Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TARİHÇİLERİN kutbu ve hocaların hocası olan büyük üstâd Prof. Halil İnalcık, Habertürk TV'de geçen pazar gecesi Fatih Altaylı'yı, bendenizi ve seyircileri bilgi deryasında gezdirdiği sırada, bir heykel meselesinden bahsetti. Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşu hakkında bugüne kadar varolan, "devletin birkaç yüz çadırdan doğduğu" şeklindeki söylentiler için, "Bunlar, tamamen yanlış şeyler" dedi. Sonra, yeni bulup yayınladığı belgelere dayanarak, devletin kurucusu Osman Gazi'nin "Alp", yani bir "şövalye" olduğunun anlaşıldığını ve isminin eski metinlerde "Osman Alp" diye geçtiğini söyledi. Ve daha sonra, devletin kurucusunun Bursa'daki heykelinden •bahsetti. Osman Gazi'nin heykelde cüppeli ve sarıklı olduğunu; bunun yanlışlığını söylemesi ve heykelin bir savaşçıyı temsil ettiğini ısrarla tekrarlaması üzerine yeni bir heykelin yapımına başlandığını anlattı. Ama, Osman Gazi, yeni heykelde de bir "Alp" olarak görünmüyordu ve üzerinde yine cüppemsi birşey vardı! Halil Hoca'nın anlattıkları, bana yeni banknotlardan birinin üzerindeki çizimi, 100 liralıkların arkasında yeralan Buhurîzâde Mustafa Itri'inin temsilî resmindeki yanlışı hatırlattı.

        SARAYDA HOCALIK ETMİŞ

        Doğum ve ölüm tarihleri ile ilgili olarak elimizde hiçbir kayıt bulunmayan ve kısaca "Itrî" diye tanınan Buhurîzâde Mustafa Efendi bir 17. yüzyıl bestekârıdır ve hayatı bir bilinmezlik bulutunun ardındadır. Bazı besteleri bugün elimizdedir, bunların en meşhuru "Tutî-i mucize-gûyem, ne desem lâf değil" mısraı ile başlayan Segah makamındaki eseridir ve "tekbîr"in de Itrî'nin bestesi olduğu şeklinde bir rivayet vardır. Ben, Osmanlı Arşivleri'nde Itrî hakkında birhayli belge buldum. İleride yayınlayacağım bu belgeler, sarayda musiki dersleri veren bestekâra bu iş karşılığında yapılan ödemelerle ilgiliydi ama Itrî'nin hangi seneler arasında yaşadığına dair bir kayda henüz rastlamadım. Şimdi, gelelim yeni 100 liralıkların arkasındaki Itrî çizimine... Mevlevî olduğuna inanılan Itrî, bu temsilî resimde başında Mevlevî sikkesiyle çizilmiş ve ilk bakışta sikkenin "destarlı" olduğu görünüyor.

        ITRÎ'Yİ ŞEYH YAPTILAR

        "Destar" diye, sikkenin başa oturan kısmının hemen dışına, birkaç parmak kalınlığında çepeçevre sarılan tülbende denir ve Mevlevîlik'te destan sadece "şeyh"ler sarabilirler. İşte hata burada; Itrî'nin banknotlarda bir "Mevlevî şeyhi" olarak gösterilmesinde... Buhurîzâde Mustafa Itrî Efendi'nin hayatı hakkında gerçi pek bir malumatımız yoktur, ama Itrî konusunda elimizde bulunan tek kesin bilgi, onun bir Mevlevî şeyhi olmadığıdır... Zira, Mevlevîlik ayrıntılarıyla incelenmiş ve incelenmekte olan bir kültür tarikatidir; ' asırlar boyunca şeyhlik etmiş kişilerin kim oldukları, özellikle de Itrî'nin yaşadığı 17. asır şeyhleri gayet iyi bilinirler ve şeyhler silsilesinde Itrî'nin ismi geçmez! Halil Hoca'nın "Osman Alp"ini şalvarlı ve cüppeli bir derviş haline getiren devlet memuru heykeltraşlarımız-dan sonra, yine devlet memuru olan ressamlarımız, Itrî'yi 300 küsur sene sonra, işte böyle "Şeyh" yapıverdiler...

        Diğer Yazılar