Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Dün, Binazir Butto’ya suikast yapıldığı haberinin duyuulmasından sonra, aklımda hep arkadaşım Kenize Murad vardı.

        Biz, Osmanlı hükümdarı Beşinci Murad’ın torunu Kenize Murad’ı Fransa’da yayınladığı ve Fransız tarihinin roman rekorunu kıran “De la Part de la Princesse Morte”, yani “Ölmüş Bir Prenses Tarafından” isimli eserinin “Saraydan Sürgüne” ismiyle yapılmış Türkçe tercümesinden biliriz.

        Kenize, Fransa’da romancılığının yanısıra önemli bir gazetecidir ve Ortadoğu ile beraber Hind yarımadası, özellikle de Hindistan ve Pakistan konularında çok iyi tanınan bir uzmandır. Uzmanlığının kaynağı da ailesidir: Annesi Selma Hanımsultan Osmanlı Hanedanı’ndandır, babası Seyyid Sacid Hüseyin ise bir Hind asilzadesi, Kotwara Mihracesi’dir. Kenize’nin Fransa’daki resmî soyadında “de Kotwara”, yani “Kotwaralı”, bir başka ifadeyle “Kotwara asilzadesi” sözü vardır ve asalet unvanı kullanmanın serbest olduğu Fransa’da “Princesse de Kotwara”, yani “Kotvara Prensesi”dir. Aile bağlantıları sayesinde, annesinin memleketi olan Türkiye ve Ortadoğu konularının yanısıra babasının ülkesi olan Hindistan meselesinde de uzmanlaşmıştır.

        Butto suikastinden sonra hemen Kenize’yi düşünmemin sebebi, onun birkaç hafta önce Pakistan’a gitmiş olmasıydı. Binazir ile bundan senelerce öncesine dayanan çok yakın bir dostluğu vardı, zira Binazir’in 1979’da idam edilen babası Zülfikâr Ali Butto’nun özel bir konuda büyük yardımlarını görmüştü, hattâ bir yerde hayatını bile ona borçluydu.

        Kenize, Butto ailesine olan vefa borcunu, Binazir’in sürgün yıllarında hep yanında bulunarak ödedi. Aralarında yakın bir dostluk vardı; Kenize, Binazir’in 1988’de Pakistan’da başbakanlığa gelmesinden önce Avrupa’daki siyasi faaliyetlerinin de içinde bulunmuş, Fransa’da gayet etkili olan kendi çevresinin de Binazir’e destek vermesini sağlamıştı.

        Suikast haberi duyulur duyulmaz aklıma hemen Kenize geldi ve “Ya Binazir ile beraber idi ise?” diye düşündüm, zira, Pakistan’da Binazir’in yanında olmaması mümkün değildi. Sonra, Kenize’nin İstanbul’daki akrabalarıyla, yani Osmanlı Hanedanı’nın bazı mensuplarıyla konuştum. Pakistan’a gidişinden itibaren hiçbiri Kenize’den haber alamamıştı ve hepsi endişeliydi.

        Son çare olarak, dün gece geç vakitte Kenize’nin Fransa’daki e-mail adresine bir mesaj gönderdim ve “Nerede ve nasıl olduğunu merak ediyoruz, bizi bilgilendir” dedim.

        Cevap, bugün öğle saatlerinde geldi ve endişelerimizde ne kadar haklı olduğumuzu gösterdi: Kenize Murad, Butto’nun mitingine gitmişti ve Binazir ile beraber can vermekten neyse ki, son anda kurtulmuştu.

        Gönderdiği cevabî mesajında “Dün Rawalpindi’ye gittim ve Benazir’in mitingine katıldım. Bana “Mitingden sonra beraber olalım. Benim aracıma gel, birlikte döneriz” dedi ama bir başka ropörtaj randevum olduğunu, miting bitmeden önce gitmem gerektiğini söyledim ve “İşimi tamamladıktan sonra gelirim” dedim. Miting alanından Benazir’in konuşmasını bitirmesinden on dakika önce ayrıldım. Senin anlayacağın, şans eseri kurtuldum” diyordu.

        Sözün kısası, Kenize’nin verilmiş sadakası varmış!

        KÜÇÜK BİR HATIRLATMA: Yazıda “Benazir” adını “Binazir” diye yazmamı yanlışlık yahut imlâ hatası olarak düşünmeyin, bilerek yazdım, zira bu kelime Türkçe’de “Binazir” diye telâffuz edilir ve öyle yazılır. Batı’nın “Benazir” diye telâffuz ettiği kelime, bizde “Bînazîr”dir ve “benzersiz, eşsiz” demektir.

        Kelimenin başındaki “Bî” sözü, Farsça’da olumsuzluk ekidir ve “bîçâre”nin “çâresiz”, “Bîvefa”nın “vefasız”, “bîhaber”in “habersiz” olması gibi, kendisinden sonra gelen kelimeyi olumsuz yapar. “Nazîr”, Arapça’da “benzer, eş” demektir; başına “bi” getirilince, yani “bînazîr” olunca “benzeri olmayan, eşsiz” anlamına gelir.

        Dolayısıyla, gazetelerin dış haber servislerinin batılı ajansların haberlerini tercüme ettikleri sırada “Hüseyin”i “Hossein”, “Han”ı Khan”, “Humeynî”yi “Khomeini” diye yazm aları ne kadar yanlışsa, “Binazir”in “Benazir” yapılması da o derece hatalıdır.

        Ben, “Benazir”i “Binazir” diye yazıyorum ama Kenize’nin mesajı gibi atıf yaptığım kaynaklarda nasıl yazıldımışsa öyle bırakıyorum.

        Diğer Yazılar