Son Dakika

Topkapı Sarayı

24.08.2018 - 10:09 | Güncelleme:

Topkapı Sarayı’nda geniş bir restorasyona başlanmış ve gazetelerin yazdıklarına bakılırsa, saray beş katına çıkacakmış!

Bu giriş cümlemde aslında iki büyük hatâ var: İlki, Topkapı’dan “saray” diye bahsetmem… Zira, Topkapı “saray” değil, “müze”dir; isminin doğrusu ve tam şekli de “Topkapı Sarayı Müzesi”dir…

Diğer hatâ ise gazetelerin haberi verirken attıkları başlıklar, restorasyonun tamamlanmasından sonra Topkapı’nın “beş katına çıkacağı” ifadesi…

Uzun müddet devam edecek restorasyon bittiğinde Topkapı’nın genişliğinde bir değişiklik olmayacak, yani öyle yüzölçümü falan artmayacak, sadece ziyaret edilebilecek alanlar şimdikinin beş katına çıkacak, mesele bu…

Topkapı Sarayı’ndan bahsederken, bir başka hakikatin de açıkça ifadesi gerekir:

Saray, tarihimiz bakımından çok önemlidir, güzeldir, hoştur, zengindir, canımızdır, ciğerimizdir, bir tanemizdir, görünümü lâtiftir, avlularında daha bir hoş nefes alırsınız, sâkinliği veya eski tâbiri ile “âsûdeliği” ruha huzur verir, dertlerinizi unutturur ama devâsâ bir gecekondu mahallesini andırır! Hattâ, Avrupa’daki saraylar ile mukayese ettiğiniz takdirde karşınızda köhne, karmakarışık, bir tarafı elden geçirilirken diğer tarafı harap olan ve en önemlisi de plânsız şekilde inşa edilmiş bir mekân çıkar!

Zira, Fatih Sultan Mehmed’den Sultan Abdülmecid’e kadar hemen her hükümdar herhangi ihtiyaç hâsıl olunca sarayda değişiklikler yapmış, bir padişah yepyeni bir bina inşa ederken bir diğeri mevcut olanı yıkmış, yıktığı yere bir başka bina yahut ilâve kondurmuş veya boş bırakmış, farklı bir maksatla kullanmak istenen yapılar değişik hâle getirilmiş ve sarayın zaten karmakarışık olan plânı daha da karışıp çorbaya dönmüştür!

Üstelik asırlar boyu devam eden yıkımları, yapımları ve değişikliklere ait plânların mevcut olmamasını bir tarafa bırakın, ortada doğru dürüst inşaat kayıtları bile yoktur ve neyin nereye, ne maksatla yapıldığı hakkında doğruya en yakın bilgiler ancak restorasyonlar sırasında ortaya çıkmaktadır.

Eski senelerde, özellikle de 1960’ların restorasyonları ise başka bir âlemdir, hattâ felâkettir! İsimleri bugün “büyük hoca” diye geçen o devrin bazı anlı-şanlı mimarları restorasyonu titizlikle yapmaları, binanın her santimetrekaresini bile inceden inceye elden geçirmeleri gerektiği halde işin kolayına kaçıp mekâna çimentoyu basmışlar, asırlar öncesinin ahşap ve aynı şekilde zayıf duvarlarının üzerine böyle tonlarca ağırlık yüklenince de çatlaklar ve temellerde kaymalar başlamıştır!

Son aylarda gazetelerde çıkan “Topkapı Sarayı’nın falanca bölümünde yıkılma tehlikesi baş gösterdi!” veya “Saray kayıyor” gibisinden muhtemel felâketlerin sebeplerinin başında şimdi “büyük hoca”, “üstad”, “eşsiz restoratör”, vesaire gibi pâyelerle bahsedilen geçmişin tarih, kültür ve en önemlisi de meslek cahili mimarlarının basiretsizlikleri gelir!

BİZİM MİLLÎ MÜZEMİZ HİÇ OLMADI!

Topkapı Sarayı’nı ayağa kaldırabilmek maksadıyla istediğimiz kadar çaba gösterelim, en zor restorasyonlara girişelim ve bu işler için büyük servetler de harcayalım, nafile! Uzun dönemde elde edecek olduğumuz sadece bir hiçtir ve en mükemmel şekilde restore edilmiş bölümlerde bile kısa bir müddet sonra yine bozulma baş gösterecektir! Zira asırların getirdiği tahribat devam edecek, bir taraf yapılırken diğer taraf bozulmaya başlayacak, oraya el atıldığında da bu defa restore edilmiş kısım eskiyecektir.

Dolayısı ile çözüm, restorasyonun sarayın bazı bölümlerinde ama taksit taksit değil, tamamında ve mutlaka aynı anda yapılmasıdır. Bunun yolu ise ziyaretçi gelirinin gözardı edilip Topkapı’nın iş bitene kadar bir, hattâ iki seneliğine ziyarete kapatılmasından geçer!

Ama bu da kâfi değildir. Yenilenen sarayın o aşamadan sonraki bakımı da büyük masraf gerektirir ve bütün masrafları karşılasak bile senelerdir mevcut olan bir başka mesele hâlâ çözüme kavuşturulamamış olacaktır:

Topkapı’nın hüviyeti, yani “saray” mı yoksa “müze” mi olduğu…

İmparatorluk devrinde “Saray-ı Hümayun” veya “Saray-ı Âmire” denen Topkapı, adı üzerinde, “saray”dır; yani hem hükümdar ile ailesinin resmî ikametgâhı, hem de devletin idare merkezidir ve aslında “müze” değildir. Topkapı’da bugün muhafaza edilen eserlerin çoğu geçmiş asırların ya günlük eşyalarıdır yahut Kutsal Emanetler ile hazine gibi devletin o devirlerdeki en yüksek makamının hâkimiyet alâmeti olan objelerdir.

Türkiye’de bugün “Türkiye Müzesi”, yani İngilizlerin meşhur “British Museum”larının benzeri “Turkish Museum” diyebileceğimiz bir müessese henüz yoktur ve saraydaki birçok objenin bulunması gereken yer işte şimdi mevcut olmayan ve çok geç kalmış olsak bile tarihî yarımadada mutlaka kurmamız gereken böyle bir müzedir.

Kutsal Emanetler’in yeri zaten Topkapı Sarayı’dır ama “padişah portreleri” ve “padişah elbiseleri” gibi geniş mekânları dolduran objelerin, depolardaki on binlerce silâhın, binlerce porselenin, top top kumaşın vesairenin teşhir edilmesi gereken yer Topkapı değil, “Türk Müzesi”dir. Topkapı’nın salonlarını ve depolarını dolduran objeler kurulacak yeni müzeye nakledildiği takdirde bu mekân dünyanın sayılı kültür merkezlerinden biri hâline gelir; Topkapı da rahat bir nefes alır, hakiki kimliğine, yani “saraylığına” döner ve ziyaretçiler asıl Topkapı Sarayı’nı işte o zaman görüp öğrenirler.


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 25 Ağustos 2018 Cumartesi 13:12
    düşünceler inizin tamamı na katılıyorum hocam
  • Misafir 25 Ağustos 2018 Cumartesi 13:04
    Çok doğru söylüyorsunuz. Tebrikler :clap::clap:
  • Misafir 25 Ağustos 2018 Cumartesi 11:55
    Güzel bir teklif sunuyor sayın yazar.Yetkililer bütün kanaat ve fikirleri dinleyip harekete geçmelidir.
  • Misafir 25 Ağustos 2018 Cumartesi 11:09
    yahu senbitanesin
  • Misafir 25 Ağustos 2018 Cumartesi 11:04
    Özledik seni Reis. Ekranlara dönme zamanın gelmedi mi?
  • Misafir 25 Ağustos 2018 Cumartesi 10:36
    Eski Kuleli Askeri Lisesi -konumu hariçinde- bir çare olabilir mi? Tarihi Yarımada'da olması şart mı? Sözünü ettiğiniz müze konsepti için yeterli büyüklüğe sahip ve konum olarak deniz ulaşımına imkan vermesi trafik sorununu da çözer.
  • Misafir 25 Ağustos 2018 Cumartesi 08:00
    sonuna kadar haklı
  • Misafir 25 Ağustos 2018 Cumartesi 03:52
    Çok iyi yazı
  • Misafir 25 Ağustos 2018 Cumartesi 03:01
    Bundan daha iyi izahat olamaz! Anlayana! Çok yaşayın inşallah
  • Misafir 24 Ağustos 2018 Cuma 21:24
    Murat Bey,insallah sizin gibi tarihçilerimizin sayısı bu ülkede çoğalır.
  • Misafir 24 Ağustos 2018 Cuma 20:00
    Londra bir imparatorluk şehridir. İstanbul ise maalesef koca bir imparatorluk köyü'ne çevrilmiştir
  • Misafir 24 Ağustos 2018 Cuma 15:54
    Yeni müze kurulacaksa yeri eski Sultanahmet Adliye Sarayıdır.
  • Misafir 24 Ağustos 2018 Cuma 15:12
    Çok yerinde bir değerlendirme
  • Misafir 24 Ağustos 2018 Cuma 14:55
    saray ya da müze için söylenecek çok şey var... mesela yağlıboya portlerin yerine sergilenen kötü baskılı karton toblo müsveddeleri,bahçenin berbat hali,onarım adı altında yapılan rezalet kara sıva çalışmaları,ziyaretçiler için tahsis edilen tuvaletin zavallı hali...
  • Misafir 24 Ağustos 2018 Cuma 14:02
    murat bey çok haklısınız
  • Misafir 24 Ağustos 2018 Cuma 13:41
    Gayet haklısınız.Güzel bir müzeye gönlümüz aç, tüm cihana yapılmış bir iyilik de sayılırdı bu...
  • Misafir 24 Ağustos 2018 Cuma 13:09
    :thumbsup:
  • Misafir 24 Ağustos 2018 Cuma 13:04
    Tarihin Arka Odası geri gelsin!!!! Lütfen monsieur!!
  • Misafir 24 Ağustos 2018 Cuma 12:05
    Haklısınız hocam
  • Misafir 24 Ağustos 2018 Cuma 11:35
    Kesinlikle katılıyorum. Ciddi bir müze açılıp, sahip olduğumuz tüm objeler teşhir edilmelidir. Ta ki; Ağaç kovuğundan çıkmadığımızı Dünya'lılar anlayana kadar...
  • Misafir 24 Ağustos 2018 Cuma 11:20
    çok doğru söylüyorsunuz hocam. adam gibi bir müze şart bize
Kalan karakter : 2000