza sığınarak bir ekleme yapmak isterim Hasan Akkuş ve Abdurrahman Gürses'in talebesi ve bence istanbul tavrının son kâri si merhum İsmail Biçer'i unutmuşsunuz hocam zikredilmesi onu tanımayanlar açısından araştırıp okuyuşuna şahit olmaları açısından iyi olacağı kanaatindeyim saygılarımla.Abdullah Günaydın
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 12:07
    :thumbsup:Agziniza sağlık.Allah hayırlı ömürler versin Murat Bey...
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 11:57
    Erdoğan, Kıraati kıymetli Kemal HUT Hocaefendi'den öğrenmiştir. Kemal Efendi'nin tedrisatından geçmiş, sadece Kur'an değil, aynı zamanda kendisinden Kur'an ahlakı da öğrenmeye gayret etmiştir. Allah Kemal Hocamıza uzun ömürler nasip etsin.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 11:42
    Kesınlikle doğru .Bu konuda otorite ALLAH rahmet eylesin ,Abdurrahman gürses ve Kani karaca dır. Nur içinde yatsınlar inşaallah
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 11:40
    Orijinal olan esas ise Arapların okuduğu şekil dışına neden çıkılsın ki ?
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 11:36
    Tek kelime ile alkışlıyorum Sayın Bardakci
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 11:28
    Tarihin Arka Odası'nda 2011'den vs. beri bahsediyorsunuz evet.Keşke program geri dönse hem sesinizi daha çok duyurabiliyordunuz, bu millete büyük hizmet Tarihin Arka Odası!
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 11:14
    Ülke yangın yeri, ekonomi alarm veriyor ve siz ciddi ciddi bu konulara kafayı takmışsınız. Gerçekten büyük gazetecisiniz !
  • Misafir 17 Temmuz 2018 Salı 09:56
    siz de çok büyük yorumcuymuşsunuz hayran olduk
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 11:06
    sizi yurekten kutluyorum saygilarimla
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 10:54
    objektif yayinlar anlasilir bir türkçe
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 10:48
    cokdogru yazmis sagolsun yetkilililere duyrulur
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 10:43
    HARİKASINIZ TURKIYENIN SIZIN GİBİ OBJEKTİF FİKİR İNSANLARINA İHTİYACI VAR
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 10:41
    çünkü bir ülkenin bir milletin gelişebilmesinin yegane şartı kuran'ı iyi okumaktır. gerisi hikaye. dolar 5 tl'ye varmış, domat 10 olmuş, kim takar.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 10:37
    Sadece ezan i serif ve kuran i kerim tilavetinde istanbul usulunden uzaklasmadik ki. Hanefi maturudi ekolu de maalesef ezher ve selefi ekolunun yaarruzu altinda zayiflatiliyor.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 10:33
    bu arada eski istanbul Türk tavrı okuyuculardan merhum Hafız Esad GEREDE'yide hemen hatirlamak lazım.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 10:15
    Ne okudum ben?
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 10:10
    murat beye katiliyorum ben ce de ustanbul makami ile okunan kuran daha lezzetli geliyor biz turklere. ayrica cumhurbaskanimizida tebrik ediyorum gercekten ses ve makam gayet guzel di
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 10:08
    tebrikler murat abi yazı güzel olmuş.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 10:03
    Hocam gerçekten kültürel açıdan hassas bir konuya temas etmişsiniz.Ağzınıza sağlık.Teşekkür ederim.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 10:00
    Muthis bir yazi. Umarim dogru yerden anlarlar okuyanlar
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 09:59
    sayın Bardakçı çok konuyu çok güzel kaleme almış.İstanbul ve Üskudar tavrı okuyucuların önde gelen isimlerden.Merhum Hafız Esad GERDE...
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 09:55
    Evet sayın hocam ben de size yürekten katılıyorum. Bu konuyu gündeme getirdiğiniz için teşekkürlerimi sunarım.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 09:52
    Çok isabetli bir tesbit yazısı.Maalesef diyanet öz-ruh ve yerli hesabı yapmadan camii musikisini berbat ediyor.Mutlaka içten samimi ve yerli hüzünlü okuyuşlara dönülmeli.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 09:51
    Helal...
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 09:43
    ezan konusunda son derece haklisiniz ... cocuklugumuzdan beri kulaklarimizin asina oldugu makamlar yerine biran once okusada bitirse dedigimiz makamlarda ezan okuyorlar. ...
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 09:43
    Umarım diyanet bu yazınızın gereği olan çalışmayı başlatır.. Yine gözden kaçan bir ayrıntıyı dikkate getirmişsiniz. Elinize sağlık
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 09:41
    Diyanet işleri başkanlığına ve yönetimine diyalogcu olmayan, hem ilim hem de kıraat bakımından bu toprakları soluyan bir kişi ve yönetim getirilmelidir. Diyanetin başına Ömer Nasuhi Bilmen gibi icazetli ve ehli sünnet bir alim gelse güzel olmaz mı?
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 09:00
    Tarihci olmak boyleyse anlattiklari tarihe inanasim yok...
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 08:59
    sevgili hocam Allah sizden razı olsun...Ağzınıza kaleminize sağlık...
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 08:55
    Murat Bey, Ellerinize sağlık. Gerçekten güzel bir çalışma olmuş.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 08:45
    Tamamen katılıyorum.İstanbul tavrı sayın başkanımızın ses tonuna sahip olanlar için dahada güzel duruyor. Acizane tesbitim katılırmısınız bilmem.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 08:36
    Allah kelimesinin cumhurbaskanlarina telafuzunun yasak oldugu gunlerden Baskan'in kuran okudugu gunlere geldik.Hey Rabbim sen nelere kadirsin.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 08:34
    Çok haklisiniz syn bardakçı yine güzel yazmışsınız.
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 08:32
    Türkiye laik devlet mi ? yoksa din devleti mi ?
  • Misafir 16 Temmuz 2018 Pazartesi 08:30
    Sizi tebrik ediyorum. Her daim gıbta ile okuduğum makalelerinizde olduğu gibi Kur'an-ı Kerim tilavetine dair yazdığınız bu tespitin "Türk kültür karakterine ve musiki zevkine uygun tavır alınması şartının/uygulamasının nesiller üzerinde olumluluk derecesi yüksek derin etki yaratacağı" bilincini uyandırması dileğimdir. Türk Milleti kendi olmadıkça, kendinden olanlar önder olmadıkça; her alandaki kepaze halimiz maalesef tanımladığınız bu tür aşındırıcı, yıkıcılığa da varan kopmaları bize fatura eden şeylerle uğraşmakla zamanımızı heba eder olduk. Temelinde yatan sebepler elbette çok çeşitlidir. Ancak gözümüze sokarcasına dünyalık nimet devşirme derdine düşüp artistik gösteriye dönüştürülen bu tip ilahi alan davranışları maalesef gençlerimizi dinden-imandan uzak, zevksiz, duygusuz da yapıyor, bu da derin sosyal sorun patlamasına kadar varıyor. İmam-ı Maturudi ekolü mutlaka diriltilmelidir. Gençlik düşünmeyi unuttu. Halbu ki, "düşünmek" de Allah emridir. Tıpkı "okumak" gibi. Allah'ın resulüne ilk emri; "Oku, oku, oku ve düşün" değil mi? Düşündürmeyen din anlayışı rotasız sandallar gibi gençliği dalgalar arasında savurup götürüyor. Akıbet ortada. Berhudar olun.
Kalan karakter : 300