Rakı reklamına kısıtlama getirenlerin ellerine sağlık!
BU yazıyı, çok kişinin hiddetleneceğini gayet iyi bilerek kaleme alıyorum.
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, alkollü içki reklamları mevzuatında değişiklik yaptı ve rakının reklamlarda balıkla ve beyaz peynirle birarada yer almasını yasakladı.
Bence çok iyi etti... Kararı verenlerin ellerine, akıllarına ve fikirlerine sağlık!
Hangi içki olursa olsun, alkolün teşvikine, reklamına, hele rakının da "millî içkimiz" diye gösterilmesine karşıyım ve daha açık söyleyeyim: Âdâbıyla içmeyi zaten pek bilmeyen bir milletiz. İçki bazılarımız, özellikle de erkeklerimiz için neredeyse güç sembolüdür, daha da vahimi, "mükeyyefat"tan yani keyif veren maddelerden olan alkol son senelerde bir "statü göstergesi" halini almıştır, memlekette pahalı içkiler içtiği takdirde sınıf atladığına, hattâ ciddî bir okur-yazar kisvesine büründüğüne inananlar bile türemiştir ama kaçıncı kadehten sonra durulması gerektiğini çoğumuz hâlâ bilmeyiz.
Dolayısıyla bazı mekânlarda, özellikle de İstanbul'da Büyükşehir Belediyesi'nin işlettiği yerlerde içkinin olmaması beni hiç rahatsız etmez. Söylediğimin, bu yazıyı okuyan bazı kişilerin şu anda zihinlerinde belirdiğine inandığım "AK Parti şakşakçılığı" ile bir alâkası yoktur; Boğaz'da, içki meraklılarının istedikleri kadar nûşedebilecekleri daha dünya kadar mekân bulunur, alkol ihtiyaçları oralarda karşılanabilir.
MİLLÎ İÇKİMİZ PALAVRASI
Ve, yine pek bilmediğimiz bir başka konu: Rakı ile kuru fasulyenin "millî içki" ve "millîyemeğimiz" olduğu inancı...
Her iki iddia da tamamen yanlıştır. Rakı, Türkiye'de 19. yüzyılın sonlarına doğru tanınmıştır ve bizimle hiçbir alâkası yoktur. Arapça "arak" yani "ter" kelimesinden gelir, üzümün yahut başka bir meyvenin alkolünün damıtılarak imali sırasında terlemeyi andıran şekilde, yani damla damla elde edilmesinden dolayı bu ismi almıştır ve bize Araplar'dan mı, yoksa Yunanlılar'dan mı geldiği meselesi de hâlâ açığa kavuşmamıştır.
Anadolu'da rakının gelmesinden önceki asırlarda alkol niyetine ne içildiğini merak edenler için söyleyeyim: Şarap... Türkiye, Kanuni Sultan Süleyman devrinde bile önemli bir şarap ihracatçısıdır, o yüzyılların kanunnamelerinde hangi cins şarabın ithalinden yahut ihracından ne kadar vergi alınacağı bile ayrıntılarıyla yazılıdır.
Kuru fasulye de öyle... Fasulyenin kurusu da, yaşı da, Amerika kıt'asına mahsustur, "Post-Colombus" yani Kristof Kolomb sonrası sebzedir, Eski Dünya'ya Amerika'nın keşfinden sonra gelmiştir ve Anadolu'nun fasulye ile tanışması ancak 16. Asır sonrasındadır.
BU KADARLA KALMAMALI
Sözün kısası, rakının balık yahut beyaz peynir gibisinden yiyecek maddeleriyle birarada ve içmeyi özendirecek şekilde reklamının yasaklanması bendenizi gayet memnun etmiştir ve sırada herhalde her cins içkinin servis saatlerinin de zapt u rapt altına alınması vardır.